Giriş
(5)

Nostaljik bir abur cubur vardı

egerbiryolcu
Eti form limonlu bisküvi tadının aynısı veya çok benzeriydi. Çocukken çok seviyordum. 90 li veya 2000 li yillardan bir ürün. Ne olabilir bu tada benzeyen ürünler?
Eti form limonlu bisküvi tadının aynısı veya çok benzeriydi. Çocukken çok seviyordum. 90 li veya 2000 li yillardan bir ürün. Ne olabilir bu tada benzeyen ürünler?
0
egerbiryolcu
(10.03.26)
bumbo
piknik bisküvi
eti cin

aklıma ilk gelen limonlu, portakallı püskevitler bunlar.

bi de 2000'lerde efesin limonlu birası vardı o başka tabi :)
-1
yurtsuz john
(10.03.26)
95-99 gibi eti portakallı bisküvi vardı. hala var mıdır bilmiyorum. bu olabilir mi?
prnt.sc
0
exlibris
(10.03.26)
@exlibris
Ay galiba bu olma ihtimali çok yüksek. Şekli tanıdık geldi baya. Hala varsa hemen deneyeceğim. Teşekkürler.

@yurtsuz John ahaha bira sevmem ama eminim limonlusu güzeldir
0
🌸egerbiryolcu
(10.03.26)
+1 exlibris

hala marketlerde satılıyor
0
Başka
(10.03.26)
Bumbo.
Tam olarak eti form limonlu gibi.
0
alice in potatoland
(10.03.26)
(3)

Bebeğe isim verme konusu

alice in potatoland
Günaydın duyurunun güzel insanları,2. bebeği beklerken merak ettiğim bir şey var. Evlendiği kişi yabancı olanlara bu sorum. Çocuklarınıza nasıl isimler verdiniz ya da vermeyi düşünüyorsunuz? Bir yabancı bir Türkçe?Sadece Türkçe?Sadece yabancı? Sadece yabancı ya da sadece Türkçe verenler iki dilde de
Günaydın duyurunun güzel insanları,

2. bebeği beklerken merak ettiğim bir şey var. Evlendiği kişi yabancı olanlara bu sorum. Çocuklarınıza nasıl isimler verdiniz ya da vermeyi düşünüyorsunuz?
Bir yabancı bir Türkçe?
Sadece Türkçe?
Sadece yabancı?

Sadece yabancı ya da sadece Türkçe verenler iki dilde de rahat kullanılabilir bir isim mi tercih ettiniz? Mesela Lena, Martin, Bora gibi? Yoksa diğer ülkede rahat kullanımı hiç umursamadan mı koydunuz? Ilgın, Güneş, Ceren, Armağan, Alexander, Wilma gibi?
Yabancı ile evlilikten kastım yabancı pasaportu olan Türklerle değil. Hans Christian ya da Mary-Louise ile evli olanlar :)
İkinci bebeğe ikinci isim olarak Türkçe karakter içeren bir isim vermek istiyorum. Eşim yurtdışında problem yaratacağını söylüyor haklı olarak ama isim çok hoşuma gidiyor, napiyim :)
Cevaplar için şimdiden teşekkürler.

İki farklı soru olduğu için birden fazla seçenek seçebilirsiniz şeklinde ayarladım.
📊 Seçiyoruz:
Bir türkçe bir yabancı %60 (6)
İki isim de türkçe %10 (1)
İki isim de yabancı %10 (1)
Tek isim yabancı %10 (1)
Tek isim türkçe %0 (0)
Diğer dili düşünmeden isim koyduk %10 (1)
Diğer dili düşünerek isim koyduk %0 (0)
0
alice in potatoland
(08.03.26)
soyismimizde W harfi var. diger dili düsünsem ne, düsünmesem ne? bir getirisi yok. ismi yazip, soyisme gelince gene cortlayacaklar.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.03.26)
Bir Turkce bir yabaci bir isim verdim. Turkce isim iki dilde rahat kullanilabilir olmali. Ç, Ğ, I, İ, Ö, Ş, Ü gibi harfleri icermeyen, Ingilizce klavye ile yazilabilen, okunup, soylenebilen bir isim olmali. Ayrica Turkce alfabede olmayan x,w falan da icermezse kolaylik olur cocuklar icin.

Lara, Leo, Luna falan gibi iki dilde yazilip okunan bir Turkce isim yanina da siyasetten, dinden uzak lokal yabanci bir isim...
0
thetruenorthstrongandfree1
(08.03.26)
@truenorth, anlıyorum ama bu durum da çok kısıtlayıcı oluyor. Her çocuk ya Lena ya Leo ya Lara. Anaokulları barınak gibi olmuş, Milooo gel oğlum, Lenaaa gel kızım. Benim için hiçbir anlamı olmayan isimler bunlar.
+2
🌸alice in potatoland
(10.03.26)
(7)

Parfüm vücuda mı sıkılır elbiseye mi?

komando kani var bende
Siz nasıl kullanıyorsunuz parfümü?
Siz nasıl kullanıyorsunuz parfümü?
0
komando kani var bende
(26.02.26)
Duştan sonra vücuda.
0
orient blue
(26.02.26)
Vücuda, zira parfümü vücuduna sıktığında vücut sıcaklığına göre notaların dağılımı değişir koku düz bir şekilde ilerlemez, özellikle nabız noktalarında, ayrıca esans vücutta sebuma yapıştığı için daha uzun süre kalır, elbiseye sıktığında bunlar olmaz, ha ama çakma parfüm kullanılıyorsa tabii ki vücudunuza sıkmayın.
0
kizil karga
(26.02.26)
ben kıyafetime sıkıyorum. doğrudan cildime kimyasal sıkmaktan hoşlanmıyorum.
+1
gurur
(26.02.26)
kıyafete sıkarım. bazen boynuma.
0
tabudeviren
(26.02.26)
boynuma sıkıyorum
0
cay koy geliyorum
(26.02.26)
Vücuda sıkmayın deniyor, özellikle boğun ve göğüs bölgesine sıkmak tiroid bezini çok ciddi etkileyebiliyormuş. Bunu öğrendiğimden beri kıyafete sıkmaya çalışıyorum ama alışkanlık çok beter bişey.
+1
muhayyer divan
(26.02.26)
Lenf sistemimi çok seviyorum, bu sebeple tenime direkt temas ettirmiyorum.
0
alice in potatoland
(27.02.26)
(29)

Bakıcı mı okul mu

wild honey suckle
2 yaş bebesi, anneanne ve babanne bakamaz olarak düşündüğümüzde, güvenilir bir okul mu (tam zamanlı maalesef) yoksa referanslı bir bakıcı mı? Siz olsanız hangisini seçerdiniz ve niye?
2 yaş bebesi, anneanne ve babanne bakamaz olarak düşündüğümüzde, güvenilir bir okul mu (tam zamanlı maalesef) yoksa referanslı bir bakıcı mı?

Siz olsanız hangisini seçerdiniz ve niye?
+1
wild honey suckle
(25.02.26)
bakıcıdan memnunsam güvenilir biriyse ve anlaşabiliyorsam bakıcıdan devam ederdim. aksi durumda okul.
0
Sadece soruyorum
(25.02.26)
Hali hazırda bakıcı yok, yani sıfırdan bulunacak.
0
🌸wild honey suckle
(25.02.26)
Güvenilir bir bakıcı. 2 çocuklu bir anne olarak 2 yaşın kreş için çok erken olduğunu, 3 yaşa kadar temel bir bakım verenle büyümesi gerektiğini düşünüyorum.
-2
kaymaktutmayansicaksut
(25.02.26)
Bakıcı. Çok küçük daha bence kreş için. 3 yaştan sonra anca.
-7
sadakatsiz
(25.02.26)
Bakıcı kesinlikle. Şirkette bir arkadaş var. Çocuğu 2 3 yıldır ana okuluna gidiyor. 5 yaşında. Çocuk bıkmış durumda. 1. sınıfa tükenmiş olarak başlayacak. Okul zaten başlayınca bitmeyen bir şey. 2 yıl daha dinlensin çocuk.
-8
arbre
(25.02.26)
aile büyüğü bakabilseydi bi sene daha evde kalabilirdi. 3 yaşında zaten kreşe başlayacak. yani son bi sene için bakıcı bulmaya değer mi, güvenilir bakıcı bulunabilir mi bilemedim. yani çocuğumu evde bi yabancı ile bırakma fikri bana biraz korkunç geliyor. gerçekten iyi referansının olması lazım. dolaylı değil hatta birebir görüşmek filan isterim o referansla. her odaya da kamera koyardım muhtemelen. başka türlüsü zor.

güvenilir kreş mi güvenilir bakıcı mı derseniz sanki kreş bana daha mantıklı gibi geliyor. kızım 34 aylık gibi kreşe başladı. mesela bu kreşe ben 2 yaşında da olsa gönderirdim.
0
elorelia
(25.02.26)
Kreş diyorum.
En donanımlı ve hevesli bakıcı bile çocuğa pek de bir şey öğretmeyecek, etkinlikler yapmayacak.
Telefonundan reels kaydırırken çocuk da büyüyecek.

Kreşte ise kötü bile olsa bir etkinlik, şarkılar, boyamalar vs var. Ayrıca diğer çocuklarla sosyalleşmek var.
+12
michael_knight
(25.02.26)
yeni ben bakıcılarla sürekli problem yaşayan 1.5 senede 3 bakıcı değiştiren biri olarak yine de her türlü bakıcıyı tercih ederim.
bebeklerimiz aynı yaşta ve çok küçükler diye düşünüyorum. kreşlerde birebir ilgi görmüyorlar. güvenli bağlanma için de ilk üç yıl bakım verenle birebir ilgi çok önemli.
kreşe de 3 yaşında veririz:)

@michael_knight,
ona göre bir bakıcı bulursan neden olmasın? benim tüm bakıcılarım sürekli etkinlik yaptıran, araştıran çocuğu öncelik yapmış kişilerdi. farklı problemlerle ayrıldık ama bu konuda haklarını yiyemem. sadece çocuğa odaklılardı yani ev işi vs istemedik.
şimdiki bakıcım da öyle. instagramda gördüğümüz ne kadar etkinlik varsa hepsini tek tek yapıyorlar. her gün onlarca kitap okur, şarkı ve dansları öğretir, bilişsel gelişimi için çabalar, boya yaptırır, kum oynatır, su oynatır. gün içinde hiç yalnız bırakmaz.
sahibinden comda buldum bu arada, referans filan yoktu. kamera var evde diye güvendim, güvenim boşa çıkmadı. şimdi bakıcı gelince çocuk koşup sarılıyor hemen seviyor bakıcısını.
ben bile haftasonu o kadar oyun oynayamam etkinlik yaptıramam :)
-2
Gradient_tabanlı_mor
(25.02.26)
Kres tabii.

Cocuklar cocuklarla yetişkinlerden daha iyi anlasir.
+2
Purple life
(25.02.26)
2 yaş sosyalleşme yaşı değil arkadaşlar, onu kaçırıyoruz bence. 2 yaş bebeğin kendi kendine oyun kurmayı dahi yeni yeni öğrenmeye başladığı, her anında güvendiği ve tüm ilgiyi ona veren birini aradığı bir yaş. Bakıcının ana artısı birebir vakit geçirecek olması., etkinlik mesele değil. kitap okusunlar, kağıtları karalasınlar, parka gitsinler, birlikte hamur yoğurup yemek yesinler yeter zaten. 2 yaş için kreş birbirlerinin saçlarını çekip gözlerine parmak soktukları, oyuncaklar için ağladıkları bir yer olacak.
+2
kaymaktutmayansicaksut
(25.02.26)
uzun yıllar anaokulları işletmeciliği yapmış biri olarak kesinlikle anaokulunu tercih ederdim. anaokulu sadece çocuğa bakmak, yedirmek içirmek değildir. çocuğun sosyalleşmesi, toplum hayatına hazırlanması, periyodik (yemek uyku oyun saati gibi ) işlere alışması, paylaşmayı öğrenmesi, el ve motor gelişimini hızlandırması düzenli ve sağlıklı beslenmesi ve sair bir çok konuda faydası var. anneanneler babaanneler bile bir yere kadar bakabiliyor. sabır kalmıyor. dışarıdan tek başına bir bakıcı bir çok açıdan güvenli değil. 2 kızım var ilki bakıcıda yetişti, ikincisi 2 yaşına bile gelmeden kendi kurumlarımızda bakıldı. aralarında bedenseli beslenme alışkanlığı, tertip düzen, okul başarısı gibi onlarca konuda gerçekten büyük farklar var. her konuda küçük daha ileride. ek olarak bakıcılar çocukları gündüz uyutup dinlendiriyor, anaokulu ise gündüz bedensel ve zihinsel olarak yoruyor. ilkinde akşam eve yorgun gelen ebeveynler enerjik bir çocukla başbaşa kalıyor, ikincisinde ise aynı yorgunlukta daha sakin bir çocukla daha rahat bir ortam oluşuyor.
+6
ground
(25.02.26)
Türkiye'de şu an mümkün mü bilmiyorum ama, 9-10 aylıkken kreşe başlamış, okula gidene kadar aktif de kreşte büyümüş biri olarak, kreş tavsiye ederim. Ne kadar erken o kadar iyi. Ev ortamından çocuğun ayrılması, rutin kazanması, bilişsel gelişimini yaşıtlarıyla beraber sosyalleşerek geliştireceği bir ortamda olması bence oldukça önemli
+4
nundu
(25.02.26)
kesinlikle kreş. çocuk dış dünyayı çabuk öğrenmiş olur. beceri ve yetenekleri ona göre gelişir. hayat görüşü bile farklı olur.
+1
gercekdunya
(25.02.26)
Bakıcı, 2 yaş çok küçük. 3.5 4 den önce kreş okul vs düşünmeyin derim. kaynak mabadım tabi.
+2
kisa
(25.02.26)
Eloreli güzel yazmış. +100 diyorum.
-1
luluki
(25.02.26)
Ben de mabaddan atıyorum: sisteme erken giren çocuk daha iyi adapte oluyor.
0
huladancer
(25.02.26)
herkes çocuklarını pamuklara sarmak istiyor ancak öyle olmuyor. 3 yaş öncesi bende göndermek istemezdim bakıcıya vermek yerine kreşe bıraktım. burası türkiye ben hiç bir bakıcıya güvenmiyorum. zor olsa da kreşe bırakırım. keşke 3 yaşa kadar anne bakabilse ama bazen olmuyor.
0
mikahakkinen
(25.02.26)
Bulundugum ulkede anne babaninin cocuga bakmasi cok yaygin degil. Cocuklar kimi zan 15 aylikkenden itibaren okul oncesi egitime basliyorlar. Benim oglum da 18 ayliktan beri gidiyor. Esim de ben de calistigimiz icin benim buyukler trde onun kiler baska sehirde yasadigi icin zaten kendimizden baska kimsemiz yok. Ancak genelde de boyle sadece biz degil. Bazi gunler bakici da geliyor hatta eve.

Oglumun cok sevdigini soyleyemem, bazen gulerek gidiyor ozellikle tekrarli bir sekilde bir sure giderse ama cogu zaman aglayarak. Esas problem tahmin edilemeyecek seviyede kisa bir frekansta hasta oluyor yani 1 ayin 2 haftasi evde oluyor zaten, bu anlamda baya sacma tabii, biz burada rapor alabiliyoruz bu durumda turkiyenin sartlarini bilmiyorum ezbere. Her hasta oldugunda anaokuluna alisma evresi bastan basliyor.

Konustuk defalarca. "Okula gitmek lazim" diyip kafa salliyor 25 aylik velet ama yine de agliyor. Bir de onu almaya gittigimde beni gordugu andaki sevincinin tarifi yok, bu tabii hem iyi hem kotu.
+1
wallcan
(25.02.26)
2 yaşında kızımı yarı zamanlı kreşe verdim, uyumuna göre tam güne çevirdik.
Birçok şey öğreniyor, dil gelişimi ve motor refleks gelişimi ilerledi, kendi yemeğini kendisi yiyor, kuralları biliyor gibi birkaç alanda faydasını gördüm.
Şu an 2,5 yaşında ve severek gidiyor kreşine.
Bizim anaanne seçeneğimiz vardı lakin iş reels kaydırmaya vs geldi, anaanneler kıyamıyor torunlarına.
Bakıcı ile çocuğunu büyüten arkadaşım da var ama çocuğun gördüğü kişi sayısı 3 yetişkin ile sınırlı kalıyor. Beyin gelişimi için zaten dezavantaj.
Kreşin de bir dezavantajı var; ilk sene hasta olacak. Bu kaçınılmaz. Gerçi 3 yaşında da başlasa 7 yaşında da başlasa bu hastalık dönemi olacaktır.
Umarım cocugunuz ve kendiniz için en doğru yolu bulursunuzz
+6
purplee
(25.02.26)
2.5 yaşında başladı oğlum. Şans işi biraz da belki, maaşın yarısını verdim native hocalar havuzlu okullar vs. tekinde çocuğun boğazına ip bağlamış öğretmen nerdeyse boğuluyordu, diğerinde altına kaçırmış kızmışlar gündüzleri bile işemeye başlamıştı. Yine birinde öğretmenin instasından uyumayan öğrencilere söylendiği videoyu yakalayıp attırmıştım. İstediğiniz kadar kameralı okula verin kvkk diyorlar polise veriyorlar görüntüleri sadece.
Benim anneme baktıracak ortamım yoktu sıkıntılı süreçlerim vardı ama eğer anneler yakınsa evine tam zamanlı yardımcı alın onlardan biri baksın bir buçuk sene sonra verirsiniz yeni dönemde okula. En olmadı döşeyin eve kameraları referanslı birini bulup gözünüz üzerinde tutun.
+1
cilekli pasta
(25.02.26)
Çocuğa çok bağlı (git: www.instagram.com )

Ben 2 yaşında kreşe vermeyi çok istedim çünkü kızım çok sosyal bi çocuk, başka çocuklarla bir aradayken çok mutlu oluyor. Bütün gün evde durmak gibi bi yaşam tarzımız olmadı 2 yaşına kadar da, bakıcıyla bütün gün evde sıkılacağını düşündüm. Ama yaşadığım yerde 2 yaş sınıfı olan bi kreş bulamadım. O yüzden mecbur bakıcı şu an. İyi birini bulursanız büyük şans ama bulmak da zor olabiliyor
+1
mezzosprite
(25.02.26)
İki buçuk yaşındayken oğlumu kreşe göndermiştik, anneanne artık bakmayınca.
Çok ezildi, öğretmenler tarafından ayrımcılığa uğradı, çocuklar tarafından zorbalığa uğradı.
Biraz daha büyük yaşta göndermek isterdim. Hala içim acır.
Mümkünse bir süre daha bakıcı.
+1
pro9it9is9
(25.02.26)
Kızımı 9 aylık kreşe verdim. Böyle diyince Türkiye'de hemen herkes bir aaauuvv uuuov diyor ama asla pişman değilim.
Birinci ay haftada 5 gün, günde bir saat ve annenin yanında bulunma zorunluluğu vardı. Tam anlamıyla oyun grubu gibi oluyor. 14 anne + 14 bebek bir saat süresince oyunlar oynuyorsunuz.
İkinci ay iki saate çıkardılar ve bizi sınıfın dışında ama okulun içinde beklettiler, ağladıkları vakit sınıfa alıyorlardı, biz sakinleştiriyorduk, sonra kaldıkları yerden devam ediyorlardı.
Üçüncü ay üç saate çıkardılar ve bize "dışarıda gezin ama okuldan çok uzaklaşmayın" dediler. Çocuk ağlarsa telefon açıyorlardı, okula gidiyorduk.
Dördüncü ay dört saate çıkardılar ve biz normal okul ritmine geçtik, sabah bırakıp işimize gücümüze bakıyorduk ve öğlen alıyorduk.
Sonra bacağı kırılınca iki ay kreşe göndermedim ve evde kaldığı süreçte bariz şekilde sosyalleşmesinde, rutinlerinde, öğrendiklerinde gerileme gördüm. İki ayın sonunda tekrar bir aylık oryantasyon sürecinden sonra kreşe başlattım (ilk anlattığım oryantasyon modelini aylık olarak değil, bu sefer haftalık yaptık).
Haftada 20 ile 25 saat arası kalıyor. Kendi akranlarıyla oynuyor, bağışıklığı güçleniyor, dil gelişimi sürat kazanıyor. Dört duvar arasında 30+ yaşında bir care-giver ile vakit geçireceğine kendi yaşıtlarıyla beraber eğleniyor. Öğleden sonra zaten beraberiz.
+1
alice in potatoland
(26.02.26)
Baba degilim ama 2 yas cok kucuk degil mi ya ? Dusunsene 2 yildir dunyadasin yani cok kucuk yavru ya daha :)
0
oscar
(26.02.26)
2 yaş küçük. Çok sağlam sevgi dolu merhametli şefkatli çocukla oyunlar oynayacak çocuk seven bir bakıcı. yani bir babaannesi aneannesi değil. yoksa aynı onlar gibi demeniz lazım.

Anlaşılır zaten.
-1
mahmuttt
(26.02.26)
2 çocuğumu da 2.5 yaşında kreşe yazdırdım, tavsiye ederim.
0
efx
(26.02.26)
1 buçuk yaşında hiç anlamadığım bir dilde eğitim veren kreşe yollanmış birisi olarak ben de tavsiye ederim. başta zor gibi görünse de erken yaşta sosyalleşmenin ve farklı şeylerle karşılaşmanın hem gelişim hem de bağışıklık açısından pozitif etkisi olduğunu düşünüyorum.
+1
eileengray
(26.02.26)
@gradient tabanlı mor,
Siz herhalde hem çok şanslı hem çok bilinçli hem de bakıcı seçmeyi çok iyi biliyormuşsunuz ama herkesin böyle olacağını sanmıyorum.
Hatta bakıcınız ayrılmaya karar verse ve bir ay içinde yeni bir bakıcı bulacak olsanız bu söylediklerinizi gerçekten yapan birini bulma ihtimaliniz sizce yüzde kaç?
Ben sizin için %10’dan düşük olduğunu, herhangi biri içinse %3’ten düşük olduğuna inanıyorum.
Ortalama bakıcı maaşlarından bahsediyoruz di mi?
Piyasayı bilmiyorum ama piyasa 50 bin lirayken 150 bin lira vermekten bahsetmiyoruz.

Bu arada bakıcının sonradan sigortamı ödemediler diye dava açmasını nasıl engelliyoruz? Sigorta yapalım desek 50 bin maaş vermenin size maliyeti 80 bin civarına gelecek. Asgariden gösterelim desek mahkeme korkusundan yine kurtulamayacağız.
0
michael_knight
(26.02.26)
Arkadaşlar hepinize cevaplarınız için çok teşekkür ederiz hepsi çok değerli.
Kafamız daha çok karıştı bizim kızı aldıralım diyoruz dkdkdkd
Şaka bir yana okul mantıklı gelmeye başladı. Çünkü güvenilir bakıcı nereden temin edilir bilmiyoruz, bir gün giderse ne yaparız bilmiyoruz. Babanne gelse bizde yaşasa cinnet geçiririz. Anneanneye iki saat emanet ettik dört morlukla döndü:)

Velhasıl zor. Allah herkese makul yaşa kadar çocuğuyla beraber olma ekonomik rahatlığı versin. Biz iki senede elendik.
+3
🌸wild honey suckle
(26.02.26)
(42)

Vajinal doğum mu sezaryen mi?

sacrilegious
Merhaba,Siz olsanız hangisini tercih ederdiniz ya da ettiniz ve neden? Tamamen meraktan soruyorum.Teşekkürler
Merhaba,

Siz olsanız hangisini tercih ederdiniz ya da ettiniz ve neden?

Tamamen meraktan soruyorum.

Teşekkürler
0
sacrilegious
(24.02.26)
Sezaryen... rahat... saati belli, riski belli
+1
üğpoıuy
(24.02.26)
Vajinal mümkünse.

Direkt ayaklanabiliyorsun.
+2
Purple life
(24.02.26)
vajinal.
standartize edilmemis epizyotomisiz.
zaten tibbi bir gereklilik olmadigi takdirde secme hakkimiz da olmuyor yasadigim yerde.
+7
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(24.02.26)
Vajinal

Abartıldığı kadar bişi yok iki kez yaptım. Doğumhaneden yürüyerek çıktım, kimseye ihtiyacım olmadı. Sezaryen bana göre değil
+10
kullanicadi
(24.02.26)
Vajinal yaptım. Yine olsa aynısını tercih ederim.
Tüm sürece hakimsin.
Toparlanma daha hızlı.
+3
duhan
(24.02.26)
Ablam da esi de uzman hekim, ablam sezaryenle dogurdu. Sebebi vajinal dogumun daha kaotik/belirsiz olmasi ve plansiz sekilde hastanede rastgele denk gelen ekiple dogum yapmak istememesi.
+1
ghilleinthemist
(24.02.26)
Erkek tarafıyım ama bı konu hakkında diyeceğim bazı şeyler olacak haliyle.
Sene doksanlarda kadınlara /ailelere kolaylık rahatlık diye diye yedirildi bu doğum şekli. Böyle doğum yapanlara özendi bir çok kadın.
Bunda doğum sınırı en fazla 3 diye biliyorum.
Yine o dönemlerde sürekli doğum kontrol, üreme sağlığı vs konularla ilgili sürüyle reklam , ilan vs programlar vardı.
Şimdi geldiğimiz nokta, dünyada doğum oranlarının artık devletleri bile olumsuz etkileyecek derecede düşmesi.
Evliliklerin azalması, boşanmaların artması ve kadının iş hayatıyla birlikte yalnızlaşması ayrı konu ama bundan tamamiyle bağımsız da değil .
Tüm bunlar tesadüf değil, bir plan dahilinde gerçekleşiyor.

Büyükbaş hayvanlarda da deney yapılmış sezeryan doğumuyla ilgili.
hayvanın doğurduğu yavrusuna ilgisiz kaldığı gözlemlenmiş.

Doğal doğum, kadının zihni fonksiyonlarını da olumlu etkiliyor. Bununla ilgili zamanında bir kaynak okumuştum.
-20
diyecevaplandı
(24.02.26)
bizdeki vajinal doğum dayatmasının temel nedeni kadını daha çok çocuk yapmaya zorlamak. sezaryen doğumun 2, maks 3 le sınırlı olması. bunların istediği 4-5-6 gittiği kadar.
-4
my fault
(24.02.26)
oglumun dogumuna girdim. erkek gozuyle sezeryan diyorum.
zira normal dogum alt takimi dagitiyor, bir daha da toparlanmiyor.
-2
cooperr
(24.02.26)
Hayattaki şansımı burda kullanmış olabilirim. Sezaryen yaptım. Doğum zamanı yaklaştıkça korkuyla bekliyordum, doktorum o kadar tatlı bir kadındı ki seçme hakkım olmamasına rağmen sende travma yaratmak istemiyorum dedi ve ameliyata aldı. Yan odada vajinal doğum yapmaya çalışan kadının çığlıkları ve ağlaması hala kulağımda. Sonuçta onu da sezaryene aldılar. Vajinal doğum yapıldığı halde dikiş atılan bir çok kişiyle de konuştuğum için ameliyat ağrısı sızısı umurumda olmadı.
0
ekimoloji
(24.02.26)
eğer işin ehli bir doktoraa gelirseniz sezeryan. öncesinde de emizrmeyle ilgili kendinizi geliştirin. sezeryanla 2-3 çocuk doğum olabiliyor. zaten bu devirde 3 ten fazla çocuk yapıp hakkıyla bakmak ortaya atmamak zor. ayrıca doğum şeklinden ziyade doğumdan sonra anneye mental ve fiziksel destek olunmasıi kaynana terörünün olmaması gibi faktörler çok daha önemlidir ama erkekler böyle konuları konuşmayıs evmez. onun yerine bilmedikleri vajina hakkında ahkam kesmeyi tercih ederler.
+2
iwillsee
(24.02.26)
Epiduralli vajinal doğum. Doğumum da baya uzun sürdü aslında ama sancıları hissetmediğim için prensesler gibi bekledim sakince
+5
mezzosprite
(24.02.26)
İsteyerek sezaryen yaptım. Yine olsa yine sezaryen yaparım. Vajinalde o kadar fazla komplikasyon riski var ki niye bunu göze alayım? Ayrıca sorunsuz doğum gerçekleşse bile kesisiz doğum çok az. Ben karnımdaki dikiş iziyle mutluyum. Bir de çok sık görüyorum vajinal doğumda hemoroid olan bir ton insan var öfff.
-1
sadakatsiz
(25.02.26)
Sezaryen tabii ki.
Annem ve teyzem çişini tutamıyor. Diğer teyzem kadın hastalıklarından iki ameliyat geçirdi üç ay kadının ne çektiğini gördüm bitti zaten benim için bu olay. Bunun kanaması var, omuz sıkışması var.. Ya makasla cart diye kesiyorlar kadını dahası var mı?
Ayrıca çok güzel doğurdum öyle güzel doğurdum doymadım daha da doğurdumcular bir kadın olarak beni sadece mutlu ederler ama ben hissizlik riskini de alamam, vajinamı da kestirmem, vajinoplasti için de doktor doktor gezmeyeceğim. Ne idüğü belirsiz şizofrenik hadsiz ve terbiyesiz erkeklere malzeme verir bazı yorumlar. Başka da hiçbir işe yaramaz.
Gerçekler çoğu kadın için çiş tutamama, hissizlik, yırtıklar, kesiler, enfeksiyon ve kanama riski, hemoroid, vajinoplasti ve daha fazlası.. hiç gerek yok bu türden risklere. Manken değilim oyuncu değilim. En fazla silik bir iz kalır ki gururla taşırım onu da.
Tercihim paşalar gibi sezaryen olacak. Başka bir seçenek yok benim için.
+1
asue
(25.02.26)
Bizim ülkemiz = Türkiye olduğunu varsayarak diyebilirim ki çalışıtığım 4 ülke içinde ve istatistiklerini bildiğim sayısız ülke içinde sezaryen rekortmeni Türkiye. Üstelik açık ara. Türkiye'de sezaryen oranı %64. AB ortalaması %22. Bunu yükselten de Yunanistan (%60) ve Güney Kıbrıs (%55 ile) ve Romanya (%44). Böyle mi olur "bizim ülkemizde vajinal doğuma zorlanıyorlar" istatistiği? İyi ki zorlamışlar yani.

Sezaryende sınır 3 diye bir şey yok, bu her kadında farklılık gösterir çünkü her ameliyat farklıdır. . Uterin insizyonların durumu, intraoperatif veya postoperatif komplikasyon öyküsü, adezyon, plasental yerleşim anomalileri, kanama riski gibi çok sayıda faktör söz konusu.
Sezaryen majör bir cerrahi ameliyattır ve vajinal doğumdan daha fazla risk barındırır, tromboemboli, anesteziye bağlı komplikasyonlar, sonraki gebeliklerde plasenta previa ya da plasenta akreta spektrum bozuklukları, vb.
Vajinal hissizlik sık rastlanan bir komplikasyon değildir ve çoğu zaman düzelir. Sezaryende hissizlik oluşma riski daha yüksektir. Karın bölgesinde sinir kesilerine bağlı olarak uzun süreli ya da kalıcı uyuşukluk daha sık görülür.
Çiş kaçırmanın tedavisi %90 bol kegel egzersizidir. Nadir durumda fizyo terapi, çok çok nadir cerrahi perasyondur. Gebelik başlı başına pelvik tabanı zorlar, sadece doğum şekli belirleyici değildir.
Burada sezaryen gerekçesi olarak gösterilen birçok sebep esasen tembellik ve korku.
+2
alice in potatoland
(25.02.26)
ilk kızımız normal, ikinci sezaryendi. eşime sordum soruyu. cevap; yüzde 1 milyon, 1 milyar sezaryen dedi.
+3
ground
(25.02.26)
Offff anesteziye bağlı komplikasyon mu? Bademcik ameliyatı olanda da var o. Sezaryende çocuğun orası burası sıkıştığı için sakat kalan kimseyi de görmedim. Vajinal doğumda maalesef bu tür ufak tefek şeyler olabiliyor. Bizzat tanıdığım bir çocuk hala bir kolunu kullanamıyor.
Nasıl komplikasyon ama? Ya da oksijensiz kalıp zihinsel engelli bir çocuğunuz da olabilir. Olur öyle şeyler.

Vajinal hissizlik mi karnınızın ufak bir kısmını hissedememek mi? Tabii ki vajinal hissizliği seçiyoruz çünkü doğal olan o. Totonuza kadar kessinler de doğallığı dibine kadar yaşayın o ara hemoroidinizle de aşk yaşarsınız dikişler arasında.

Modern tıbbın bütün nimetlerinden yararlanıp iş doğuma gelince öyle olmuyor niyeyse. He çünkü korkuyoruz ve tembeliz tamam. AB ülkelerine de kafam girsin ayrıca :)
+2
sadakatsiz
(25.02.26)
vajinal doğumun çocuğun bağışıklık sistemine destek olduğuna dair çalışmalar var. bi bakın isterseniz...
+1
merhum
(25.02.26)
@sadakatsız, tıp fakültesi belgeni de buraya atarsan harika olur bu kadar bilgi içerikli bir yorumdan sonra.
Çünkü ben doktor olarak yazdım :)
+4
alice in potatoland
(25.02.26)
Ahaha yahu ne alakası var diplomayla? Doktor olmuşsunuz tebrikler biz aciz kullar ne bilebiliriz ki sizin gibi minik tanrıların yanında😂 yazdıklarımın neresi yanlış tam olarak? Hepsi gördüğüm, duyduğum şeyler bir tarafından uydurmadım. Doktorsanız tamam ya özür dilerim yanlış görüp duymuşumdur😂
-5
sadakatsiz
(25.02.26)
bağışıklık sistemine destek olsun diye vajinal doğum yapan anneye kreşe başlayan çocuk şoku :D

sezaryen doğum yaptım. yine olsa yine sezaryeni seçerdim. devlet hastanesinde doğum yapmış olsam kesin şu an travmalardan travma beğeniyor olurdum ve berbat doğum anılarım olurdu. benim psikolojik durumum bunu kaldırmaya müsait değil bence. kaldı ki aklım almıyor zaten vajinal doğumu. neden kendime eziyet edeyim. kimisi de sezaryenden korkuyor mesela. karnınızı neredeyse boydan boya kesiyorlar, bildiğin açık ameliyat gibi. ama bana o an daha az korkutucu geldi valla. tembel ve korkak olduğum için sezaryeni istemiş olmam başkasını neden ilgilendirsin bunu anlayamıyorum. sebeplerimizin daha ulvi amaçlara hizmet etmesi gibi bi amacımız yok. bize hizmet etsin yeter.
+6
elorelia
(25.02.26)
Biz zavallı doktorlar o kadar okul okuduk ama bilmiyorduk zaten normal doğumda da komplikasyonlar olduğunu, çok afedersiniz, sizler fasulye kırarken bunları anlattınız da öğrendik, aydınlandık şu an.
Yazdıklarınız, dediğiniz gibi "görüp duydum" üstüne olduğu için yanlış ya da şöyle diyeyim, ciddiye alınacak şeyler değil. "Heh benim kayınpederimde de bu vardı, bir baktık ikiz doğurdu" kıvamında.
+4
alice in potatoland
(25.02.26)
Yahu ne fasülyesi ne diyorsun allah aşkına? Gördüm duydum dediklerimi ufo gördüm seviyesine indirmeyi bırak da vajinalde yazdıklarım var mı yok mu sen söyle. Sezaryende çocuğun engelli kalma oranını da yaz aydınlanmış olalım. Egoya bak ya biz fasülye kırarken tıp okuyormuş biz de mağaradan yeni çıktık okuma yazmayı henüz öğrendik zaten.
-1
sadakatsiz
(25.02.26)
dünya doktorlar ve fasulye ayıklayanlar diye ikiye ayrılıyormuş. öğrenmiş olduk. düşünsene böyle bir doktora muayene oluyorsun. çevrendeki çoğu kadının vajinal doğum travması var. korkularından bahsediyorsun. ve sana sen git fasulye ayıkla, doğum işini bana bırak filan diyor. ne kadar hoş.
+1
elorelia
(25.02.26)
Kendi yaşadığınız ya da yaşamayı seçtiğiniz deneyimi doğrulamak için karşı tarafa saldırmak zorunda değilsiniz. Bilimsel araştırmalara göre vajinal doğum daha az komplikasyon içerir, tıbbi bir gerçek neden inkar edilmeye çalışılır anlayamıyorum. Ama vajinal doğumun mümkün olmadığı durumlar vardır, sezaryen hayat kurtarır. Anne bebek ölüm oranlarının eskisi kadar yüksek olmamasının sebeplerinden birisi sezaryendir. Gerçekten sezaryen olması gereken birisi normal doğuma zorlanamaz. Bebek ters geliyordur, kordon dolanmıştır vs yani neden bile bile lades yapılsın ki? Ya da kadın açık açık korkuyordur, isteğe bağlı sezaryen olmak istemiştir, ülkemizde buna izin veriliyordur kişi sezaryen de olabilir. Kimseyi de ilgilendirmez. Herkesin kendi kararı, doğum şekli üzerinden de kavga etmeyin pls

Bunun dışında hamileliğinde çok fazla kg alan ve pelvik taban egzersizleri yapmayan bir kadın sezaryen olsa bile ileride idrar kaçırabilir, nefes egzersizi, lamaze vs bilmeyen doğuma hazırlık yapmayan birisi nasıl push yapması gerektiğini bilemez hemoroid yaşayabilir, perineal hazırlık yapmayı bilmeyen birisi epizyotomi ya da deşürir yaşayabilir. Hazırlığını yapan birisi ise hiçbir olumsuz durum yaşamayabilir. Kötü ve uç örneklerden bahsederek potansiyel anne adaylarını germeye hiç gerek yok, doktor değilim ama bir hastalık hastası olarak tıp bilgime ve medikal okur yazarlığıma güvenirim. Ben çabuk toparlanmayı seçtim, bana bakmaya gelebilecek bir annem ya da kardeşim yoktu, hemen ayaklanmam lazımdı. Ne hamilelik ne de doğum anlamında hiçbir komplikasyon yaşamadım, hatta doğumumu pozitif bir deneyim olarak görüyorum, beni mahveden lohusalık oldu sjshsh
+10
kullanicadi
(25.02.26)
Doktora da "gordum diyoruuum anliyor musuuun" diyerek cevap vereni de ilk kez goruyorum sanki doktor o riskleri "gormemis" gibi swh.
Benim hanim 3 dogum yapti. 2 defa normal denen vajinal dogum. Dogumhaneden ikisinde de bebek kucaginda yuruyerek cikti.
Ucuncu hamilelikte bebek plasentadan ciktigi icin ambulansla hastaneye gittik acil sezaryene aldilar yasama sansi %20 dediler. Cok sukur her ikisi de kurtuldu ama hanim 4 ay ayaga kalkamadi, tam olarak koturum kaldi. Tekerlekli sandalye aldik, ayagini kaldirip esofman altini giyemiyordu. Ayaktaki his tamamen kayboldu. 4. aydan sonra 1 sene boyunca haftada 4 gun fizyoterapi gordu. Ne ilaci veriyorlarsa omurganin icine onu kotu yapmislar. Sag ayaginda nisan'da uc sene olacak ama hala hissetmedigi kisimlar var.
Ama siz gene sezaryen yapin guvenle, sozluk yazarlari "gormus". Yalan soylemiyorlardir elbette. Korku hikayesi ariyorsaniz buyrun burdan yakin.
Boyle engin tibbi bilgiyle bu kadar rahat insanlari sezaryane yonlendirmek ve bunu guvenli diyerek yapmak anca cahil ozguveni olur.
+5
sucvecezve
(25.02.26)
sezaryen.
ama neden bu seçimler sanki turşu limonlu mu olur sirkeli mi olur muhabbetine döndü ya. sezaryen ya da vajinal doğum seçimi tamamen kişisel değil mi? her hasta ayrı değerlendirilmez mi? iyice kahve muhabbetine döndü.
neyse.

sezaryenden çıktığım günün ikindisinde koridorda turlarken yan odadan gelen sancı çığlıklarını unutamıyorum. sezaryen haricinde farklı büyük ameliyatlar da geçirdim, o an ki çığlıkları duyduğumda korktuğum kadar korkmadım ya.

benim vücudum ve sahip olduğum rahatsızlıklar vajinal doğumun kolay geçmeyeceğine işaret ediyordu. düşünmeden sezaryen seçtim. sütüm anında geldi. hemen ayaklandım.
bir de süt gelmez diyenler kesin bir şeymiş gibi yazıp duruyor. aynı şekilde sezaryen olup sütü hemen gelen arkadaşlarım da oldu. insanların üzerine baskı yapıp durmayın artık.
+3
rayde
(25.02.26)
Vatandaş erkek olarak yorum yapayım. Mümkünse vajinal. Vajinal doğum yapanın 2 saat sonra ayağa kalktığını gördüm ama sezaryen olan ayağa kalkamıyordu.
-5
arbre
(25.02.26)
sezeryan olarak dogum yapan 3 kisi tanidim ertesi gun ayaktaydilar. hadi bakalim cik isin icinden nasil cikiyorsan ;d
0
Boris
(25.02.26)
Ben acil sezaryen oldum, bana kalsa vajinali seçerdim. Sezaryenden sonra (ki bebeğim küvözdeydi aktif olarak bebek bakmak zorunda değildim ona rağmen) çok ağrım oldu. Öksüremedim, oturup kalkamadım.
Bir anlık acı mı, minimum 1 haftalık ağrı mı deseler vajinali seçerim.
+6
wild honey suckle
(25.02.26)
İki kez epiduralsiz vajinal doğum yaptım, korkunç bir acı ama yine olsa yine vajinal derim.

Benim düşünceme göre tıbbi bir gereklilik yoksa sezaryen ''benim için'' bir seçenek değildi; vajinal doğum özellikle deneyimlemek istediğim bir şeydi. Tıbbi gereklilik olursa elbette ki neden olmasın?

Ben sürecin bebek tarafından başlatılması gerektiğine inançla ve bedenimin beni yönlendireceğini düşünerek girdim iki doğumuma da. Zaten vajinal doğumu kendim için tek seçenek görmemin sebebi de bu inancım ve merakımdı. Bebeklerin doğum kanalında ilerlemek adına kendilerini nasıl konumlandırdıklarına dair birkaç bir şey izlemiştim ve mucizevi gelmişti. Doğum kaç saat sürecek mesela, doktor ıkın demeden ıkınma isteğim olacak mı, hangi pozisyonda rahat doğurabileceğim gibi gibi meraklarım vardı. Öğrendim bitti.

Emzirmek, anneye psikolojik ve fiziki destek, doğum sonrası depresyon farkındalığı, ev içi sorumluluk paylaşımı gibi konular, doğum şekli tercihi konusunu önemsizleştirdi sonradan
+7
kaymaktutmayansicaksut
(25.02.26)
Tembel, korkak… Üslup bu işte. Sonra bu türden kişilere gidip de bebeğimizi kendimizi emanet edeceğiz öyle mi? Ya doğum zor geçse abartıyorsun yaparken düşünseydin de der bu zihniyet.
O kadar korkutucu ki bir kadın için şu olay.
Neyse. Çalışkan ve doğumdan hemen iki saat sonra eşine ailesine dünyaya hizmet etmesi için ayaklanması gereken kişiler bu şekilde doğursun. Benim hemen ayaklanmama gerek yok. Tembel tembel doğuracağım ben.
+1
asue
(25.02.26)
Ben zorunlu sezaryen oldum ama vajinal tercih ederdim. Daha hızlı iyileşme süreci için. Bir de doğal yollardan olması daha iyi gibi geliyor. Sezaryende süt hemen gelmiyor vs.
İmkanım olsa vajinal isterdim.
+8
kaptan maydanoz
(25.02.26)
her şey olağan ve düzgün gidiyorsa vajinali seçerim. alice’in dedikleri istatistiksel olarak bana mantıklı geldi; sezaryende daha çok komplikasyon duydum. yine de her doğum farklıdır, tercihim bir yönde diye diğer yönü eleştirmem.
+3
eileengray
(25.02.26)
duyuru kullanicisi ortalamasina bu duyuru cevaplari ve oylama sonrasi benim icin "vajinal dogum sempatizani" da eklendi. soruyu soran arkadasa tesekkuru borc bilirim.
e$ kontenjanindan duyurudan haberdar olan eni$telere acidim, cocuk sonrasi hicbirsey eskisi gibi olmayacak :D
-2
cooperr
(25.02.26)
Şu duyuruyu hortlatmadan geçemicem. Doçent olan jinekoloğum 2 dogumunu da sezaryen "tercih" etmisti. Vajinal dogum yapan cok az kadin dogumcu gorürsün demisti @ghil +1. Diplomasi ve doktorasi sahte diilse
+3
üğpoıuy
(27.02.26)
Anal doğum en değişiği bence
-2
runaway
(27.02.26)
Benim doktorum da sezaryen olmuştu. Yine olsa yine sezaryen diyordu :) bunun bir istatistiği olsa da görsek keşke.

Bu arada doktorumuz beni engellemiş :( o gün yazılarını görüyordum ne oldu hıncını alamayıp ertesi gün mü engelledin dkdkdkd halbuse ben evde gariban gariban fasulyemi kırıyordum, boynum bükük kaldı :((
0
sadakatsiz
(27.02.26)
benim jinekologumun (erkek) üc cocugu var. ücü de vajinal dogmus. bu kadar tehlikeli ve kötü olsa kendi karisina nice vajnal dogum yaptirtsin üc defa? diplomasi falan da sahte degil. birkac sene boyunca da ülkenin en iyi jinekologu secilmis. n'alaka?
vajinal dogum bu kadar kötü olsa tüm dünyada herkese standart sezaryen yapar gecerlerdi. 30 saat boyunca kadinlarin cigligini cekmeye cok merakli degildir doktorlar da, ebeler de.
ayrica argumentum ad verecundiam bir tartisma modeli degil. siz sezaryen yapmis olabilirsiniz ve bu konuda jinekologunuzdan tavsiyeler dinlemis olabilirsiniz ama bu, sizi bu konuda yetkin kilmiyor ve tartisma biciminizin epistemolojik hata barindirdigi gercegini degistirmiyor.

op'ye tekrar el cevap: ben, vajinal. epizyotomi de standart degil. hatta perineal yirtik cerrahi kesiye tercih ediliyor. bunu ögrendigim zaman bir panikle duyuruda "dogum esnasinda artik epizyotomi rutin olarak uygulanmiyormus" baslikli bir korku duyurusu acmistim, o soruma da 8-10 yanit almistim duyuru doktorlarindan (hayir, alice potatoland bunlardan biri degildi ama galiba elorelia vardi yanitlayanlar icinde, emin degilim kendisi doktor mu degil mi, belki hatirlar o sorumu) ve hepsi uygulamanin cok dogru oldugundan bahsetmislerdi. bu kadar kötüyse neden dogru oldugunu söylüyorlar o zaman? bu ne perhiz bu ne lahana tursunu? bütün kötü doktorlar bize denk geldi de bütün mükemmel doktorlar, harika doktorlar sezaryencilere mi denk geldi? duyuruyu da buraya linklemek isterdim ancak sildigim icin linkleyemiyorum ama googleladigimda hala duyuru basligi ön izlemesi görülüyor. inanmakta güclük ceken varsa buyursun googlelasin.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.02.26)
Burda herkes insan gibi yorumunu yaparken doktor hanım gelip sezaryen korkak ve tembellerin işidir gibi bir laf edince ortalık gerildi zaten. Bir doktor böyle konuşmamalı değil mi? Ya da siz fasülye kırarken ben tıp okuyordum!!1 diye çıldırmamalı. Ben mesela bir çocuk doktoru olarak daha kendi çocuğunun bacağındaki kırığı fark edememişsin heeyy doktor hanım diyerek aşağılamaya çalışmadım. Çünkü neden ayıp.

Neyse saydığım riskler zaten çok çok düşük ihtimaller. Doğuma kadar zaten bir sıkıntı olacak durum oluşursa sezaryene geçiyorlar. Ama bu çok çok düşük olan riskler neden benim başıma gelmesin? Bence gelebilirdi. Çocuğuma bir şey olabilirdi? Tek bir deneyim bile beni korkutmaya yetti, belirsizlik istemedim. Her şeyin sıkıntısız geçeceğinden emin olmak istedim. Bu bu kadar yani.
+1
sadakatsiz
(28.02.26)
"Doktor oldugum icin.." dendiğinden baska bir alan doktoru görüşü ekledim. Sezaryen 'dogru' olandır demiyorum hatta vajinal doğumun bu kadar canhıraş savunulmasi ayni oranda anlamsiz geldi. Sanirim vajinalciler VS. tembel ve korkaklar gibi gormeye basladiginiz icin de tum cevap yazanlari tek potada erittiniz :) bu kamplasma cok garip bu duyuru icin

Bir de Türkiyede doğum sekli tartismalari ciktiginda doktorlar sezaryen orani fazlaligini malpraktis ile de acikliyorlardi. Bunun sebebini de merak ettim örneğin
0
üğpoıuy
(28.02.26)
cocugum yok, tecrübe etmedim, ancak kararsızım.
sonuçta bir ameliyat olduğu, anestezi ve daha birçok şeyle ilişkili komplikasyon riski daha yüksek olduğu, iyileşme evresinin zorluğu ve doğumun esasen doğal bir süreç olması ve mecbur kalınmadıkça dış müdahale gerektirmemesi gibi sebeplerle sezaryene mesafeli gibiyim. ancak al vajinal doğum yap deseler onu da yapabilir miyim bilmiyorum, zor iş. annem hem vajinal hem sezaryen doğum yapmış, sezaryeni tercih ettiğini söyler hep.
jinekoloğum da vajinal doğum karşıtı desem yeridir, çocuğu etkileyebilecek komplikasyon riskleri barındırdığı için vajinali mantıklı bulmadığını ve tercih etmediğini söylüyor.
eşim hekim, o da hekim gözüyle vajinal yanlısı ama dediğim gibi jinekoloğum bu işte uzman biri olarak sezaryenci.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(02.03.26)
(19)

Evde bir şey olmayınca ne yiyorsunuz?

ekimoloji
Market pazar alışverişi yapmadım aşırı üşeniyorum. Makarna yapmak istemiyorum yakın zamanda yedim, dolapta tavuk var ama çözülmesi uzun sürer. Ne yapsam bilemedim. Siz pratik olacak neler yapıyorsunuz?
Market pazar alışverişi yapmadım aşırı üşeniyorum. Makarna yapmak istemiyorum yakın zamanda yedim, dolapta tavuk var ama çözülmesi uzun sürer. Ne yapsam bilemedim. Siz pratik olacak neler yapıyorsunuz?
0
ekimoloji
(24.02.26)
Bir çelik tencere ya da tavaya koy tavuğu, varsa üzerine de başka tava koy on beş dakikada çözülür.

Mercimek çorbası yarım saat sürer.
şehriye salatası, biber domates ton balığı vs
0
kisa
(24.02.26)
Çorba
0
grimavi
(24.02.26)
Çorbayla doymuyorum ama oğlan aç kalmasın diye mercimek çorbası yapmıştım zaten :’)
0
🌸ekimoloji
(24.02.26)
tavuğu direkt haşlayarak tavuklu pilav veya o haşladığın tavuğu güzelce soslayarak başka bi yemek veya sandviç yapabilirsin
0
jelly bear
(24.02.26)
Hiçbir şey yoksa tost, yumurta ya da yoğurt-granola yerim. Konserve bezelye varsa onu pişiririm, bezelye kolay pişiyor. Konserve garnitür varsa rus salatası da yaparım ya da sadece biber varsa fırında biber közler yine yoğurtla yerim. Yoğurt , yumurta da ekmek üçlüsünden birisinin kesin olması lazım yoksa markete:D
0
titanic kemancısı
(24.02.26)
çeşitli tartineler (üstü açık tost gibi):
- ekmek üstüne yumuşak ve sert peynirler, üstüne bal
- ekmek üstü peynir, avokado, domates dilimi, pul biber
- ekmek üstü avokado, yumurta,
- ekmek üstü peynir, füme hindi eti ve opsiyonel reçel vb.
- ekmek üstüne krem peynir, frenk soğanı/yeşil soğan, domates dilimi, zyağı
...

yumurtayla çiğ domatesi beraber yiyemiyorum bu yüzden onları yan yana getirmiyorum.
+5
eileengray
(24.02.26)
İçimdeki yalvaç ortaya çıkıyor böyle zamanlarda, açlık durumuma göre 3 4 yumurtadan peynirli omlet yapıyorum.
0
kullanicadi
(24.02.26)
Unu (buğday unu yahut siyez, mısır, nohut, x, y herhangi bir un) yahut irmiği tereyağında (olmadı, herhangi bir yağda) tavada kavuruyorsunuz. Üzerine yeterince su ekleyip, suyunu çekip kıvam alana kadar karıştırıyorsunuz. Arzunuza göre peynir (mesela kaşar) ekleyebiliyorsunuz.

Tuz atarsanız kuymak/mıhlama, şeker atarsanız helva yapmış oluyorsunuz.

(Su yerine su/süt karışımı yahut süt de kullanabilirsiniz)
0
dilemma of subscribtionability
(24.02.26)
tavuğun çözülmesi uzun falan sürmez.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(24.02.26)
Buzlukta hazırladığım ev yapımı köfteler var. Airfryer’da 6 dk 90 derecede sonra 190 derecede 5 dk bir yanı 5 dk diğer yanı. Mis gibi.

Buzlukta sürekli tavuk incik oluyor. Philips all in one cooker ile normalde 15 dk pişiyor, 25 dk yapınca çözmeye gerek kalmadan pişiriyor.

Bir de pilav yapıyorum 15 dkya.
+3
gabe h coud
(24.02.26)
güzel bir makarna yaparım, buzlukta balık veya köfte, sebze vb varsa çıkarırım, o da yoksa illa simit, poğaça vb. bir şey vardır buzlukta, o da yoksa dışardan söylerim, onu da istemiyorsam akşam kahvaltısı yaparım.
0
bradshaw
(24.02.26)
Tavuğu haşla, böylece çözülmesini beklemek gerekmez.
Yanına da bir pilav.
Ohhh.
+1
michael_knight
(24.02.26)
Buzlukta her daim köfte var. Yanına iki domat keserim. Bir de yoğurt ve ekmek çıkarırım. Herkes mutlu.

Siz de okuyun ivy league'de siz de yazın kardeşim. Ülkenizde eğitimle yeterince övünülmediği için başınızda 25 senedir diplomasiz bir otobüs şoförü var. Eğitimle övünmeyi de kıskanamazsınız artık fkfkfk.
+4
alice in potatoland
(24.02.26)
makarna
pilav
yumurta
yulaf
sandevic.
varsa firinda patates & brokoli

yulaf son zamanlarda favorim, eskiden hic sevmezdim. tereyagli tuzlu filan yapinca bayaa guzel oluyor.
0
taurina
(24.02.26)
Hayatimda yumurta yapmayı birak, kirmadim bile. Yas 43. Oyle aclik ataklarinda arabaya atlayip corbaciya gidiyorum. Bir kere ekmek icin dardanel koyayim dedim elimi kesmistim. Benim bu kazmalik ve cehaletle yasamam buyuk mucize.
0
duster
(24.02.26)
kahvaltı yapılabilir:
salata, peynir, zeytin, çay, açı biber salçası sürülmüş ekmek, turşu, kuru yemiş, meyve vs...

yemek olarak da patatesleri soyup, doğrayıp haşlayın ve süzün. Sıcaklığın etkisiyle hemen kuruyorlar. Mantı gibi üzerine yoğurt ve kızgın yağ döküp yiyebilirsiniz. soğan kavurup dökerseniz daha lezzetli olur. dilerseniz patatesleri püre yapabilir veya salata yapabilirsiniz. patates doyurucudur.
0
santimantal
(24.02.26)
tost
0
darthvader
(24.02.26)
Tuzsuz grissiniyi yarı bele kadar nutellaya gömüp yiyorum.
0
loch ness
(25.02.26)
ben evde daima peynir, yumurta ve ekmek olmasına dikkat ederim. ekmeği bayatladıktan sonra bile farklı şekillerde tükettiğim için fazlalık olması sorun olmaz. o açıdan benim bu tür durumlarda pratik tarifim peynirli yumurta oluyor. bandır bandır ye mis, çok uzun süre tok da tutuyor. ekmek yoksa 2-3 tane haşlayıp hap gibi atarım veya yumurtayı devre dışı bırakırsak ekmek arası peynir de olur.

bunlardan hiçbiri, üstüne makarna da yoksa tarlası yanmış emmi gibi çömelip ağlarım herhalde. yemem bi şey.
0
der meister
(25.02.26)
(5)

bebek doktoru

solenkol
merhaba, istanbul şişli-beşiktaş-sarıyer cevrelerinde, memnun oldugunuz hastane ve doktor oneriniz var mı Allianz sigorta gecmesi gerekiyor. Liv de gecmiyor mesela. Cocugumuz 1.5 yasında. Şuan Amerikanda Korhan hocaya gidiyoruz cok iyi ama alısamadı oğlumuz cok aglıyor:) belki alternatif oneride bul
merhaba, istanbul şişli-beşiktaş-sarıyer cevrelerinde, memnun oldugunuz hastane ve doktor oneriniz var mı Allianz sigorta gecmesi gerekiyor. Liv de gecmiyor mesela. Cocugumuz 1.5 yasında. Şuan Amerikanda Korhan hocaya gidiyoruz cok iyi ama alısamadı oğlumuz cok aglıyor:) belki alternatif oneride bulunursunuz.
-2
solenkol
(24.02.26)
bence hocadan memnunsaniz ilgiliyse baska doktor aramaniza gerek yok zaten rutin kontrollerin bittigi noktaya gelmissiniz senede bir gorunmek icinde baska doktor aramaniza gerek yok
+1
tahtakafa
(24.02.26)
doktor farketmeksizin tüm çocuklar çok ağlıyor zaten bunun için doktor değiştirilmez
0
kaptan maydanoz
(24.02.26)
Doktor, ilgisine ve yetkinliğine göre seçilir. Bunun kararını da yetişkinler verir. 1.5 yasındaki çocuğun isteğine göre doktor mu değiştirilir? Bu kadar ipleri çocuğun eline verirseniz başınıza ileride dert alırsınız. Benden demesi.
+1
alice in potatoland
(24.02.26)
çocuk hastaneyi ezberleyince odayı gördüğü, sedyeye oturtulduğu an ağlar zaten. doktorla ne alakası var.
0
rayde
(25.02.26)
Cocugun ogretmenlerine simdiden kolay gelsin diyorum :)
0
oscar
(25.02.26)
(4)

Instagram hesap adı önerisi

arbre
Çektiğim fotoğrafları paylaşmak için Instagram hesabı açmak istiyorum. Ama sadece fotoğrafçılık değil, mekân tavsiyesi de olabilir, yemek fotoğrafı da olabilir. Biraz daha blog tarzı, sosyal hayat paylaşımları. Gittiğim konserden fotoğraf da olabilir. Bu tip bir sayfa için isim önerisi alabilir miyi
Çektiğim fotoğrafları paylaşmak için Instagram hesabı açmak istiyorum. Ama sadece fotoğrafçılık değil, mekân tavsiyesi de olabilir, yemek fotoğrafı da olabilir. Biraz daha blog tarzı, sosyal hayat paylaşımları. Gittiğim konserden fotoğraf da olabilir. Bu tip bir sayfa için isim önerisi alabilir miyim?
-11
arbre
(22.02.26)
arbre'nin tuhaf! dünyası
+7
sweetoffice
(22.02.26)
Ad-soyad hep iyi bir kombidir.
-1
alice in potatoland
(22.02.26)
Life with x
-1
Purple life
(22.02.26)
baskalarini bosver. kendine ait bisey olsun. cok sevdigin birseyler, favori rengin, numaran vs..

orn: yesildaktilo

illa anlamli olmasi gerekmez. akilda kalici ve sana anlam ifade eden bisi olsun.
0
buenosdias
(22.02.26)
(4)

Çok yoğun çok güçlü kireç sökücü

yaren
Selam gençlerElimizde aşırı kireçlenmiş ve kullanmak zorunda olunan bir klozet var. Klozetin sadece dipteki kısmı değil oturulan taşın iç çeperleri de müthiş kireçli. Kokmuş maalesef, temizlenmesi lazım. Bir tane makul gelen bir video buldum onu uygulayacağım ama sizin bildiğiniz bir müthiş kireç sö
Selam gençler

Elimizde aşırı kireçlenmiş ve kullanmak zorunda olunan bir klozet var. Klozetin sadece dipteki kısmı değil oturulan taşın iç çeperleri de müthiş kireçli. Kokmuş maalesef, temizlenmesi lazım.

Bir tane makul gelen bir video buldum onu uygulayacağım ama sizin bildiğiniz bir müthiş kireç sökücü var mı, bir yerden limon tuzu ile çıkarılır diye duydum, onun en yoğun çözeltisi nasıl hazırlanır veya daha güçlü daha uygun bir çözüm var mı?
0
yaren
(20.02.26)
Tuz ruhu döküp bekleyin.

Sakın daha iyi çıkarsın diye başka şeyle karıştırmayın, sadece tuz ruhu.
+4
kibritsuyu
(20.02.26)
Porçoz kirec ve pas çözücü. Kullanıma dikkat.
+2
ırene adler
(20.02.26)
porçözz +1
AMA!!
Kireç üstüne porçöz döktüğünüzde bir gaz çıkışı gözlemleyeceksiniz, lütfen onu asla solumayın. Bu çok önemli, rica ediyorum.
Porçözu döün, pencereyi açıp kapıyı kapayıp dışarı çıkın. 10 dk bekleyin. Sifonu çekin ve bakın durumuna. Gerekirse işlemi 1-2 defa tekrarlayın. En son tuvalet fırçasıyla ciflersiniz zaten.
+3
alice in potatoland
(20.02.26)
Porçöz klozette etkili olacak kadar durmuyor. Kıvamlı formları varsa bilmiyorum.
Zor kireç kalıntıları için, neredeyse bir kutu Selsil Pak'ı eldivenle klozet taşının her yerine sürdüm. Daha fazla da olabilir tabi.
Bir iki gün bekletip fırçalandığında etkili oldu.
Dip kısım için ise tuz ruhu olabilir.
+2
pro9it9is9
(20.02.26)
(33)

Cocuk istiyor muyum

Purple life
Kafam cok ama cok karisik…Normalde cocuk planladigimiz icin cocuk olunca gidilmesi zor olan yerlerden biri vietnam ve kambocyaya geldik. (Cocuk varken de geziliyor demeyin please ayni sey degil. Cocukla o kadar uzak yerlere gitmek hem cocuga hem anne babaya cok zor bana göre. Yapan oluyordur ama ald
Kafam cok ama cok karisik…

Normalde cocuk planladigimiz icin cocuk olunca gidilmesi zor olan yerlerden biri vietnam ve kambocyaya geldik.

(Cocuk varken de geziliyor demeyin please ayni sey degil. Cocukla o kadar uzak yerlere gitmek hem cocuga hem anne babaya cok zor bana göre. Yapan oluyordur ama aldigin fayda gösterdigin cabaya bana göre degmez.)

Ve su an gördüklerimle burada tanistigim insanlarla ilgili sunu fark ettim. Buraya gelen cogunluk turistler ya 20li yaslarin basindalar. Singlelar ve macera ariyorlar.
Ya da 50 yasin üstü cocugunu okutmus büyütmüs sorumluluklari bitince rahatlamis tipler.

Cocuk varken30lu 40li yaslarda böyle bir tatil yapmak imkansiz. Yaslaninca da su an gençken oturabildiğin barlara oturmak imkansiz. Herkes genc alien gibi kalirsin aralarinda.

Cocuk yapinca en güzel yaslarin boş vakitlerini cocuga adayarak geciyor. Bu nerden baksan 15-20 yil demek.

Cocuk olmadan son kez gezelim dedigimiz yerden cocuk istegimle ilgili müthis bir kafa karisikligi yasayarak dönüyorum.

Cocuk yapanlar cocuksuz hayatinizdan nelerden vazgectiginizi bilerek mi yaptiniz yoksa cahil cesaretiyle mi?

En yakin Arkadasimin cocugu var. Bebek arabasiyla oldugu icin metrodan asansörle cikmak zorunda kaliyoruz. Normalde 30 snlik is asansör cagir asansör bekle önce baskalari ciksin vs 5-10 dk sürüyor. Bu en ama en basit örnegi ama bu bile gözümde asiri büyüdü.
-11
Purple life
(18.02.26)
Mevcutta çocuğu olanlar artık bu işin geri dönüşü olmadığı için “ay çocuk muhteşem bir şey” türünden yanıt verecektir.
Durumun ele alındığı başlık da var, bu topraklarda çocuk yaptığıma pişmanım demek mangal gibi yürek ister.
(bkz: çocuk doğuran hiçbir kadının pişman olmaması)
Herkes neden pişman olsun? “Kimsenin” pişman olmadığını, müthiş bir şey olduğunu söylemesinden bahsediyorum.
Sadece erkeklerin bildiği cumartesi olayı gibi bir şey bu. Çocuk yapınca otomatik olarak artık müthiş bir şey olduğu, kesinlikle pişman olunmadığının söyleneceğine dair gizli bir anlaşma yapılıyor bilmiyor musun? (git: Swh)

Bu arada aramızda bazı tipler at binmeden önce at olmak gerekir fikrini benimsemiş belli ki. Bunlara en fazla “aynen” deyip geçmek gerek.

Bu kafayla İlişki terapistlerinin, çocuk gelişimcilerin, pediatristlerin 10 tane falan çocuğu olmalı; mesela erkek jinekologların da öncelikle vajinası olmalı ki ilgili konular hakkında yorum yapabilsinler. Cehalete bakın, bu bir dramdır.
:D
-8
dawsonscreek
(18.02.26)
Evli ve çocuklu biri olarak en özet cümleyi yazayım:
Ne çocukla oluyor ne de çocuksuz...
Çok zor bi iş. Masallardaki o sevimli anne baba değilseniz kafanız yersiniz.
Zevk olarak değil de iş olarak düşünün çocuk sahibi olmayı. Ona göre tekrar düşünün.
0
luluki
(18.02.26)
Herkes pisman da söylemiyor mu yani? :)
Psikolojide bir durum var. Emek verdikce sevmek zorunda kaliyorsun.
(bkz: Cognitive Dissonance Theory)

Yani pisman olmadiklari pisman degilim demiyorlardir da gercekten pisman olmadiklarini düsünüyorlardir bence.
-4
🌸Purple life
(18.02.26)
@thetrue, broo kanadada yasiyor olsam senin deyisinle cambodia ya gidince ben de zorlanmazdim. ^^
0
🌸Purple life
(18.02.26)
Çocuğum olana kadar epey gezmiştim hevesimi biraz almıştım yani, çocuk olduktan sonra da gezdim (tek çocukla Singapur, Bali, New York, Almanya, Hollanda, Belçika, İtalya, Balkanlar gibi destinasyonlara; iki çocukla da Mısır sharm el sheikh, İsveç, Danimarka, İsviçre, Yunanistan, Romanya, Avusturya, Katar'a gittim) çocukla daha zor bunu inkar edemem ama imkansız değil. İsteyen yapar.

Mevcut durumdan optimum keyfi almayı bilen birisiyim, arada vuku bulan ufak tefek mızıklamalar beni etkilemiyor. Bu kadar büyütmüyorum kafamda. Yanıma oyun hamuru, boyama, ufak legolar alıyorum. 5 6 günlük bir gezinin bir gününü çocuklara adayacak şekilde falan plan yapıyorum (rust'taki rulantica'ya götürmüştük bir gün onları. Gezinin geri kalanında müzelerde sokaklarda gık duymak istemediğimi de net bir şekilde söylemiştim) neye alıştırırsanız öyle gider. Sürekli çocuk eğlemek zorunda değiliz. Bırakın sıkılsınlar, kendilerini oyalamayı öğrenirler. Bırakın aç kalsınlar bazen de, bulduklarını yemeyi öğrenirler. Yürüyen merdivenden çıkabilecekken asansör işgal edenlerin ayıbı metroda yaşadıklarınız da (en azından pusetli veya tekerlekli sandalyeli birini görünce yer verip beklemeleri lazım)

Belli bir yaştan sonra zaten zorluğu kalmıyor. 9 yaşındaki oğlum yazın Glyptoteque'i benimle gık demeden gezdi. Yorum yaparak gezmek eğlenceli oluyor, onların gözünden dünyayı deneyimlemek hoşuma gidiyor. Beni genç tuttuklarını düşünüyorum

İtiraf: 2. Çocuğumdan sonra biraz sarsılmıştım. Hayatım bitti gibi gelmişti bir dönem. Onu yarım gün kreşe yollayıp part time işe dönene kadar kendime gelemedim. Yine de pişman değilim. Çocuk sahibi olmak kişinin kendisine kalmış bişi, herkesin bakış açısı beklentileri farklı.
+7
kullanicadi
(18.02.26)
Hayatın boyunca gezmek istemeyeceksin. Çocuk büyüyünce istediğini yapabilirsin. Çocuk sahibi olmanın bir zamanı var ama paran varsa istediğin zaman gezersin.
0
michael harddd
(18.02.26)
çocuk istiyorsun ama kafanda bir baskı kurmuşsun kendine, işi aceleye getiriyorsun. Henüz kendi hayatını yaşamamışsın belli. tatmin olmamışsın. Yaş kaç bilmiyorum ama 29-30 yaşındaysan çocuk fikrini 3-4 sene kadar ötele. Önce sen hayattan tatmin olacaksın ki sonra beklentilerini ve hayalerini çocuk üstünden yaşamak zorunda kalmayasın. 35 yaşındaysan öteleme tabii.
34 yaşında anne oldum ve 30-34 yaş arası geçirdiğim en verimli dönemli, iyi ki o dönemde çocuğum yokmuş.

Bunu da göndermemiş olmayayım: www.reddit.com
Zannedildiğinin aksine çocuktan pişman olmak az rastlanan bir şehir efsanesi değil, çocuğu hem sevip hem pişmanlık yaşayan sürüsüne bereket insan var., Bitçoğu psikiyatri kliniklerini dolduruyor.
+3
alice in potatoland
(18.02.26)
İstediğim zamanda hazır olduğumda çocuk yapmaya karar verdim ve pişman değilim. Ki özgürlüğünü, bireyselliğini çok seven biriyim. Son cümlenizden zaten hazır olmadığınız belli, herkes çocuk sahibi olmak zorunda değil.
+4
ekimoloji
(18.02.26)
2 yaş bebeyle tayland’a da gittim afrika ülkelerine de. beni çocuğum değil babası zorladı ve zorluyor (boşanma). imkanım olsa 1 çocuk daha isterdim kesinlikle. bence müthiş bir şey. ama bence. ayrıca gez gez bir yerden sonra sıkıyor.

tabii gezme açısından bakılırsa çocuk en alakasız yerde “anne çişim geldi, anne kakam geldi” diyecek. sonra “orada kaka yapmam ben” diyecek. ya da günlük hayatta yemek yemek istemeyecek, yaşıtları ilerlerken daha okumayı sökemeyecek mesela ya da dehb ya da disleksi olabilecek :) istediği ya da istemediği bir şey için inat edip tutturabilecek ya da en basitinden oyuncağınu bir yerde unutacaksınız ve krize girecek, istiyorum da istiyorum diyecek. kucakta taşınmak isteyecek, seyahat için gittiğiniz yerlerde bi kolunuzda bebek arabası diğer kolunuzda çocukla merdiven çıkmanız gerekebilecek. çantanızda yedek kıyafet, hırka/kazak, sağlıklı atıştırmalıklar vs taşımanız gerekecek ilk aklıma gelenler. hasta olacak, ağlayıp mızmızlanacak <3 çocuk ve çocuklu hayat işte. daha ergenliğe gelmedim (benimki 5 yaşında hala).

dediğim gibi çocuk değil çocuğun diğer ebeveyni daha çok zorluyor bence. benim deneyimim böyle.
+2
deartheodosia
(18.02.26)
çocuk yapmak isteyen veya istemeyen sen değilsin. hormonların.
o yüzden kendinle kavga etme.
0
plastic_angel
(18.02.26)
20-30 yaş arası gezmeyenler napsın cocuk mu?
0
koela
(18.02.26)
Yazdığın yazıda senin için ÖNEMLİ OLAN çocuk değil gezmek, sadece kendi hayatını yaşamak. Şu halde bence çocuk sahibi olmamalısın çünkü eğer olursan onu düzgün yetiştiremezsin, onun hayatını yapılandıramazsın mesela, sadece herkese çocuğum var diyebilmek için doğurmuş olursun, çocuğa kendi hayatını yaşatırsın, onun hayatını değil. Şu halin bence çocuk sahibi olmaya hiç ama hiç uygun değil.
+5
muhayyer divan
(18.02.26)
Çocuk da alışıyor o rutine, anne babayla birlikte olabilmek için. Kardeşim böyle mesela, geçen de eşi, dört yaşındaki çocuğu ve bir arkadaşlarıyla Filipinler'e gittiler. Orada havalimanında bagajları kaybolmuş, çocuk da onlarla oturup beklemiş. Çocuk da bayağı eğlenceli, enteresan bir insana dönüşüyor aslında. Benim 40 yaşında gördüğüm ülke sayısı 2 (biri Türkiye), 4 yaşındaki çocuğun min 6-7. Ama daha zor mudur, kesinlikle. Herkes bu stresle baş etmek ister mi, istemez.
+1
sekizdokuzon
(18.02.26)
eşim hamile. çocuk yapmayı hep ölçüp tarttık ve bunun mantıkla, ölçüp biçerek verilebilecek bir karar olmadığına kanaat getirdik. çocuk hayatına çok ciddi kısıtlar da getirebilir, çok büyük ve hiç tadamayacağın güzellikler de. o yüzden bu tarz gezerim gezemem vs gibi yüzeysel bir bakış açısıyla cevap bulma şansın yok. cevap vereceğin soru şu: başına neyin geleceğini bilmiyorsun, tanrıcılık oynamanın manası yok. fakat eşinle birlikte bu dünyaya bir birey getirip bu duyguyu hakkıyla yaşamak istiyor musun? soru sadece bu.

not: çocukla seyahat iki kişiden mutlaka daha zordur, ama yanında evladınla gezmenin tadını bilmeden böyle bir kıyaslama yapmak doğru değildir.
+2
awlmi
(18.02.26)
Fikrimi sorulaştırayım, sonra da benimle aynı fikirde olmayanlara cevap yetiştireyim düşüncesiyle açılan başlık sayısında bir artış mı var bu aralar?

İnsanoğlunda hayatın anlamı zaman içinde değişikliğe uğruyor. 3 yaşında bir çocuk oyuncak reyonundan geçerken bir oyuncak aldırabilmeyi amaçlarken, ergenleşme esnasında yaşam amacı karşı cinse kayıyor.
Şu an senin amacın dünyayı yanında puset taşımadan dolaşmak ve asansör sırası beklememek olabilir ama bir gün gelecek bir çocuk hayal edeceksin.
Bunu mutlaka isteyeceğini ben iddia ediyorum. Önerim de şu: Her şey zamanında güzel. Zamanını kaçırma.
+3
Mirket
(18.02.26)
merhaba!

evli, cocuksuz, 34F olarak benzer dusunceler icindeydim gecen seneye kadar. bolca gezdik tozduk yedik ictik eglendik esimle, sonra bir anda sikildim gezmekten. bayaa baayaa plan yapmaya usendim ki normalde bayilirdim. hani "ee bi sonraki seyahat nereye olsun hadi bakalim" gibi konusmalara giresim gelmedi. 10+ sene once gezdigimiz yerlerden yaptigimiz seyleri hatirlamaya calistim, ne yedik, ne ictik, nerelerde kaldik, nereleri gezdik vs, zorlandim detaylarda. bazi hissettiklerimi net hatirliyorum ama ayrinti yok. resimlere bakinca geliyor.

simdi pesimistik bir senaryoyla 65 yasima kadar yasasam, 30 sene var onumde. 30 sene daha gez gez nereye kadar diye dusunuyorum artik. hani 30 sene daha yasayacaksam 1-2 cocuk da buyuteyim madem. ha nolur, cat diye bi aksam arkadaslarla bara gidemeyiz kolayca ama bu insanlarla gorusmenin/takilmanin tek yontemi degil. bar olmaz kahvalti olur, cay olur, evde kahve olur, parkta oyun olur; olur yani, yeter ki istek olsun. bir de cocugun getirdigi yeni deneyimler var, iste akvaryumdur, hayvanat bahcesidir, parkurdur, derstir, kumdan kale vs. vs.

insan alisiyor bence her turlu icinde bulundugu duruma. cocuk olunca nromaliniz zaten cocuga gore hareket etmek olacagi icin asansorler fln gozunuzde o kadar da buyumeyecek. bir de asansore zaten ufaklikta 1-2 sene ihtiyac duyacaksiniz, sonra gececek.

zaman; cocuk olsa da olmasa da geciyor. bir kismi da cocuklu geciversin modundayim ben.

bu arada eger okumak isterseniz the baby decision (Merle Bombardier) kitabini oneririm, okuyucuyu ozellile bir yone cekmeden her iki tarafi da dusunmeye itiyor.
+5
taurina
(18.02.26)
Cocuklu ve cocuksuz hayatlar cok farkli oluyor.En guzeli once cocuksuz sekilde 4-5 sene hakkini vererek cift olarak takilmak sonra da cocuk yapmak.Cocuk olunca 6-7 yasina girene kadar iptal oluyorsunuz sonra cocuk buyuyunce buyumus bir ekiple geziyorsunuz.Onun da tadi farkli.
+2
turkuaz
(18.02.26)
6 yaşında çocuğumuz var 2 yaşından beridir beraber geziyoruz öncesinde de eşimle çok gezdik.

Gezme konusunda %100 katılıyorum aynı şey değil ama maşallah bizim çocuk çok uyumlu biz hiçbir şey kaybetmedik gezme lüksümüzden.
Ha gezdiğimiz yerlerde yakın yerler değil güney Afrika meksika amerika vs hala da çok güzel geziyoruz maşallah hiç hiç problem çıkarmıyor aksine çok eğleniyor

Çocuk başka bir olay tüm dünyayı çocuğum için bir çırpıda düşünmeden çöpe atabilirim. Gezme tozma lüksü falan bunların hepsi çocuğun tek nefesi yanında boş balonlar.

Bence çocuk olayını gezme tozma ile falan tartıp kıyaslamayın derim. İki farklı dünya.

lüks için çocuk istemiyorsan bahane yaratıyorsun aslında gerçekten çocuk istemiyorsundur
+1
basond
(19.02.26)
biz biraz geç yaşta çocuk sahibi olduk. Şu an ki tek pişmanlığımız keşke daha önce genç yaşta yapsaydık cocuğu diyor oluşumuz. 30 ları geçtikten sonra mental olarak çok zorluyor bence çocuk sahibi olmak. Ancak çocukla geçirdiğim zamandan sonra iç huzuru daha önce deneyimlediğim hiçbir şeyde de bulamıyorum.
0
administ
(19.02.26)
Evlilikte özgürlüğünden vazgecip huzuru ve dinginligi tercih etmek gibi iste (tamam siz evliliginizde de ozgursunuz, size demiyorum). Vazgectigin bazi seyler var, bunun yaninda elde ettigin bazi seyler var. Hangi duygulara daha cok ihtiyac duyduguna karar vermekle ilgili

Bence "ok ben yasicami yasadim, artik kendimden vazgeciyorum" dedigin noktada cocuk :)
0
üğpoıuy
(19.02.26)
Ya Vietnam Kamboçya nedir ki ya gezmek tozmak bara gitmek yeni bir şeyler keşfetmek kariyer yapmak bomboşş. O kadar boş ki sadece çocuğu olanlar anlayacak beni.
Benim çocuğum planlı bir bebek değildi. Hamileyken de çok ağladım hayatım mahvoldu gezemeyeceğim diye. Şimdi düşünüyorum da yani koyayım gezisine :D
İkisi kıyaslanacak şeyler değil, tabi bu benim hayatım için geçerli belki sende aynı şekilde işlemeyecektir.
Eskiden hevesle kendim için gezerdim şimdi oğlum görünce ne tepki verecek diye sırf onun için geziyorum, onun mutlu olacağı yerlere gitmek istiyorum. Kısıtlanmadım başkalaşım geçirdim :)
Anne/baba olduktan sonra eskiden zevk aldığın şeylerden zevk almayacaksın zaten yeni zevkler geliyor :)

Edit: tabii ben 33 yaşında doğurdum. Daha erken olsa başka olabilirdi.
+1
kaptan maydanoz
(19.02.26)
kendi hayatınızdan ödün vermeyecek / veremeyecek biriyseniz çocuk zor. hiç girmeyin o topa. çocuğa da size de yazık. çocuk fedakarlık gerektirir.

onun harici paranız, fiziksel ve mental gücünüz varsa her yeri çocukla gezebilirsiniz.
0
galahad reloaded
(19.02.26)
Çocuk yapma kararını gezme tozma endeksine bakarak alırsanız büyük hata yaparsınız, bunun yerine bir çocuk yetiştirmek için psikolojik olarak, maddi olarak, donanım ve eğitim açısından uygun muyuz diye bakmanız daha sağlıklı olur.
Şahsen oğlum doğduğundan bu yana hayatımın kısıtlandığını hissettiğim hiçbir an olmadı. Hayatımızı kısıtlayan şeyler çocuk değil, iş güç maddiyat, sağlık gibi durumlar oldu sadece. 3 gün yalnız bir festivale veya iş gezisine gitsem oğlum yanımda değilse çok sıkılıyorum yukarıda birinin yazdığı gibi zaten gezip tozarken de keşke o da şunu görseydi fotoğrafını çekeyim de ona göstereyim kafasında geziyorum. Çocuk yetiştirirken onun psikolojisini sağlam tutar ve güvenli bir çevre sunarsanız zaten genetik olarak büyük sürprizler olmadığı sürece uyumlu bir birey olacaktır. Bizimkini daha 6 aylıkken çadır kampına götürdük o gün bugündür de bir yere gittiğimizde bize sorun çıkardığı bir an olmadı.
0
creepy
(19.02.26)
çocuktan sonra hayatta hiçbir şey aynı şey değil zaten orası ayrı da çocukla gezmek keyifli bi şey ya, 2 yaşındaki çocuğumun altıncı ülkesini gördüğü geziden dün döndük daha. vietnam ve kamboçya özelinde bilmiyorum ama avrupa amerika bizim için çok keyifli oluyor. tabii ki çocuksuz zamanlarımızdaki esneklikler yok yani çocuklu gezi çocuksuz geziden daha iyidir değil iddiam ama çocukla gezmek çocukla evde oturmaktan çok daha iyidir.
0
mezzosprite
(19.02.26)
ben de bebek bekliyorum, ara ara geliyor bu düşünce nasıl gezcem bebeyle diye ama en azından çişim geldi ve acıktım demeyi başardığı an gezmelere götüreceğim oni. öyle karar verdim. alışır o da.
0
Hallegadola
(19.02.26)
> gezmek tozmak bara gitmek yeni bir şeyler keşfetmek kariyer yapmak bomboşş

böyle büyütecekseniz keşke yapmasaydınız çocuk
-2
aguen
(19.02.26)
Cevap mecburen cinsiyetçi olacak ama anne olup da bu durumdan (hayatının ekseni tamamen kaysa da) memnun olmayan kadın azdır. O küçük gurupta değilsen sıkıntı olmaz.
-4
parka
(19.02.26)
çocuk yapma kararı bir noktada geri alınabilir bir karar olsaydı ilkokul 1. sınıfa giden bir tek çocuk bile kalmazdı dünyada. insanoğlu tam bir riyakar şovmen. bebekler sevilir. küçük çocuklar, onların şirinlikleri, ilk kez konuşma sancıları, ilk adımları, cıvıltıları , komiklikleri, yarattıkları kaos ve zahmete denktir. 8-10 yaşından sonra kim s*ker Yalova kaymakamını. dürüst olalım biraz.
-7
loch ness
(19.02.26)
@hallegadola aslında çişim geldi acıktım demeye başlamadan önce daha da kolay oluyor :) dayıyoruz memeyi biberonu, her yerde bebek bakım odası var zaten altını orda değiştir bu kadar. ne yiyecek derdi olmadan önce. asıl ihtiyaç/görüş beyan ettiğinde ve yürüdüğünde işler biraz daha zorlaşıyor (ama yine de çok güzel)
+2
mezzosprite
(19.02.26)
Hocam asansör işi gözünüzde büyüdüyse bence çocuk için hazır değilsiniz.

Sadece bir cümleden yüzeysel bir tespit yaptım o kadar.
0
kumandanim
(19.02.26)
@aguen, çocuk yapıp yapmayacağımı sana soracak değilim. Ve bu saydıklarım o kadar boş ki inan bir gram değeri yok çocuğumun yanında.
+2
kaptan maydanoz
(19.02.26)
hayattaki bütün ihtimalleri aynı anda yaşayamayız ki ama. yaptığımız bir seçim diğer seçenekten vazgeçiştir.
mesela ben çocuk yaptım, hatta baya bile isteye tedaviyle yaptım, harcadığım emek, zaman, para başka yerlere gidebilirdi. ama bu sefer de çocuğum olmayabilirdi. bi seçenek seçtim ve ilerledim.
evet o yerlere tatile gidemeyebilirsin ama önünde başka ihtimaller açılır bu sefer. çocuğunla parka gitmekten zevk alabilirsin, çocuğun biraz büyüyünce müze müze gezebilirsiniz vs.
ya da çocuk yapmaz, yetişkin etkinliklerinde de takılabilirsin.


bir de her yaşın ihtiyacı farklı oluyor, 20lerinde zevk aldığından 50 yaşında zevk almayabilirsin.

bu arada çocuğum olduktan sonra daha çok dışarı çıkmaya gezmeye başladım çocukla evde durulmuyor çocuk da alışınca gezmeye durmuyor :D
+1
rayde
(19.02.26)
çocuklarım her şeyim, ama bunca şeyi en başta anlatsalar vallahi istemezdim, mantıkla değil duyguyla karar vermiştik. pişman değilim ama bugünki kadar bilincim olsa tabiki istemezdim. düşünsene 90 yaşına gelsen aç mı tok mu diye hala kaygılanacaksın. akıl işi değil. ömürlük bi kaygı satın almak anne babalık.
+1
antihero
(22.02.26)
(13)

Bir AB vatandaşlığınız olacaksa...

sucvecezve
........................ sizce hangi AB ülkesinin vatandaşlığı en iyidir? Ya da şöyle sorayım, aralarında fark var mıdır? İspanya vatandaşı olmayayım ama Hollanda vatandaşı olayım, hatta Finlandiya vatandaşlığı daha da iyi olur gibi bir şey var mı kafanızda? Yoksa AB vatandaşlığı olduktan sonra önem
........................ sizce hangi AB ülkesinin vatandaşlığı en iyidir? Ya da şöyle sorayım, aralarında fark var mıdır? İspanya vatandaşı olmayayım ama Hollanda vatandaşı olayım, hatta Finlandiya vatandaşlığı daha da iyi olur gibi bir şey var mı kafanızda? Yoksa AB vatandaşlığı olduktan sonra önemli değil mi?
Görüşleriniz ve nedenleriniz kıymetli.
0
sucvecezve
(13.02.26)
Yaşadığım yer değişmeyecek sanırım bu durumda en çok vize avantajı olan pasaportu seçmek mantıklı olur isviçre gibi almanya gibi vatandaşlık sosyal hizmetler anlamında ise net bilmiyorum hepsinin artısı eksisi vardır
0
basond
(13.02.26)
Almanya tabii ki.
0
Kahvedesu
(13.02.26)
paran yoksa 3-4 pasaportun olsa da bir kiymeti yok.
paran varsa pasaportu hangi ulkeden aldiginin cok da bir onemi yok.
+1
cooperr
(13.02.26)
Irlanda iyi.

Pasaport indeksi anlaminda Isvicre ve Almanya ile ayni puana sahip: www.passportindex.org

Ama bu puanlama sistemleri Uganda'ya girisle Ingiltere'ye girisi esit onemde degerlendiriyor, o yuzden yaniltici olabilir.

Ornegin Almanya ve Isvicre pasaportunuz varsa Ingiltere'ye girmek icin ETA almaniz lazim (tam bir vize degil ama gene bir surec). Irlanda pasaportunuz varsa direkt gidebilirsiniz Ingiltere'ye.

Ingiltere onemli bir ulke diye orayi ornek verdim, yoksa mesela Marshall Island, Palau gibi yerlere giderken Isvicre pasaportulular kapida vize almak zorunda kalirken Irlanda gene direkt giriyor. Ters ornek olarak da Almanya pasaportu Samoa'ya vizesiz giderken Irlanda ve Isvicre kapida vize aliyor.

Demek istedigim ulke sayisindan ziyade hangi ulkeler olduguna bakmak daha faydali olacaktir. Bu pasaportlar arasinda Irlanda, Ingiltere'ye giris avantaji ile one cikiyor.

ABD'ye girisi icin hepsi esit gucte (vize yok ama ESTA formu dolduruyorlar).
0
sertac akin
(13.02.26)
Cooperr +1 diyorum. AB pasaportu yerine bol para ve karayiplerde bir adayı seçerim.
0
runaway
(13.02.26)
isviçre isterdim.
+1
jelly bear
(13.02.26)
ab ülkeleri arasinda sadece irlanda'nin uk'ye vizesiz giris ve calisma hakki konusunda büyük bir avantaji var. onun disinda hepsi ayni.
yoksa ekvator ginesine vizesiz girsem ne, kapida vize alsam ne?
isvicre, norvec, izlanda ab ülkeleri degiller ama onlarin pasaportlari da ab ülkeleriyle ayni sirada. yasadiginiz yere etkisi olmayacaksa AB/EFTA ülkesi herhangi bir pasaport günümüz kosullarinda esit derecede isinizi görür.
www.passportindex.org
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(13.02.26)
isviçre net. almanca öğreniyorum sırf orası için
+1
batlegolas
(14.02.26)
finlandiya, rusya, ispanya, hırvatistan, sırbistan.
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(14.02.26)
Yaşadığımız yer sorulsaydı belki fark olabilirdi ama AB/EWR/EFTA pasaportları arasında fark yok.
İsviçre'de yaşamak da zannedildiği kadar ayrıcalık değil. Yoksa tüm Almanya, Avusturya, Fransa dil bariyeri de olmadığı için İsviçre'ye akardı, değil mi?
En temelden doğum/çocuk bakımı/eğitim kısmından değerlendireyim size bunu anlamanız için. Doğumdan sonra annelik izni sadece 3 ay. Sonra ya işe döneceksiniz ya istifa edeceksiniz. Asıl problem çocuk bakımı ve okul öncesi eğitim masrafları. İlkokula kadar olan süreç oldukça pahalı. Tek çocuk için ayda 2400 Frank gibi paralardan bahsediyorum. Zürih gibi kantonlarda çok daha pahalı. İki çocuk olması halinde bu masraf elbette ikiye katlanıyor. Uzun süreli bir devlet desteği yok. Yani anne tam zamanlı çalışıyor ve kazandığı tüm para okula gidiyor. Birçok kadın bunu yapmak istemediği için evde kalıp senelerce çocuk büyütüyor. Bu durum Almanya'da ve Avusturya'da asla olmaz.
İsviçre bir kesim için çok ayrıcalık taşıyor: DINK. Çocuk olduğu an durumlar tersine dönüyor.

Alice İsviçre'den bildirdi.

Edito: Ben Avusturya sınırında yaşıyorum, benden 20 dakika mesafede insanlar 2 sene ücretli annelik izni yapıyor. Kreş masrafı olarak ayda sadece 10 euro ödüyorlar kreşe, o da oyuncak parası diye geçiyor :D Benim ödediğimle öküz alınır.
0
alice in potatoland
(14.02.26)
Hepsi ayni.
0
Purple life
(14.02.26)
İsviçre
Norveç
Lüksemburg
Almanya

Lüksemburg öyle miydi hatırlamıyorum sadece
0
baldan kaymak
(14.02.26)
Isvicre AB ülkesi degil.

Avusturya, Lüksemburg, Hollanda, Fransa.
+2
kuehles blondes
(14.02.26)
(9)

Evlilik, multikültürel aileler ve uyum

sucvecezve
Evli misiniz?Evlenmeyi düşünüyor musunuz?Evlendiğiniz kişi Türk mü? (Türk vatandaşı mı demek istiyorum, etnik kimliğiyle ilgilenmiyorum.)Çünkü şunu merak ediyorum, Sizce evlendiğimiz kişilerle aynı milletten olmamızın bir avantajı oluyor mudur? Ya da aksi durumun bir avantaj sağlar mı? Yabancılarla
Evli misiniz?
Evlenmeyi düşünüyor musunuz?
Evlendiğiniz kişi Türk mü? (Türk vatandaşı mı demek istiyorum, etnik kimliğiyle ilgilenmiyorum.)
Çünkü şunu merak ediyorum, Sizce evlendiğimiz kişilerle aynı milletten olmamızın bir avantajı oluyor mudur? Ya da aksi durumun bir avantaj sağlar mı? Yabancılarla evlenenlerin sizce boşanma oranı daha yüksek olabilir mi (Green card vb. sebeplerle evlenenleri ayrı tutuyorum)
Ne düşünüyorsunuz?
0
sucvecezve
(11.02.26)
evli değilim.
evlenmeyi düşünmüyorum.

tamamen zıt fikirlere sahip aileler değilse sorun olmaz. birinin siyah dediğine biri ak diyorsa o evliliğin ömrü uzun olmaz. çünkü sevgililer değil, aileler evleniyor bizim ülkede.

avrupalı, amerikalı biriyle evlenmek daha iyi olur. evlenip onun ülkesine yerleşmek. hem sülale derdinden, hem ülkenin derdinden harika bir kaçış olur. evlilik de daha eğlenceli ve öğretici bir deneyim olur.

www.tiktok.com
+1
art cat chocolate
(11.02.26)
cok fazla degisken var. kulturlere baglilik, kultur farklilik seviyesi, aileler, karakter tipi vs..

ornek,
dogu kokenli genis, ataerkil ve aile baglarinin kisisel alandan cok guclu oldugu bir ortamda buyumus erkek istedigi kadar guclu, egitimli, gormus gecirmis olsun. batinin bireyselligi karsisinda avrupali biriyle saglikli bir evlilik, iliski yurutmesi cok zor. muhtemelen bir yerde patlar.
0
buenosdias
(11.02.26)
Evliyim. Evlendiğim kişi Türk. Yabancı biriyle yapamazdım ben. Kişilik olarak kökenlerine geleneklerine bağlı biriyim.
0
kaptan maydanoz
(11.02.26)
amrikaliyla evliyim.
bence bir noktadan sonra evlilik kendi dunyasi olan bir sey oldugundan iki ruhun uyum potansiyeli oluyor.
avantajlari eger gercekten cok uzak kulturlerden geldiyseniz evliligin killarin beyazlamis evresinde bile karslikli hala bir egzotik gelme durumu oluyor.
hayatin gercek kisminin iliskiyi cok asindirdigi zamanlarda bence faydali bir durum.
dezavantaji hayat daha zor. hep birinizyabancisiniz. burokrasi hep size karsi.
bir avantaj daha bir ulke iyice sapitinca dier ulkeyi secenek olarak gormeye basliyorsun.
acik fikirli insanlara tavsiye ederim ben.
0
mavicorap
(11.02.26)
Evliyim, bir türkle. Eğer evlendiğim kişi ile evlenmemiş olsaydım yabancı biri ile evlenmeyi tercih ederdim, evlilikle ya da evli olduğum kişi ile sorunum yok ancak türkiyedeki ailelerin ne kadar sınır koysan da bu sınırı bilememesi, her şeyin içinde olma çabası beni yoruyor. Benim derdim daha çok türkiyedeki evlilik prototipi ve ailelerin bakış açısı ile ilgili, neyseki düğün yapmaktan kurtuldum ama thanks to covid.
Yabancı biri ile olmak bence kültür deneyimlemek, bakış açısı zenginliği vs olarak güzel ama anadilini konuşamamak ve ortak tarih, kültür olmaması biraz eksi puan olabilir.
Bunu aslında arkadaşlıklarda yaşıyorum ( yurtdışındayım) çok basit ve standart örnek silivri soğuktur heheyi bazen karşıdakinin anlamasını isteyebiliyorsun ya da gibi dizisini mesela bir türkün izlemesi ile yabancının izlemesi çok farklı şeyler ve aynı kökenden, toplumdan gelmek aslında ilişki diline artı puan.
Ama dediğim gibi türkiyede ailelerin ( hepsi değildir ama bize denk gelen diyelim ve bence çoğunluk) evlilik bakış açısı, mıç mıç her şeyin içinde olma sevdası beni yoruyor.
+1
tuborg yesili
(11.02.26)
Avantaj olmuyor çoğunlukla. Sadece hastalık doğum vb. konularda bizim kültürümüz daha iyi. Onun dışında çekilmiyor. toksik akrabaları bir ömür çekmeye değer mi? Türkiye’de aile ilişkileri sıkıntılı. eşim yabancı olsaydı da doğal kimliğimi yansıtırdım ve mantıklı noktalarda r yapabilirdim. Problem olmazdı.
0
artkbc
(11.02.26)
evliyim, angarali.
bizim topraklardan olmayan birisiyle evlenme sansim bol miktarda onume geldi, hepsi iyi insanlardi ama ben istemedim.
cunku:
1 -turkiye'ye donme olasiligimin yokolmasini istemedim
2- anadilde anlasmak bambaska bir olay

yabanci ile evlenip bir avantajini goreni gormedim, dezavantajini goreni cok gordum.
0
cooperr
(11.02.26)
Evliyim. Evli olduğum kişi isviçreli. Babam da isviçreli. O sebeple tam olarak "yabancı" profiline uymuyor, çünkü bana çok da yabancı değil eşim.
Kendim büyürken de öyle çok fark ettiğim bir zorluk olmadı.
0
alice in potatoland
(12.02.26)
evliyim, eşim sarışın zaten yabancılar gibi çok memnunum, kadınlara sarışın yerli koca bulmalarını tavsiye ediyorum buradan.
-1
Hallegadola
(13.02.26)
(9)

Yüzme öğrenmek

metal69
İstiyorum. İstanbul'dayım. 30 yaşında bir adamım. Nereleri önerirsiniz bana?
İstiyorum. İstanbul'dayım. 30 yaşında bir adamım. Nereleri önerirsiniz bana?
0
metal69
(10.02.26)
Hiç bilmiyorsan havuzda öğrenmek daha zor olur. Yazın uzun bir tatil yap. Kolluk veya simit kullanarak suyun üzerinde durmaya çalış. 1-2 ayda öğrenirsin. Tenha bir yere git rahatça antreman yapmak için.
0
michael harddd
(10.02.26)
Havuzda öğrenirseniz daha güvenli bir şekilde ilerlersiniz. Denizde başladığınızda kolayca panikleyebilir ve korku geliştirebilirsiniz. Bunu yenmek daha zordur. Bu riski bir yüzme öğretmeni ile havuzda çalıştığınızda minimuma indirirsiniz. Ben yetişkin birine havuz öneririm.
+1
alice in potatoland
(10.02.26)
tabi ki havuzda pratik yapıalcak ama yputube videoları da beynin içselleştirmesi için çok faydalı oluyor
0
iwillsee
(10.02.26)
Derse, kursa gitmeden önce bence bir arkadaşınızdan rica edin Şile Akçakese plajı gibi sığlık bir alanda kendinizi bir görün.

Yüzmeyi öğrenmenin önemli bir kısmı sudan korkmamak olarak düşünüyorum. Orada kendinizi test ettikten sonra bakın duruma.

Yüzmeyi öğrenmek daha doğrusu suyun üzerinde batmadan kalmayı öğrenmek bence 30-40 dakikalık bir iş. Az ve yavaş da olsa ilerleyebilmeyi öğrenmek de olsun olsun birkaç saat.

Suda batmayacağınızı bildikten ve kendinize güvendikten sonra gerisi kolay zaten. Bir insan boyu suda batmamakla yüz metre derinlikte batmamak aynı eforu gerektiriyor.

Hele bir de sırtüstü yatarak batmadan ve hiç yorulmadan suda dinlenebileceğinizi keşfedince hiçbir zorluk kalmaz.

Çoğumuz sporcu gibi pek nizami yüzmüyoruz, ilerlemeyi beceriyoruz sadece.
(Çok küçükken yüzmeyi öğrendiğim için konuyu çok yanlış biliyor olabilirim eğer öyleyse şimdiden özür dilerim. )
0
michael_knight
(10.02.26)
istanbul belediyesinin yüzme kursları var seansı 50 TL , internetten gün seçerek rezerve ediyorsunuz
bir bak istersen yakın bir yerde varsa deneyebilirsin .
0
devilone
(10.02.26)
armut'dan özel yüzme hocası tut. fiyatları çok yüksek değil.
0
potsdamer
(10.02.26)
yukarıdakileri dinleme. denize falan da gitme. git adam akıllı bir yüzme havuzuna, grup yüzme dersine git, bir kaç derste öğrenirsin.

devilone doğru demiş. ibbnin yüzme havuzlarına kayıt olup gidiyorsun. ben bilmiyorum öğrenmek istiyorum diyorsun hocalar bilmeyenlere topluca öğretiyor.
0
abelardo
(10.02.26)
25 seneden fazla yüzen biriyim. Havuza girdiğimde ben bile 2 kat efor sarfediyorum. Şunu yapma bunu dinleme diyenlerin dayanakları ne acaba merak ediyorum.

Tuzlu suyun kaldırma kuvveti havuz suyundan fazla ve bu yüzden hareketsiz dursan bile suya batman zor oluyor. Denizde yüzmek havuzda yüzmekten kolay. Bu bir fizik kuralı. En cahil insan bile bilir bunu.

İkincisi yüzmek bisiklet sürmek gibi pratikle kazanılan bir beceri. Üniversite sınavına hazırlanmıyorsun bir beceri kazanıyorsun.

Yıllar önce stil falan öğreneyim ve lisans çıkartıp yüzücü olayım diye beni kursa yazdırmak istediler. Hoca deneme yapalım falan dedi. Havuza balıklama atlayıp birkaç tur atıp çıktım. Adam dedi ki suyun üzerinde durabiliyor :) o zamanlar bile 4 senedir yüzüyordum.
0
michael harddd
(10.02.26)
michael, niyetim munakasa değil ancak yazdıkların çok boş. sen 25 senedir yüzen birisi oldugun için yeni başlayan birisi gibi düşünemiyorsun. yoksa dünyadaki herkes deniz suyunun daha fazla kaldırdıgını biliyor. bu bir tek senin bildiğin çok gizli bir bilgi değil. bu arada havuzdaki hoca doğru demiş. büyük ihtimalle 4 senedir yanlış yüzüyordun. sen bir kaç tur atıp çıkmış olabilirsin ama bir çok hata yaptın. muhtemelen hala yapıyorsun çünkü artık alıştın ve sana normal geliyor.

yüzme havuzda hoca ile öğrenilir. kolluk veya simit takarak 1-2 ayda hiç bilmeyen birisi denizde yüzme öğrenemez. öğrenemediği için de hevesi kaçar güveni kalmaz ve bırakır.

soran kardeşim sen dediğimi yap, havuza git hoca sana öğretir. istanbulun neresindesin özelden bana yaz. sana gidebileceğin bir havuz bulmaya çalışayım
0
abelardo
(11.02.26)
(18)

Kaymaksız yoğurt

sessizce aglayan sanat
Selam merhaba iyi akşamlar Evet yapımı yoğurt yapmak istiyorum ama içinden kaymak çıkmasın istiyorum. Çıkınca midem bulanıyor bütün midemdekileri iade ediyorum çünkü :/ Sütün yağını kaynata kaynata topla demeyin öyle de olmuyor, çok denedim, illa ki kalıyor bişey. Çok fenayım market yoğurduna alıştı
Selam merhaba iyi akşamlar

Evet yapımı yoğurt yapmak istiyorum ama içinden kaymak çıkmasın istiyorum. Çıkınca midem bulanıyor bütün midemdekileri iade ediyorum çünkü :/

Sütün yağını kaynata kaynata topla demeyin öyle de olmuyor, çok denedim, illa ki kalıyor bişey. Çok fenayım market yoğurduna alıştım çok kötü bişey bu. Bilen duyan gören var mı? Makinesi falan var mı bunun?
0
sessizce aglayan sanat
(09.02.26)
Sütü kaynat, soğut, üzerindeki yağı al, sütü buzdolabına koy, bir gece beklet, ertesi gün kaynatıp ılıyana kadar bekle, kaymağını tekrar al.

Kaymağı homojenize edilmiş pastorize sütler var. Tire süt var mesela poşette satılanı. O öyledir. O sütten bulursan kaymak göremezsin.
0
Mirket
(09.02.26)
Market yoğurdu neden kötü??

Yapamazsin Bence, homojonize etmen lazım ki evde yapılabilecegini sanmam.
+2
kisa
(09.02.26)
Market yoğurdu ev yoğurdu kadar sağlıklı değil, doğal da sayılmaz. Şifalı olan asıl ev yoğurdu. Yoksa yemiyor muyum, bayıla bayıla yiyorum hem de, pürüzsüz ya. Ama işte ne zaman ondan yesem iştahım açılıyor mesela, ev yoğurdu yerken öyle olmuyorum.
-2
🌸sessizce aglayan sanat
(09.02.26)
bende arçelik ve bekonun yoğurt yapma makineleri var. bekonun çok daha ucuz, herşeyi aynı (hatta öyle aynı ki arçelik sensörü bozuldu, onun yerine bekonunini kullanıyorum). sütü marketten %3, %3.7 yağ oranlı filan alıyorum. normal usulde öyle çok taş gibi kıvamlı olmasa da yine de güzel, ayrıca süzme kabı var. istersen bayağı taş gibi süzülmüş olarak da yiyebilirsin 1.5 yıldır bu şekilde yoğurt yapıyorum. hele jersey süt kullanırsam o zaman süzme kapsız taş gibi oluyor. kaymak jerseyde biraz oluyor ama diğer market sütlerinde hiç olmadı.

link: www.akakce.com
+2
panamera
(09.02.26)
Keşke ev yoğurdunun kaydadeger sekilde daha sağlıklı olduğunu birisi anlatsa.
Daha çok sevmeyi anlıyorum da daha sağlıklı demek için net bir şey ortaya koymak. Lazim.
+1
kisa
(09.02.26)
Ev yoğurdunu daha çok sevebilmem için içinden kaymak çıkmayacağından tam olarak emin olmam lazım. Bir de diyetisyenler doktorlar ev yoğurdu yiyin diyorlar, başka neden diyor olabilirler ki?
-1
🌸sessizce aglayan sanat
(09.02.26)
Eğer ev yoğurdu pastorize sütten yapılmıyorsa, market yoğurdunun daha sağlıklı olduğunu iddia edebilirim.
+2
Mirket
(09.02.26)
@mirket, senin bilgine güvenirim. Anlatırsan bakayım ben de.
Ancak şunu diyeyim önce, kast ettiğin sanırım cog sütten kaunatarak yapmak?
pastorize sütten nasıl daha sağlıklı olabilir bu?
Bakteri (zararlı olanlar) patojenler vs gitsin diye ciddi bir kaynatma süreci gerekiyor bu da yararli bakterileri de öldürüyor. (emin değilim) ancak evdekinkaynatma ile her zararlinin elemine edilemecegi söyleniyor ve son olarak da çiğ sütün (markette satılan değil de sutcuden alınan) denetimsiz ve daha riskli olduğu da söyleniyor.
+1
kisa
(09.02.26)
Edit:
Mesajla uyarildim :)
Benzer şeyi söylemişsin.

Yukarıdakiler dursun, ekmyapayim

Pastorize sütle yapılsa bile evdekinin neden daha sağlıklı olduğunu anlatırsan sevinirim.
0
kisa
(09.02.26)
Pastorize sütten dahi yapılsa ev yoğurdunun daha sağlıklı olduğunu iddia edemeyiz. Çünkü sütten emin olsak dahi kullanacağımız mayanın içeriğinden emin olamıyoruz ve zararlı bakteri varsa arındırma olanağımız yok.

Ayrıca mayanın ihtiva ettiği probiyotikler hakkında da fikrimiz yok. Ancak bu konuda çalışma yapan bir ziraat fakültesinden temin edilecek maya olursa ona güvenirim ben.

Probiyotik konusunda market yoğurtlarına da güvenmiyorum ben.

Çiğ sütlerde de şöyle bir olay var. Hayvanın herhangi bir sebeple kullandığı ilaçlar olduğu gibi süte geçiyor. Parazit ilaçları, antibiyotikler insanlar için sakıncalı. Hayvanın bu ilaçları tükettiği dönemlerde sütleri imha edilmeli. Tamamen kontrolsüz olan bu sektörde imha edileceğini hiç sanmıyorum. Çiğ süt alan kurumsal firmalar bunun kontrolünü tahlilini yapıyordur ama biz bu konuda savunmasızız.

Yani seninle hemfikirim.
+6
Mirket
(09.02.26)
Katılıyorum 🖖🤘
0
kisa
(09.02.26)
bu konunun uzmanı diyetisyenler ve doktorlar değil, gıda mühendisleri. uzun zamandır market yoğurtlarının ev yoğurdundan daha sağlıklı olduğunu anlatmaya çalışıyorlar ama sesleri pek duyulmuyor nedense. tuğba parıltının paylaşımlarına bakabilirsiniz, yoğurt uzmanlık alanı.

özetle; market yoğurdu daha hijyenik, içinde belli bi oranda yararlı bakteri olduğunun garantisi var, katkı maddesi yok çünkü sade yoğurtta zaten yasak. evde fabrika ortamı hijyenini sağlamamız mümkün değil. mükemmel ortamı, süreyi, sıcaklığı, mükemmel bakteri sayısını ayarlayamayız. çiğ sütün adını bile anmak istemiyorum da pastörize sütü de kaynatanlar var yoğurt yaparken, protein yapısı bozuluyor.
+3
mezzosprite
(09.02.26)
Hayretler içindeyim o halde diyetisyenler doktorlar işin ciddiyetinin hiç farkında değiller. Müthiş ironi. Herkese teşekkürler.
-5
🌸sessizce aglayan sanat
(10.02.26)
bu konunun uzmanı doktorlar veya diyetisyenler değil, gıda mühendisleri +1. doktorlar, diyetisyenler market yoğurtlarının içinde katkı maddesi olduğunu, bu yüzden uzun süre dayandığını, bozulmadığını, o yüzden ev yoğurdunun daha sağlıklı olduğunu düşünüyorlar. ama bir doktorun veya diyetisyenin yoğurt fabrikasına gidip ne koyduklarını gördüğünü, görse bile konulan şeyin ne olduğunu anlayacağını hiç sanmıyorum, o da sağdan soldan duyduğunu, okuduğunu anlatıyordur. doktorun diyetisyenin işi gıda üretmek değil, insan sağlığı.

ben de market yoğurdunun her türlü ev yoğurdundan daha sağlıklı olduğunu iddia edebilirim. kaynağım ise kayınbiraderimin eşi. kendisi gıda mühendisi, kamu personeli ve girip çıkmadığı, denetlemediği gıda fabrikası yok. bizzat kendi ifadesi, yoğurtlarda herhangi bir katkı maddesi kullanımının zaten yasak olduğu, yoğurtların herhangi bir katkı içermediği.

bilenler benim 9 yıllık yoğurt deneyimi bilirler. burada da paylaştım, üstüne de konuştuk. bilmeyenler için kısaca özet geçmem gerekirse, 2016 yılının ocak ayı başında ofise, dörtlü satılan yoğurtlardan aldım. bir tanesini yedim, kalan üç tanesini dolabın dibinde unuttum. son kullanma tarihleri 31 ocak 2016 idi. taa haziran ayında yoğurtları dolapta buldum, son kullanma tarihinin üstünden 5 ay geçmiş. aldım çöpe atacaktım ki merak ettim. bir tanesini açtım aaa mis gibi duruyor. kokladım, mis gibi de kokuyor. bütün cesaretimi toplayıp bir kaşık yedim, nefis yoğurt. son kullanma tarihi 5 ay geçmiş ama zerre bozulma yok. sonra kalan açılmamış 2 tanesini saklamaya karar verdim, 1-2 sene sonra açıp bakacaktım (yıllarca bozulmayan mcdonalds hamburgeri gibi). ama ben o yoğurtları yine unuttum. araya pandemiler girdi, ofis kapandı, kaç yıl kapalı kaldı falan. neticede o yoğurtlar yaklaşık 9 yıl dolapta durdu. hatta pandemide dolabı da kapattığımız için oda sıcaklığında durdu. daha birkaç ay önce açtım, sadece kapak jelatini kuruyup kenardan hava aldığı için suyu buharlaşıp kurumuş. hala bozuk değil, ne bir küf var, ne bir ekşi koku. kuru yoğurt gibi bir şey olmuş. bu sefer yemeye cesaret edemedim tabii.

deneye başladığımda kayınbirader evli değildi. deneye başlarken herhangi bir bilimsel kaynağım yoktu. evlendikten sonra deneyi anlattım sordum, hatta sitem ettim "ne koyuylarsa 5 aydır bozulmamış, bize ne yediriyolar!!!" diye. dedi ki pastörize edilip koruyucu atmosferde paketleniyor, içinde bozulmaya neden olacak hiçbir zararlı bakteri yok, hava zerreciği bile yok. havayla temas etmediği için bozulmaz. tetra pak sütler de öyle, uzun ömürlü diye içinde katkı var sanılıyor ama adı üstünde uht, ultra high temperature, ultra yüksek sıcaklıkta bakterileri öldürüp dışarı ile ne ısı, ne ışık, ne hava teması olmayan ambalajla kapatıyorlar, aylarca bozulmuyor.

ben her zaman bilimden yanayım, ikna oldum. ama teyzeler emmiler çıkıp ne kadar anlatsan da hiçbir dayanakları olmadan "aylarca bozulmuyor içine kimbilir ne katıyorlar" masallarına inanmayı tercih ediyorlar.

ev yapımı yoğurtlar genellikle açık sütten yapılıyor. adam o sütü neyle sağdı, nereye sağdı, inek ne yedi, ne içti, hangi ilacı aldı. sağdığı sütü hangi koşullarda sakladı, kamyonetin arkasındaki tankta kaç saat gezdirdi. hepsini mükemmel şartlarda yapsa bile sen getirdin kaynattın, içinde faydalı bir şey kaldı mı, açık havada kaynatıp soğuturken içine toz kaçtı mı, sinek sıçtı mı. bu şartlarda yapılan yoğurdun market yoğurdundan sağlıklı olduğunu nasıl iddia edebiliriz ki? market yoğurdunun, eğer merdiven altı bir marka değilse en azından sütünün ne olduğu belli, hangi koşullarda üretilip paketlendiği belli.

çok güzel yoğurt yaparım. hatta daha pazar günü yaptım, hem de sütçüden aldığım açık sütten. ama daha sağlıklı olduğunu düşündüğüm için değil, oğlum benim yaptığım yoğurdu çok sevdiği için. baba yoğurt yap diyip duruyordu, gittim eski mahalledeki sütçüyü bulup 3 kilo süt alıp mayaladım. faydası için değil, lezzeti için yaptım.
+5
kibritsuyu
(10.02.26)
Yoğurt makinesi çok kullanışlı. Kızım doğduktan sonra bana hediye gelmişti. Benimkinin porsiyonluk kavanozları var. Başta "uff be ne beeağ" demiştim ama 6. ayda ek gıdaya geçince çok işime yaramıştı. Alanı arayıp teşekkür etmiştim. Kaymak çok severim ama makineyle 0 kaymak.
+1
alice in potatoland
(10.02.26)
Ama kimse senin yenge gibi anlatmıyor ki, bak soru sormasam siz dökülmeyeceksiniz (yani evet anormal bir durum değil) ama doktorların bunu bilmemesini anlayamıyorum mesela, gıda mühendislerinin bu konuyu doktorlara ısrarla taşımaları gerekirdi... bence. Dikkat çekilirdi hiç olmazsa ve uyanan doktorlar olurdu. Biz de market yoğurtlarının margarin katkılı olduğu bilgisiyle kaçıp duruyoruz. Halbuki ne kadar da severim.

Bütün bilgiler için çok teşekkür ediyorum, meğer bünyem doğruya yöneliyormuş da bilmiyormuşum, sayenizde öğrendim çok çok teşekkürler emekleriniz için.
-1
🌸sessizce aglayan sanat
(13.02.26)
benim yenge gibi anlatanı da israyilin oyunu sorosçu siyoniz komonizlerin üzerimize oynadığı büyük oyun diyip reddediyorlar. bak uçağın götünden çıkan izin ne olduğunu bin kişi anlatıyor egzozdan çıkan sıcak havanın o yükseklikte soğuk hava ile karşılaştığında su buharı ve buz kristaline dönüşmesi diye, adam diyor ki israyilin oyunu siyoniz komonizler bizi spreyleyip beyin dalgalarımızı bozüyür. anlat, istediğin kadar bilimden bahset, biri çıkıp siyoniz komoniz diyip reddediyor. anlatsan kaç yazacak.
+3
kibritsuyu
(13.02.26)
Kibritsuyu

Evet izrayilin oyunu yalnız, epşteyn belgelerinde de çıktı, zaten devletin sitelerinde de yazıyor üstelik bulutlu bir yerde yaşıyorum ve geçen gün evime giderken genzimi yaktı o bulut, müthiş bir koku vardı. Bence bu kadar katı bakma. Market yoğurdu en sağlıklısıdır sözüne çok güvenemiyorum, bahsettikleri su buharı meselesine de öyle. Bu kadar rezilliği gördükten sonra, üstelik suud çöllerinin basbayağı yeşertildiğini, sellerin götürdüğünü gördükten sonra maalesef o açıklamaları ciddiye alamam. Bence tekrar bi dikkat et.
-4
🌸sessizce aglayan sanat
(16.02.26)
(5)

Bu kişi Yunanistan vatandaşlığı alabilir mi?

kizil karga
Elimizde ilginç bir vaka var. Yaşlı bir teyzemiz var kendisi henüz bebekken ailesi mübadele ile Yunanistan'a gidiyor ama kendisini bi aileye evlatlık veriyorlar Türkiye'de kalıyor ama ortada resmi bir kayıt yok, teyzemiz zaman zaman Yunanistan'a da gidiyor oradaki akrabalarını eşini dostunu görmeye,
Elimizde ilginç bir vaka var. Yaşlı bir teyzemiz var kendisi henüz bebekken ailesi mübadele ile Yunanistan'a gidiyor ama kendisini bi aileye evlatlık veriyorlar Türkiye'de kalıyor ama ortada resmi bir kayıt yok, teyzemiz zaman zaman Yunanistan'a da gidiyor oradaki akrabalarını eşini dostunu görmeye, iletişimleri devam ediyor, teyzemiz hala hayatta bu arada, bu teyzemizin ve kendi soyundan gelenlerin vatandaşlık alma gibi bir durumu olabiliyor mu merak ettik, dediğim gibi ortada resmi bir kayıt yok.
0
kizil karga
(08.02.26)
Mübadeleye kökü dayananlar zinhar alamiyor.
0
duster
(08.02.26)
mübadele ile gelenler geldikleri ülke ile ilgili tüm haklarını kaybetmiş oluyor. lozan anlaşması ile karara bağlanmış bir durum.
0
delidir yakalayin
(08.02.26)
Soruyu dikkatli okuyun millet. Kadın, Yunanistan'dan Türkiye'ye gelmiyor. Türkiye'den Yunanistan'a gönderiliyor ailesi. Ama kadın Türkiye'de kalıyor çünkü evlatlık verilmiş bir Türk aileye.
+4
alice in potatoland
(09.02.26)
ailesi yunanistan’a gittikten sonra orada kardeşi falan olduysa dna testiyle birinci dereceden bağ kanıtlarsa olabilir?
0
eileengray
(09.02.26)
Tabii orada doğan kardeşleri var buradan götürülen başka kardeşleri de var, bir tek kendisi bırakılmış burada.
0
🌸kizil karga
(09.02.26)
(3)

speed dating olayları

mirafiori
yapanınız oldu mu hiç? normalde soğuk yaklaşırım çünkü genellikle pazarlanma şekilleri bana hitap etmeyen etkinlikler oluyor, fakat bir etkinlik gördüm organizasyon olarak speed date olmasa bile gideceğim tarzda bir etkinlik olduğu için bonus olarak ilginç olabilir diye düşündüm. etrafımda yapan ark
yapanınız oldu mu hiç? normalde soğuk yaklaşırım çünkü genellikle pazarlanma şekilleri bana hitap etmeyen etkinlikler oluyor, fakat bir etkinlik gördüm organizasyon olarak speed date olmasa bile gideceğim tarzda bir etkinlik olduğu için bonus olarak ilginç olabilir diye düşündüm. etrafımda yapan arkadaşlarım olmadığı için direk bir tecrübe duyamadım, o şekilde tanışan birilerini de tanımadım. merak ettim yani single erkek olarak nasıl bir şey bekleyebilirim diye. burada paylaşmak isteyen olursa tecrübelerini duymak isterim.

Yani kafamda "katılanlar ciddili ilişki aradıkları için mi katılırlar yoksa o akşamı geçirecek biri mi" gibi sorular var. Araştırdığım kadarıyla çeşitli tarzları var fakat bu organizasyonun yapılacağı yer küçük bir bar ve 12 kişi oluyor, böyle bir ortamda fazla mahremiyet olmayacağını düşünüyorum o yüzden diyaloglar falan nasıl ilerler dikkat dağılır mı onu da düşüdüm.
-1
mirafiori
(08.02.26)
Ben gitmedim ama sizin yerinizde olsam giderdim. İlk günden eve götürmeye çalışan olursa, bye dersiniz. Belki düzgün biridir.
0
Kahvedesu
(08.02.26)
arkadasım speed date'den evlendi. 5-6 yıldır evliler çocukları oldu :)
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(09.02.26)
Ben biraz geleneksel kalıyorum galiba ama yapanlar var ki bugün bir başka yerde daha gördüm dating app'ten tanışıp evlendiğini söyleyen. Deneyebilirsiniz ama ben olsam oradan sonra birebir buluşma olacaksa nereye gittiğimi kimle buluştuğumu güvendiğim bir kişiye söylerdim ve canlı konumumu paylaşırdım.
0
alice in potatoland
(09.02.26)
(4)

Fransa vizesi hk.

die fetten jahre sind vorbei
Selamlar. Hic bilgim yok, birkac sorum olacak.1- online vize basvuru oncesi otel rezervasyonu yapmak sart mi2- turk telekom hattim var, internet icin en basit yol nedir oraya varinca3- vize randevu botu olan firmalardan hizmet almak sart mi, manuel randevu bulabilir miyim4- master ve visa cartlar i
Selamlar. Hic bilgim yok, birkac sorum olacak.

1- online vize basvuru oncesi otel rezervasyonu yapmak sart mi
2- turk telekom hattim var, internet icin en basit yol nedir oraya varinca
3- vize randevu botu olan firmalardan hizmet almak sart mi, manuel randevu bulabilir miyim
4- master ve visa cartlar ile sorunsuzca odeme yapabilir miyim her yerde
5- pariste aileye uygun guvenlik sorunu olmayan fiyat performans otel tavsiyeniz var mi
6- genel olarak vereceginiz bilgiler neler olur
0
die fetten jahre sind vorbei
(06.02.26)
Randevu bulmak çok zor. Firma şart değil ama çok uğraşırsın ve değmez.
0
michael harddd
(06.02.26)
2. Gitmeden önce telefonunuz e-sim'i destekliyor mu onu öğrenin. destekliyorsa kesinlikle en kolay ve en uygun yol e-sim.
4. Evet.
5. Müze biletlerini öncesinde online alın.
0
alice in potatoland
(06.02.26)
1. başvuru formunda zaten kalacağınız otelin adresini belirtmek zorundasınız. sonrasında da otel rezervasyon evrakını dosyaya koyuyorsunuz. dolayısı ile rezervasyon şart evet. evrakta da konaklayacak herkesin ismi yazmalı. çocuk varsa o da dahil.

3. hizmet şart değil ama randevu bulmak çok zor. 2025te kendimiz bulmuştuk randevuyu ve evraklar için danışmanlık firması ile çalışmıştık. aynı firma ile görüştüm geçenlerde. biz de botlarla çalışıyoruz artık, randevu bulmak çok zor diyorlar. randevulu, randevusuz fiyat farkı var zaten hizmet ücretinde. ama mart nisan gibi randevuların açılmasını bekliyoruz, önce kendiniz deneyin dedi. isterseniz özelden yazarım firmayı.

4. kredi kartınızın ekstresi tl değil döviz cinsinden olsun. bankadan bunu talep edebilirsiniz. daha karlı oluyor. ama kişisel tecrübeme göre konuşursam eğer euro biriktirip o şekilde gitmek ve euro ile harcama yapmak daha mantıklı. çünkü kafadan her şeyi 50 ile çarpınca insan kısıtlayabiliyor kendini.

5. biz airbnb'de kalmıştık. oteller biraz daha pahalıydı. bir de bizde 3 yaşında çocuk vardı ve oteller çocuğa da yetişkin gibi fiyat veriyordu. o sebeple airbnb tercih ettik. kaldığımız bölge güvenliydi ama 3. kattaydı, eski bi evdi. bebek arabasıyla eziyet olmuştu biraz. ama eyfel merkeze yaklaştıkça güvenlik sorunu ve fiyatlar artıyor.
yine de değerlendirmek isterseniz;
www.airbnb.com.tr

aynı dönemde arkadaşlarımız şu otelde kaldı
maps.app.goo.gl

döndüğümüzde şöyle bi entry yazmıştım.
eksisozluk.com
eksisozluk.com

şu an ikinci schengen için başvuru planlıyoruz. daha uzun verirler diye yine fransa'dan başvuracağız ama öyle bi durum olmasaydı bile tekrar paris'e gitmek isterdim. gerçekten çok güzel bir şehir.
özellikle nehirde tekne turunu tavsiye ederim.
bir de çok sıkıştırılmış bi gezi planı yapmamak lazım. her yeri 4-5 günde gezmek imkansız. o sebeple bazı yerleri eleyip gerçekten gitmek istediğiniz yerlerde doya doya vakit geçirmek gerek.

vize konusunda da bize söylenen evraklarınız tamsa ve yeterli paranız varsa fransa'nın sorun çıkarmadığı yönündeydi.
0
elorelia
(06.02.26)
arkadaşlar ben fransa vizesi kovalamıyorum ama teyzemin işi için telegram grubunda takılıyorum, millet istanbuldan randevu bulamadığı için izmir vfs den alıp oraya gidiyormuş bilginize. mesela bu sabah izmir vfs martın ilk haftasnın randevularını açtı ve aldım diye yazanlar oldu. ama istanbul imkansız çünkü az açıyormuş olanı da vize şirketleri botlarla hemen alıp kapatıyorlarmış bilginize. (istanbuldakiler izmirden de başvuru yapabiliyormuş)
0
Sadece soruyorum
(06.02.26)
(5)

İngiltere’den gelen eden var mı?

dilemma of subscribtionability
1-2 kg ağırlığında eşyam olacak da bagajda getirtmek için…
1-2 kg ağırlığında eşyam olacak da bagajda getirtmek için…
0
dilemma of subscribtionability
(05.02.26)
ben. ama neden tanımadığım birinin 1-2 kg. eşyasını taşıyayım, ne önemi var merak ettim.
-2
deartheodosia
(05.02.26)
gümrük muhafaza türkiye 2.sezonu çekilirse oradan izleriz ne olduğunu.
0
galahad reloaded
(05.02.26)
Kim olduğunu, orada ne yaptığını, getirtmek istediğin eşyanın ne olduğunu falan anlatıp insanlara güven ver ki tanıdığı biri bile istese “niye taşıyım eşyanı” diyecek tiplere konuşma fırsatı verme.

Sanki şahsına sormuşlar gibi soruya soruyla cevap veriyor.
+4
lazor
(05.02.26)
Yazar zaten eşyayı taşıyacak kişiyi arıyor. Yoksa sizin İngiltere'ye gidip gitmemenizle ilgilenmiyor. Bir şüpheniz varsa, yeriniz yoksa, vaktiniz yoksa ya da herhangi bir sebepten ötürü eşyasını taşımak istemiyorsanız yazmazsınız olur biter.
Burada soru "başkasının eşyasını neden taşımamalıyız?" değil ki, "benim eşyam var, getirmek isteyen olur mu?" sorusu. Siz getirmek istemiyorsanız üstünüze alınmanızı gerektiren bir durum yok.
+4
alice in potatoland
(06.02.26)
gerçekten önümüzdeki haftalarda ingiltere’den türkiye’ye gelecek olup da sevabına yahut makul ücret karşılığında getirebilecek olan varsa, mesajla ulaşabilir bana, detayları paylaşırım.

merak edenler için 1-2 kg’lık paketin içinde eroin, uranyum, anti tank mayını, beyaz kadın, nakillik böbrek ve sakız reçeli olacak. neden sakız reçeli, sormayın.
+3
🌸dilemma of subscribtionability
(07.02.26)
(32)

Dindar hristiyan biriyle sevgili olur musunuz?

pembediken
Evli duyurucular da cevap verebilir bekar olsalardı naparlardi
Evli duyurucular da cevap verebilir bekar olsalardı naparlardi
0
pembediken
(03.02.26)
Olurum neden olmayayım.
-4
arbre
(03.02.26)
esim katolik. kayinpederim hristiyan demokrat partiden bakan :p
nema problema.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.02.26)
olmam
+1
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(03.02.26)
Benim hayatıma müdahale edene kadar evet, sonra hayır.
+4
kisa
(03.02.26)
din denen afyona bazilarinin ihtiyaci var.
eger esimin boyle birseye ihtiyaci var ise, beni baglamaz. kendisine iyi gelen ne varsa onunla ugrassin, burda kitabin cinsinin bir onemi yok. zaten asagi yukari hepsi ayni seylerden bahsediyor.
hayat boyle seylere takilmak icin cok kisa, "laissez faire"
0
cooperr
(03.02.26)
Asla.
+2
gabe h coud
(03.02.26)
Hayir. Herhangi bir seye aşırısı olanla yapamam. Din, spor, siyaset, hayvanlar, saglikli beslenme, alkol, komplo teorileri vs vs...
0
duster
(03.02.26)
Dindar ve kendi ülkesinin Akp'sine gönül vermişse sokağından geçmem; dindarsa merhaba-merhaba; inançlı ama inanç seviyesi 1-10 arası 4 ya da altındaysa o zaman olabilir ama tabii Hristiyan var Hristiyan var misal Protestan ya da Anglikan biriyle dindar da olsa sıkıntı yaşamam gibi ama Katolik dindar biri benim için sıkıntı yaratır, bunun Amish'i var var kılı var yünü var oralara girmiyorum bile. Ha Ortodoks kökenli Hristiyan bireyse o da nispeten sıkıntı bi tip olabilir. Kısacası sadece Hristiyan dindar olması tek başına anlamlı bir kriter değil.
0
kizil karga
(03.02.26)
direkt olurdum. +1000 puan.
-3
Purple life
(03.02.26)
Farklı adet, farklı kültür, farklı ritüel.
Hayat zaten yeterince zorken niye, bile isteye yeni yeni sorunlar edineyim ki?
Nikah kilisede mi kıyılacak? Annen gelecek mi nikaha ya da çocuğun vaftiz törenine?
gibi gibi
0
Mirket
(03.02.26)
Soran kişi olarak ben de cevap vereyim. Geçinmeye gönlü varsa anlayış varsa olurum.
0
🌸pembediken
(03.02.26)
hristiyan olanlardan zarar gelmedi ancak müslüman geçinen birisi evli çıkmıştı. tanıdığım en yalancı insandı. bu işler dinle belli olmuyor tabii ancak kendi deneyimime göre müslüman olan dindarlar sorunlu çıkıyor. şahsen uzak duruyorum.
+3
eileengray
(03.02.26)
Olmam. Arkadaşlık başka sevgililik başka, bana müdahale edip etmeyeceği bilinmez.
+1
muhayyer divan
(03.02.26)
Dindar biriyle yolum kesişmez ki. İş zaten oraya varmaz. Hadi zorladık oldu diyelim.
Sonuç yüksek ihtimalle bu olur:

www.reddit.com
0
yurtsuz john
(03.02.26)
ahlak,
tarikat,
atatürk,

kendisi ve ailesi bu kümelerin ne kadar içinde yada dışında kaldigina göre degişir.
0
designer
(03.02.26)
Hangi dine mensup olursa olsun dindar herhangi biriyle birlikte olmazdım. Seküler hayatı seviyorum.
+5
ekimoloji
(03.02.26)
Herhangi bir dine inanan biriyle işleri o noktaya getirmem zaten. Arkadaşlık başka ama sevgili olmam. Karışıp karışmaması da mesele değil, dünya görüşünde din kavramının olması yeterli sevgili olmamam için.
+1
Phoebe
(03.02.26)
mormon olmaz belki ama latin katolik veya istanbul ortodoxları olur.
0
klassno
(03.02.26)
Eşim Katolik. Babam Katolik. Büyürken de kendi evliliğimde de bir sorunumuz olmadı+1.
0
alice in potatoland
(03.02.26)
din tüccarları yüzünden bütün dinler istismar edilmişken. Herkesin dini kendisine deyip kafaya takmam.
0
Rao
(03.02.26)
birkaç sene önce görsem asla derdim. şimdi daha iyi bile olur diyorum.
-1
beatbox yapan metalci
(03.02.26)
Ben okuduğum kurgularda bile daralıyorum bu din işlerinden. Yani cevabim hayır.
+2
a perfect lie
(03.02.26)
Sevgililik dediğin nedir ki zaten, olurdum. Benim inancımla bir derdi yoksa evlilik bile düşünülebilir. Tabii genelde o kadar muhafazakarsa pek yanaşmaz böyle şeylere.
0
mbond
(03.02.26)
hayır.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(04.02.26)
valla bu yasa gelip din islerinin hikaye oldugunu cozememis biriyle gercekten zor. daha baska neleri cozemedi acaba derim. yani ciddi ciddi inaniyorsa, dindarsa olmaz.

ama evrende bir kutsallik, bir ruhaniyet hissedip bunu oyle alisageldigi icin veya kulturel olarak dine kanalize edenler ok. ona takilmiyorum. ozetle koyu dindar hayatta olmaz, ama sirf inancli diye de sorun yapmiyorum.
0
antikadimag
(04.02.26)
dindar hristiyan, hele ortodoks hristiyan ile olurum ama o benimle sevgili olmak istemeyebilir çünkü türküz işte.
0
rain when i die
(04.02.26)
teoloji baglantili her soruda oldugu gibi yine insanimiz dincilik ile dindarligi karistiriyor.
ayrimini bir turlu yapamadik gitti.
+2
cooperr
(04.02.26)
bir de ermeniyse nikahi basardim. biz de dinliyiz kendimizce hizliresim.com
+2
ala09
(04.02.26)
@ala09 onlar kim :)
0
🌸pembediken
(05.02.26)
cooperr Karıştırmıyoruz hocam dinci dediğimiz tipin zaten denklemde yeri yok onun ben amk ama dindara karşı da çok hoş değiliz dünyaya bakışımız farklı.
0
kizil karga
(05.02.26)
@pembediken seyhim ve ben
0
ala09
(06.02.26)
Herhangi bir finin dindarı ile bir şey yaşayabileceğimi zannetmiyorum.
0
cay koy geliyorum
(06.02.26)
(8)

Cicibebe

basubadelmevt
Bebeklere neden cicibebe yediriliyor? Seker bombasi, garip bisi. Sanirim bilincli anneler artik kullanmiyor.
Bebeklere neden cicibebe yediriliyor? Seker bombasi, garip bisi. Sanirim bilincli anneler artik kullanmiyor.
0
basubadelmevt
(30.01.26)
Ben 90'larda bebekken Eti Cici Bebe çok pahalıydı ve bir tür statüydü. Prima bez gibi.

Şahsen o dönemde ulaşamayan kişilerin günümüzde bebeklerine yedirmeyi daha çok tercih ettiğini gözlemlemiştim.
Zaten genel olarak kendi çocukluğunda birçok şeyin eksikliğini çeken kişilerin kendi anne babalıklarında şayet durumları az biraz müsaitse bile yararlı mıdır zararlı mıdır düşünmeden çocuklarının önüne her şeyi yığdıklarını görüyorum. Tamamen psikolojik. Kendi travmaları, kendi yaşadıkları ebeveynliklerini şekillendiriyor ve bunu iyi yönde yapmıyor. Instamom, vlogger family gibi hayatların ünlü olmasındaki bir başka neden de bu. İnsanlar, çocuklarımızın önüne başka neler yığabiliriz, kendi hayatımızı başka nasıl sergileyebiliriz arayışındalar.
Rafine şekerin zararlarını şunun şurasında 20 belki 25 senedir konuşuyoruz. 90'larda Cici Bebe yedirmek statü meselesiydi ama günümüzde hala bunu yediren varsa şahsen cehalet göstergesi olarak algılıyorum.
+3
alice in potatoland
(30.01.26)
çocuk olmadan önce ben de onu yapmam bunu yapmam, aaaa sen nasıl anasın filan diyordum da şu an kızım 3,5 yaşında. aşırı olmamak kaydıyla dondurma, çikolata, hazır tatlı filan yiyor.

önceleri evde cips, çubuk kraker, dondurma, rafine şekersiz tatlı... neler neler yaptık. ama ya sen yerken görüyor istiyor, ya misafirlikte görüyor ya da parka indiriyorsun diğer çocuklar ikram ediyor. parkta yediğini evde yasaklayamıyorsun.

ha bebekken cici bebe vermedim. yani cici bebe vermenin şöyle manası yok. zaten 6 ay akadar emiyor. 6 aydan sonra ek gıda. ek gıda döneminde zaten sınırlı yiyebiliyor, onu da cici bebe ile harcamanın manası yok ve tabi zararlı bi yandan. ha rafine şekersiz cici bebe şeklinde ürünler de var. neyse. 1 yaşında çocuğu cici bebe yerken görsem anlam veremem. ama annesine bi şey de diyemem. herkesin anneliği kendine.
+7
elorelia
(30.01.26)
bu paketli ve aşırı şekerli şeylerin zararlarına yavaş yavaş uyanıyoruz çünkü. biraz bilinç kazanınca insana diken gibi batmaya başlıyor. ben şeker sevdamdan, tip2 diyabetin sınırından yeni döndüm. şu yaşımda kazandığım farkındalıkla kimseyi yargılamak da istemem; zira geçen yıla kadar gece gündüz tatlı gömüyordum..

geçen hastanede sıra bekliyorum; karşımda hamile annesinin kucağındaki 4 yaş civarında bir kız çocuğu, sürpriz yumurta yiyordu; hatta ıslak mendil bulamadılar, ben verdim. annesi dedi ki, "kızım aç olduğunu bilseydim poğaça alırdık." sonra çocuğun hiçbir talebi olmadığı halde annesi ikinci sürpriz yumurtayı da açıp verdi; sanırım doysun diye. valla bi uyarasım gelmedi değil ama ne haddime yani. devletin bunları politika bellemesi lazım diyeceğim de.. neyse.
+10
lil siztah
(30.01.26)
o da bir şey mi çürümüş meyvelerden yapılan püreleri çatır çatır yediriyorlar çocuklarına. bebelac mıdır nedir o.
+1
yazar yazmaz yazan yazar
(30.01.26)
Çocuk abur cubur bir şeylere ihtiyaç duyuyor ve insanlar bütçeleri dahilinde vermek zorunda kalıyor. Dışarda filan özellikle çocuk durmadığında (0-2 yaş) eline bir bisküvi verince oyalanıyor. Her zaman evde kendin yapamazsın dışarıdan almak zorunda kalırsın.
Parası olanlar organik olanları veriyor. Hipp vs. Ben de veriyorum açıkçası organik olandan ama organik ve sağlıklı olmadığını en pahalısının bile kimyasal içerdiğini biliyorum ama çocuk istiyor yani sıkılıyor oyalanmak için istiyor.
0
Gradient_tabanlı_mor
(30.01.26)
Çok garip bir şekilde şu ürünü bebeklerden çok belli bir yaşın üstündeki erkeklerin tükettiğine şahit oluyorum.

Bebeklere de zaten belli bir müddet katı gıda verilmiyor katıya geçer geçmez de sanki mütemadiyen faydalı şeyler yediriyorlarmış gibi düşünmemek lazım, bu faydasız yiyecekler içinde belki de masumlardandır bu bisküvi bilemedim. Ben arkadaşımın çocuklarına sağlıklı şeyler almaya çalışıyordum ama baktım ki jelibonlar, çikolatalar bir sürü kötü şeyi tüketmesine izin veriliyor ben de saldım artık. Çocuklar maalesef çok kötü besleniyor ya üzücü.
+4
mutekebbir
(30.01.26)
Benim gördüğüm ya organik olanı alıyorlar ya da kendileri evde yapıyorlar. Ben de öyle yaptım şeker yerine elma suyu konsantresi hurma özü gibi şeyler koymuştum. Hazır olanı verene rastlamadım.
0
ekimoloji
(30.01.26)
doyumluk değil, bir bardak yoğurt, içine ufalanmış 4-5 adet cicibebe ara öğün olarak yediriyorduk.
0
synick
(31.01.26)
(7)

Goodreads

alice in potatoland
Kullanmaktan memnun musunuz?Ben de Goodreads hesabı açmak istiyorum. Asıl amacım okuduğumu takip etmek ve beni biraz gaza getirmesini sağlamak.
Kullanmaktan memnun musunuz?
Ben de Goodreads hesabı açmak istiyorum. Asıl amacım okuduğumu takip etmek ve beni biraz gaza getirmesini sağlamak.
0
alice in potatoland
(27.01.26)
Ben sadece okuduklarımı ve okumak istediklerimi unuttuğum için takip amaçlı kullanıyorum. Memnunum. Ama gaza getirmiyor.
+2
twelfth
(27.01.26)
2 şekilde gaza gelebilirsiniz. biz arkadaşımla öyle yapıyoruz. ikimiz de 2026 için hedef koyduk. bu hedeflerin içinde alt hedeflerde var basit hedefler. january reader gibi. bu ay tek kitap okusanız hedefi tamamlamış oluyorsunuz. bir de biz okuduğumuz sayfalara kadar sürekli update ettiğimiz için birbirimizin anasayfasında görünüyor. en fazla bu kadar rekabet haline getirebildik de gaza gelebiliyoruz :D yoksa en fazla insanların profillerindeki read sayısına bakıp vay anasını falan dersiniz. öyle bir mantığa oturtulmamış bir site.

edit: şimdi baktım mevsimlik challange olayı da varmış. belki bu motive edebilir. ama dediğim gibi rekabetçi bir arkadaşınız varsa daha etkili olur :D
0
black holes in the sky
(27.01.26)
ben de genel olarak takip için kullanıyorum da yıllık hedef koyabiliyorsun. O gaza getiriyor ayrıca yıllara göre sayfa sayısı ve kitap sayısı takibi var bu da motivasyon sağlıyor da bazen bende stres de yaratıyor, o yüzden çok bakmamaya çalışıyorum onlara.
0
high hopes of the sozluk
(27.01.26)
Kullanıyorum ve memnunum ancak Amazon'un alıp (Ki bu da muhtemelen çok büyüyüp kendisi kitap satmasın ya da başka kitapçılar tarafından alınmasın diye) tek çivi çakmadığı bir oluşum haline geldi ne yazık ki. Hem arayüzü, hem mobil uygulaması oldukça eski. Hem daha canlı bir komünitesi olabilir, hem de bir sonraki okunacak kitabı bulma konusunda çok daha iyi araçlar içerebilirdi.
0
salihdt
(28.01.26)
ben sadece takip amaçlı kullanıyorum, o kısmından memnunum. senelik olarak açıyorum mesela 2027 diye bi tane o yıl içerisinde okuduklarımı oraya atıyorum. bazen puanladığım da oluyor. çok pratik zaten bir tane kitabı okunan/okunacak listesine atmak üç saniyelik iş.
0
der meister
(28.01.26)
artık sadece okuduklarımı takip etmek için kullanıyorum ve % güncellemesi yaparak o anki düşüncelerimi ana öykudeki buyukolaylar hakkındaki yorumlarımı yazıyorum ilerde tekrar okursam referans olsun veya baktığımda notlarımı görüp yad edeyim diye.

açmaktan zarar gelmez güzel uygulama nadirende olsa benzer kitaplar öneriyor veya sevdiğin türdeki listeler işine yarıyor.

sesli kitap çok dinliyorum chicklit serileride uzun oluyor takip etmek için çok yararlı bazı kişilerin yorumları aşırı komik oluyor kitapla ilgili onları okumayıda seviyorum.
0
eja
(28.01.26)
O halde giriyorum ben de.
0
🌸alice in potatoland
(28.01.26)
(15)

Psikiyatriste gidip iyileşen var mı?

rojhat
Merhaba dostlar. Uzun zamandır birtakım sıkıntılarım var ama bir türlü psikiyatriste gitmeye cesaret edemedim. Zor zamanlardan da geçiyorum. Aşırı alınganım, özgüvenim çok düşük, duygusal, kırılgan ve edilgenim. Ayrıca çok fazla kaygılı hissediyorum genel olarak. Daha önce psikologa gittim ama 3 sea
Merhaba dostlar. Uzun zamandır birtakım sıkıntılarım var ama bir türlü psikiyatriste gitmeye cesaret edemedim. Zor zamanlardan da geçiyorum. Aşırı alınganım, özgüvenim çok düşük, duygusal, kırılgan ve edilgenim. Ayrıca çok fazla kaygılı hissediyorum genel olarak. Daha önce psikologa gittim ama 3 seans falan. Psikolog ilaç kullanmamı önerdi bir distimi yaşıyor olabileceğimi söyledi. Velhasıl ben de bir türlü cesaret edemedim. Kişisel tecrübelerinizden faydalanmak istiyorum. Gidip de ve ilaç kullanıp iyileşeniniz var mı yahut çevrenizde gördüğünüz? Şimdiden cevaplarınız için çok teşekkür ederim.
+1
rojhat
(26.01.26)
Doğru ilaç düzenlemeleri ve terapilerle iyileşirsiniz elbette. Psikiyatri bir bilim dalı, tıp alanı. Hiç çekinmeyin.
Benim anlamadığım nokta bir psikolog nasıl tanı koyup ilaç önerebiliyor?
0
alice in potatoland
(26.01.26)
Denemekte fayda var. Şu an olduğundan daha kötü olamazsın eğer mevzu distimiyse.
0
sekizdokuzon
(26.01.26)
@alice in potatoland 3 hafta gittim, zaten her seans 25 dakika sürüyordu sonra kadına ısrarla henüz psikiyatriste gitmeye hazır olmadığımı söylememe rağmen psikiyatriste gidip ilaç kullanmamı dikte etti. Ben hayır deyince de terapinin devam edemeyeceğini güya 3 haftadan sonra psikiyatrist önerisiyle devam edebileceğimi söyledi :) muhtemelen benden sıkıldı.
0
🌸rojhat
(26.01.26)
anlattığınıza göre işler pek yoluna değil, tam olarak neden psikiyatriste gitme konusunda çekince yaşıyorsunuz?

gidip de ilaç kullanıp iyileşeniniz var mı? -> hocam ne yaptın... koca bir tıp alanından bahsediyoruz.
0
gitdaddy
(26.01.26)
doktordan utanilmaz, git anlat derdini.
0
designer
(26.01.26)
@gitdaddy işler uzun zamandır yolunda değil, alınganlık ve kafaya takmak daha fazla zarar görmemek için beni tam eve hapsediyor. ilaç konusundaki korkum çevremde gözlemlediğim ilaç kullananların hep ilaç kullandığı yani bu ilaçlar tedavi etmiyor mu yoksa sürekli yaraya pansumanı yenilemek mi zorundayız?
0
🌸rojhat
(26.01.26)
bunun cevabı değişken, doktora konusunu muhakkak açın ama cevaptan da ziyade:

eve hapisten bahsederken; ilacı öldüğünüz güne kadar içecek olsanız ne, 12 ay içtikten sonra gerek kalmayacak olsa ne? ne fark eder ki...
0
gitdaddy
(26.01.26)
beslenme,
uyku,
cinsel aktivite,
sosyal iliskiler,

bunlari rahat sekilde yapabilmen için,
profosyonel destek alman gerekir,

problemlerin ne kadar uzun sürede oluştuysa
tedaviside o kadar uzun sürede olmasi doğal,

hekimine güven,
tecrübeli ,cok hastasi olani tercih et.
0
designer
(26.01.26)
İlaçlar sizi mutlu edip sosyalleştirmeyecek. Genel olarak sadece devam etmenizi sağlıyor ilaçlar. Elbette ağır ilaçlar var, odak için kırmızı reçeteli bir ilaç var mesela ve felaket işe yarıyor. Lakin yan etkileri ağır ve hayatınızı o ilaca bağlı olarak geçiremezsiniz.

Ben 4 yıl psikiyatriye gittim ve bir faydası dokunduğunu düşünmüyorum. Bir ara günde 5 tane ilaç kullanıyordum. Vir işe de yaramıyorlardı. Hatta zararı vardı. Sulinex, durmadan terletiyor ağız kuruluğu yapıyor, bir tanesi felaket uyku yapıyordu. Hatta o kadar uyku yapıyordu ki göz kapaklarımı açık tutamıyordum. Sabahları da göz kapağımı açmak çok zordu. Hayatımın en zor günleriydi her sabah okula geç kalıyordum. Bunlarla cebelleşiyorum.

İlaçlarla daha mutlu biri olmadım, anksiyetem azalmadı, sosyal fobiyi yenmedim. Öyle boş boş kullanıyordum.

İki konuda yardımcı oldu ama: yeme-içme. Ağır depresif zamanlarımda ağzıma lokma girmezdi. Ne yersem kusuyordum. Doktor rexapin vermişti, bunla düzeldi. Ama bunun da arası yoktu felket yiyordum, çok kilo almıştım. Hatta o kadar kilo almıştım ki kemeri olmuyordu.

Birde kriz anları için Xanax tarzı ilaçlar. Bunlarda yardımcı olurdu.

İlaçlardan tek başına umut beklerseniz büyük hayal kırıklığına uğrarsınız. Bursda önemli olan iyi bir psikolojik destek fırsatlarına erişiminizin olması.

Ben devlet hastenesinde gidiyordum, seanslar 5dk falan. Hep aynı doktora giiyordum tanıyordu beni ama işte ancs bu kadar oluyordu.

okulumun sağladığı 8 seanslık ücretsiz terapi hizmeti vardı onu almıştım bir kere. Beni mecidiyeköyde özel bir kliniğe yönlendimişlerdi. Ve şunu diyebilirim ki, harikaydı. Seanslar 45 dk idi, akşam seans olabiliyordu ve böylelikle gün akışını bozmuyordu. Psikolog aşırı profesyoneldi. Her hafta oluyordu. Her şey harikaydı. 8 seans bitince devam edemedim.

Size böyle bir terapi gerek bence. Bunun için de maddiyat gerekiyor. Bunlara gücünüz varsa güzel şeyler olabilir.

Ve şunu söylemeliyim ki, pes ettiyseniz size kimse yardım edemez. Ben bu haldeydim, hayattan hiçbir beklentim yoktu. Hastalık ve ölüme takılıp kalmıştım. Ta ki psikiyatri maceram bitip yalnız başıma kalana kadar. Bir şekilde kendimi toparlamaya çalıştım. Çünkü başka seçenek *yoktu*

Son olarak, psikiyatri geçmişi olması işe girişlerde sorun çıkartabiliyor. Ben staja girerken ufak bir problem yaşamıştım. Doktora sorduğumda, asker polis olmayacaksan sorun yok demişti ama duruma göre olabiliyor. Mesela makinist olamıyorsunuz, pilotluk başvurusu olmuyor. Thy de hostes olacaksanız, son 3 yıl içinde psikiyatriye gitmeminiz gerekiyor. Böyle şartlar olabiliyor. Kimisi, hiçbir firma senin sağlık geçmişini göremez diyor ama firma senden bunu isteyince yapacak bir şeyin kalmıyor. Avukat tutup koca firmayı dava edecek halin yoksa. Bunu da aklınızda tutun. Doktorlarda ben sorumluluk alamam dediği de olabilir.

Not: Aynı doktorlar gibi sorumluluk almamak adına, bu yazdıklarım uzun süreli bir ruh hastası tarafından yazılmıştır, tıbbi hiçbir geçerliliği yoktur. Bu tarz belirtiler ile psikiyatri ilgilenir, onların sorumluluğundadır. En iyi cevabı onlardan alırsınız.

Geçmiş olsun.
+1
substituent
(27.01.26)
Sosyal anksiyeteyi psikolg da çözer, pasikiyatr da. Biri terapiyle çözer diğeri ilaçla. İkisini de dene, tarafını seç. Bir noktadan sonra iyileşiyorsun ama hayatının en güzel yıllarını telafi edilemeyecek şekilde mahfediyor. Önce kendini düşünmelisin. Seni senden başka kimse düşünmez. Kendi çıkarlarını koru, kaybettiğin günlerin telafisi olmadığını hatırla.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(27.01.26)
Çok uzun yazmışsın kardeş durumum yoktu okuyamadım:P ama ben varım. Mis gibi bir kafam ve duygudurumum var şuan. Ha kolay olmadı bu hale gelmek. Bir sürü doktor, tedavi ve ilaç denedim benim için işe yarayan kombinasyonu bulmak için. Tabii yıllar da su gibi aktı gitti o sırada.

Kendinize sahip çıkın, insan ne yapıyorsa kendine yapıyor, hem iyi hem de kötü anlamda. Güç seninle olsun.
0
tiredofwaiting
(27.01.26)
Hepinize teşekkür ederim.
0
🌸rojhat
(27.01.26)
ben 4-5 ay kadar, depresyon ve gerginlik için antidepresan kullanmıştım.
bu ilaçların yan etkilerinin oldukça zararlı olduğunu biliyorum.
özellikle cinsellikle ilgili fonksiyon bozukluklarına neden olabiliyor.
bende de öyle bir şeye neden oldu.
ama toparlamıştı beni.
yan etkisinden dolayı ve iyi olduğumu düşünerek ilacı bıraktım.
ama beni hasta eden ortamda olmaya devam ettiğim için ilacı bıraktıktan sonra tam iyileşemedim.
o ortamdan ayrılınca tamamen iyileştim.

terapiye gitmeniz daha iyi olur bence: ilaç tedavi etmez, belirtileri geçici olarak ortadan kaldırır, ve iyileşmeye yardımcı olur.

ruhsal sorunların çözümü bizi hasta eden düşünceleri değiştirmektir. bunu da terapiye giderek yapabiliriz.

ama gitmekle bitmiyor tabii: önce sorunu kabullenmek, kendinle yüzleşmek, değişme cesareti göstermek gerekiyor.
0
santimantal
(27.01.26)
depresyon gibi şeyler bir anda geçmiyor. bir sürece yayılıyor.
bir günde iyileşmeyip o gün iyileşmediği için daha kötü hissedip daha da geriliyor insan. böyle bir kısır döngüsü var.
iyileşebilmek için mutlaka terapi ilk seçenek olmalı bence. iyi bir bilişsel-davranışçı terapi insanı düzeltebilme ve hatta uçurma potasiyeline sahip.
ben ilacı çok çok kötü durumdaysam ve acil bir durum varsa kullanırdım. veya insanlara ya da kendime zarar verme ihtimaline karşı, yahut da hastalık bana kalıcı zarar verecek bir noktada olsaydı.
bir önerim de, kendinizi bir işe verin: bir hedef belirleyin. o işle uğraşmak bizim düşünce sistemimize iyi geliyor. öz saygımız, öz güvenimiz artıyor ve iyileşiyoruz.
mutlaka hareket hâlinde olun. hareket kesilince insan mahvoluyor. çalışın, spor yapın, dans edin, uğraşın. zor gelse de yapın, bedeninizle ilgili kaygılarınız varsa bile bir miktar yapın, o şekilde iyileşiyor insan.
ben bir ara ruhsal çöküş yaşamıştım ve eklemlerim ağrıyordu, bedenimle ilgili kaygılar ve sıkıntılar beni hareketten mahrum ediyordu. durdukça daha da depresif oluyordum.
geçmiş olsun.
0
gijilti
(27.01.26)
kendimi aşırı öfkeli ve kaygılı hissettiğim bir zamanda gitmiştim 2 yıl falan önce. işyerinde yaşadığım öfke patlamaları filan bayağı canımı sıkıyordu. 9-10 ay kadar ilaç kullandım, baya iyi geldiğini kaygılarımı %70-80 oranda azalttığını, kendi çabam ve değişme isteğimle birlikte insan ilişkilerimde bariz düzelme olduğu söyleyebilirim. öfke patlamaları bitmişti. bazı nedenlerle artık devam etmek istemedim ve düzeldiğimi de düşünüyordum o nedenle bıraktım. doktor bu tedavilerin 1-1,5 yıl bazı durumlarda ise 2-2,5 yıl devam etmekle birlikte uzun süreli olumlu etki gösterdiğini anlatmıştı. ilk 18-20 gün yan etki olarak biraz uyku yapıyor, sonra o uyku etkisi geçiyor, 1-2 ay sonra da etki göstermeye başlıyor. sabırlı olmak lazım. doktor 6 ay sonra gerçekten olumlu etkisini göstereceğini söylemişti öyle de oldu bence. ilacı mutlaka her gün aynı saatte veya yakın saatte içmen lazım. ilacı atladığında düzenli içmediğinde etki göstermez veya gün içinde tansiyon düşüklüğü veya baş dönmesi vs yapar. bence kendini iyi hissetmiyorsan doktora git. ilaç içmek istemiyorsan yine içme ama en azından bi git görün. en doğru bilgiyi doktor verecektir.
0
Sadece soruyorum
(27.01.26)
(6)

AB pasaportu fırsat mıydı yoksa etkisi olmaz mıydı?

alice in potatoland
Babası ya da annesi Almanya'da, Fransa'da vb. senelerce yaşamış, çalışmış olup vatandaşlık almadan Türkiye'ye dönen kişilerin çocukları var mı burada? Hatta belki kendisi de orada doğmuştur ama çocukken ailesiyle dönmüştür Türkiye'ye. Ne düşünüyorsunuz?
Babası ya da annesi Almanya'da, Fransa'da vb. senelerce yaşamış, çalışmış olup vatandaşlık almadan Türkiye'ye dönen kişilerin çocukları var mı burada? Hatta belki kendisi de orada doğmuştur ama çocukken ailesiyle dönmüştür Türkiye'ye. Ne düşünüyorsunuz?
-1
alice in potatoland
(24.01.26)
Ne açıdan sorulduğuna bağlı. Para yoksa gezemezsin, meslek yoksa iş bulamazsın. Avrupa'da para yapmak zor. Türk = müslümandır mantığı ile sosyal ortamlarda kabul görmesi de zor. İyi bir meslek, tam bir asimilasyon, aileden zenginlik olursa o zaman işe yarar.
0
michael harddd
(24.01.26)
elimizde bir numune var evet.
benim peder 70lerde berlin'de okumus liseden sonra, phd yaparken bir yandan calisiyormus.
buna alman hukumeti "gel vatandaslik verelim" diye kagit yolluyor.
bu da "siz kimsiniz lan biz vatansiz miyiz, alin o teklifi bir yerinize sokun diye" nazik bir cevap yazip, sonra da tasi taragi toplayip donuyor.
sonrasi acikli tabii..
+2
cooperr
(24.01.26)
Ben varım, güncel durumda düşününce kızıyorum tabii ki, 79 da dönmüşler. Üstelik Almanya'da muayenehanesi varken. Onlar döndükleri zamanda evlerini arabasını alıp sınıf atlamışlar kendilerine göre. Bazen söyleniyorum. Ama onların zamanına göre düşününce dönmüş olmaları anormal gelmiyor. 2. 3. sınıf vatandaş muamelesi görmek istememişler. Olmuşla ölmüşe çare yok..
0
mirty
(24.01.26)
Benim yakın arkadaşlar 15 yaşına kadar Almanya'da yaşamış ki orada doğmuş. Babası cocuklar alman olmasın diye geri dönmüş. O konuda bir tık kırıklar. Arkadaş burada ama kız üniversitede almanca okudu, şimdi de gitti 2-3 yıldır Almanya'da çünkü kız burayı hiç sevmemiş haliyle ne kadar yapsan da isteyeni durduramazsin.
Kuzenim de hem kanada hem Amerika'dan vatandaş olabilirdi (liseyi ve üniversiteyi Kanada'da master ve doktora Amerika'da yaptı), o dönemler Türkiye çok iyiydi (2008 yılları) gerek görmediği için almamış hiç. Şimdi tabi keşke alaydim diyor çünkü bir doçent olarak yurtdışı konferans bile gitmek isterken eziyet çekiyor.
0
logisticsmanager
(24.01.26)
Bunların birinin Allah’ın belası torunu iş yerimde herkesin başına bela bir toplum zararlısı.

“Ya aslında Almanya’da böyle bir leşi barındırmazlardı, zaten belli ki bu malın soyundan geldiği malı da barındırmamışlar” diye kendimi teselli etmeye çalışıyorum.
0
lazor
(25.01.26)
@harddd, Haklısın ilk gidenler arasında tam asılmilasyon sağlayabilecek insan sayısı bir elin parmaklarını geçmezdi.
0
🌸alice in potatoland
(26.01.26)
(11)

Aynı anda endoskopi ve kolonoskopi olan var mı?

truew
Biraz süreçten bahseder misiniz? Nasıl zorluklarla karşılaştınız? En önemlisi galiba full anestezi yapılıyormuş ayıldıktan sonra araç kullanılabilir mi?
Biraz süreçten bahseder misiniz? Nasıl zorluklarla karşılaştınız? En önemlisi galiba full anestezi yapılıyormuş ayıldıktan sonra araç kullanılabilir mi?
0
truew
(24.01.26)
Araç kullanmayın. Ayılmış oluyorsunuz hastaneden çıkarken, ama risk almaya değmez.
Kolonoskopinin tek sıkıntılı yanı diyeti. Açlık zorlamıştı beni.
İkisini birlikte aradan çıkarmak daha iyi. Ekstra bir zorluğu yok.
0
auroraaurora
(24.01.26)
geçen ay amcam devlet hastanesinde yaptırdı ikisini beraber. narkoz verilmemiş (yaşlı adam hiç gerek yok)
30 dakika yatıp bekliyorsun zaten ama sonrasında kendine zor geldi arabayla götürdük (yine yaşlılık farkı olabilir)
bir kaç gün sıvı diyeti var bir de
0
neira
(24.01.26)
Hastane başka bi yerde araçla gitmeyi düşünüyordum. Peki toplu taşımayla gitsem tek başına dönecek kadar halim, aklım olur mu?
0
🌸truew
(24.01.26)
Operasyon sonrasi zaten ayilma odasina aliniyorsunuz, bir sure sonra kendinize gelirsiniz ama yine de yalniz olmayin.
0
duster
(24.01.26)
Yanınızda biri olsun, anestezi de olsa sedasyon da olsa sonrasında kendinize geldiniz derken aniden tansiyon düşebiliyor, tek başınıza olmaz. Bir de bunu hastaneden söylemiş olmaları gerekiyordu, eşim için gittiğimizde kesinlikle yanında biriyle gelmesi gerektiğini söylemişlerdi bize.
0
kobuzchu kiz
(24.01.26)
Bildiğim kadarıyla hastaneler refakatçiniz olmadan kabul etmiyorlar.

Diyet kısmı dışında herhangi bir zorluğu yok.

Bir yarım saatte kendinize geliyorsanız da bir gün süreyle araç kullanmak sizin ya da trafiktekilerin can güvenliği açısından sakıncalı olabilir ki zaten o şekilde de ikaz ediyorlardır. Ben işlem bitiminde araba kullanıp eve gittim diyenler olabilir. Onlara itibar etmeyin. Sarhoşken de araba kullananlar var sonuçta.
+2
Mirket
(24.01.26)
babam aynı anda endoskopi ve kolonoskopi oldu. aynı anda olması zaten da iyi. tek seferde diet ve tek seferde anestezi oluyor bitiyor. yarım saatte kendine gelirsin ancak araba kullanılması tavsiye edilmez. toplu tasıma ile git, taksi ile dön mümkünse.
0
abelardo
(24.01.26)
Bütçeden tasarruf için kolonoskopiyi genel anestezi altında yapmıyorlar yaşadığım ülkede. Kesinlikle aklınız kalmasın, Türkiye'deki sistem çok daha konforlu.
Refakatçiniz olsun. Toplu taşıma ile dönmeyin. Şahsi araç yoksa taksi tutun.
0
alice in potatoland
(24.01.26)
refakatçiyle gidin, araba kullanmayı da düşünmeyin.
devlet hastanesinde mide endoskopisi yaptırdım. bir kere ben, bir kere de hastane randevumu erteledi; iki ay falan ileri attı öyle olunca. Bana refakatçi gerektiği söylenmediğinden, üçüncü randevuya işten çıkıp sap gibi gittim.
refakatçisiz anestezi yapamayacaklarını söylediler. ben de bir kez daha erteletmek istemediğimden, ayık olarak yapabiliriz tekliflerini kabul ettim (hemşirelerin tezahüratlarından da anlamadım olayı..). tek gidebilme ve arabayla dönebilmenizin tek yolu ancak bu olabilir. ben nasıl bişey olacağını araştırmamış olduğumdan atladım.
şahsen ağrıya, sızıya, mide bulantısına falan çok dayanıklıyımdır fakat asla, asla, asla kimseye tavsiye etmiyorum. aklınızdan bile geçirmeyiniz. geçmiş olsun.
0
lil siztah
(24.01.26)
Şimdi aklıma geldi, anestezinin üzerine bir de iki günün açlığı olacak, onu da hesaba katın. İşlem biter bitmez hemen yemek yiyemiyorsunuz, anestezi etkisini atsanız bile bitkin olacaksınız.
0
kobuzchu kiz
(24.01.26)
refakatçi olmali,
anestezi sonrasi neler gelisir kesin olmuyor.
0
designer
(25.01.26)
(7)

Hakaret

sucvecezve
- Ben Türkiye'de değilim. - Bana hakaret eden kişi de Türkiye'de değil.- İkimiz aynı ülkede de değiliz ama ikimiz de AB içindeyiz. Hakaret sözlük ve duyuru üstünden gerçekleşti. Bu durumda süreç nasıl işliyor? İlk olarak ne yapıyoruz? Yaşadığımız ülkeden dava açmamız mümkün mü
- Ben Türkiye'de değilim.
- Bana hakaret eden kişi de Türkiye'de değil.
- İkimiz aynı ülkede de değiliz ama ikimiz de AB içindeyiz. Hakaret sözlük ve duyuru üstünden gerçekleşti.

Bu durumda süreç nasıl işliyor? İlk olarak ne yapıyoruz?
Yaşadığımız ülkeden dava açmamız mümkün mü
+1
sucvecezve
(22.01.26)
ozel mesaj yoluyla hakaret varsa sikayet ediyorsun caylak yapiyorlar.

onun disinda bir sey cikmaz. zaten cok onemsemeye gerek yok bence bu tarz seyleri. ekranda birkac piksel, tanimadigin bir adam. he de gec.
+4
antikadimag
(22.01.26)
hukuken hiçbir şey olmaz. bildiğim kadarıyla yazayım:

1) öncelikle örneğin hollanda'da yaşayan bir türk ile almanya'da yaşayan bir türk'ün böyle bir olay yaşaması türkiye'yi bağlamaz. suç işlendiği yere aittir. kişilerin vatandaşlıklarının bir önemi yoktur.

2) diyelim hollanda'daki bir kişi, almanya'daki bir kişiye hakaret etti. şikayet eden kişi almanya'ya şikayet eder. ab içerisinde adli yardımlaşma vardır. süreç almanya-hollanda makamlarıyla ortak ilerler.

ama hakaret avrupa'da tırto bir şey biraz. direkt takipsizlik. yani türkiye'de çok takığız niyeyse buna da bi kere hollanda'da hakaret tam olarak suç değil. birisine "sen ne o* ç*gerizekalısın" diyebilirsin. kağıt üstünde maddi bi para cezası var da pratikte uygulanmıyor. almanya'da sözde bi tık daha suç ama yine kamu yararı zart zurt diyip takipsizlik veriliyor.
+3
gitdaddy
(22.01.26)
@antikadimag

ozel mesaj ile duyuruda kufur serbest. sozlugu bilmiyorum.
istedigine ana avrat sovebilirsin, modlar bize ne git savciliga ver diyor.
+5
cooperr
(22.01.26)
sozlugu kast ettim. caylak yapiyorlar (ya da yapiyorlardi 2-3 sene once degismediyse) zaten duyuruda caylaklik gibi bir konsept var mi ondan bile emin degilim.
0
antikadimag
(23.01.26)
en fazla 10 bin lira kadar ceza verirler, ön ödemeyle dava düşer. o parayı da sana vermezler, devlet hazinesine gider. sen de dava dosya masraflarını ödemiş olursun.
0
antihero
(23.01.26)
@antikadimag, var aslında. Ben bu hesabı ilk açtığımda bir gün kadar hesabım inaktifti. Cevap yazıp soru sorabiliyordum ama duyuru kullanıcıları göremiyordu anladığım kadarıyla ve sonra hesabım birden aktif oldu. Belki hakaretin bildirilmesiyle böyle çaylaklığa düşürülme sistemi getirilebilir duyuruya. İyi olur bence.
+1
🌸sucvecezve
(23.01.26)
Mevzubahis sadece hakaretse ceza almayabilir dendiği gibi bilemiyorum. Ben size şahit olduğum bir olayı anlatayım.
Adını biliyorum, yaşadığın yeri biliyorum, yaptığın işi biliyorum gibi bilgileri kullanarak birine gözdağı vermeye çalışmak suç kapsamına giriyor.
İsim vermeyeyim ama Sözlük'ten bir arkadaşım kendisine bu şekilde mesajlar atan biri hakkında ısrarlı takip diye işlem başlattı. Davalı ceza aldıktan sonra davacı orada durmadı ve avukatları sosyayı SİS'e soktu. Tehdit eden kişiye schengen yasağı da geldi. Yurtdışında eğer iyi bir hukuk bürosuyla çalışıyorsanız neler yapabildiklerine şaşırırsınız.
Şimdi hakkında uzaklaştırma yasağı çıkarılmış birinin bahsettiğiniz gibi o AB ülkesinde tutunabilmesinin olurunu ve bu durumun bürokratik işlemlerde önüne gelmemesi gibi bir ihtimali düşünün (:
Ben diyiyim. YOK.
0
alice in potatoland
(24.01.26)
(13)

Nereye gidilir?

anatomik
2-3 günlük bir kaçamak için en mantıklı nereye gidilir çok para harcamadan?Uludağ, Kayseri vs. olmuyor, kayak tatili olmuyor yani.Antalya desek denize girmedikten sonra neden gidiyoruz diyor hatun kişi.Karadeniz vs. olabilir ama yollar ne durumda bilmiyoruz (araba var, SUV). Yollar iyiyse bile şu me
2-3 günlük bir kaçamak için en mantıklı nereye gidilir çok para harcamadan?
Uludağ, Kayseri vs. olmuyor, kayak tatili olmuyor yani.
Antalya desek denize girmedikten sonra neden gidiyoruz diyor hatun kişi.
Karadeniz vs. olabilir ama yollar ne durumda bilmiyoruz (araba var, SUV). Yollar iyiyse bile şu mevsimde karadenizde ne yapılır onu da bilemedik.
Aşırı soğuk olmayan, mümkünse güney taraflarında, tarihi yerlerini gezip görebileceğimiz nerelere gidilir?
0
anatomik
(20.01.26)
Gelibolu Tarihi Alanları; soğuk olabilir ama Alan Başkanlığı çok güzel gezi güzergahları yapmış; iyi vakit geçirirsiniz diye tahmin ediyorum. Yakındaki Assos ve Troya'ya da uğranabilir.
0
lil siztah
(20.01.26)
antalyanın güzel tarihi yerleri var. soğuk olmayan bi antalya tarafı vardır heralde.
kıbrıs olabilir. baktım orası da soğuk. şu mevsimde trde soğuk olmayan bi yer yok.
0
jelly bear
(20.01.26)
Hemen şimdi planlamıyorsanız Kapadokya güzel bir tavsiye (1.5-2 ay sonra için özellikle). 3 gün için ideal olduğu söyleniyor. Ben de bu yaz için plan yapıyorum oraları görmeye.
0
alice in potatoland
(20.01.26)
hangi şehirdesiniz? o bilgi önemli bak.

soğuk olmasın demişsiniz ama tekirdağdaki şarap evlerine kaçabilirsiniz. şarap seviyorsanız gidin 2 gün falan geçirin. şarap tadımı, mahzen gezimi, mantar turu derken zaman geçiyor bir şekilde. şarap sevmek önemli bu öneri için.
0
kojonotsuki
(20.01.26)
Birimiz Ankarada birimiz İstanbulda. O yüzden nereye gidileceği uzaklık olarak çok önemli değil, bir şekilde ayarlayıp gideceğiz.
0
🌸anatomik
(20.01.26)
Nisan olsa ya da en fazla mart güneye inmenin bi manası olabilirdi. Şuan yok. Rüzgarlı ve tatsız olur. Kış için dizayn edilmemiş tatil yöreleri öpölü mevsim. Onun yerine soğuğu göze alıp sıcak şarap, şömine keyfi filan arardım ben olsam. Bence kapadokya güzel seçenek.
0
benim bir gizli bildiğim var
(20.01.26)
Afyonda termal otele. Etrafta gezilecek yerler de var.
Aforia termal oteli tavsiye ederim.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(21.01.26)
aydın denizli bile bu kış ortalamaya göre daha soğuk. antalya harici gezmek üşütür.
0
mikahakkinen
(21.01.26)
havayı kestiremiyorum ama mardin düşünebilirsiniz.
0
elorelia
(21.01.26)
kış mevsiminde azıcık sıcak yerlere gitmeyi deneyin çok daha iyi olur
0
Ala123
(21.01.26)
Zamandan kazanmak için tam orta noktanız olması lazım Bursa en iyi seçenek bence. Hem müzeler hem yeme içme hem termal otel, masaj, spa hem de 1 gün teleferikle Uludağ yapabilirsiniz.
0
iwasbornonamountainside
(21.01.26)
altınoluk güre hattuşa termal tesisler.
0
gercekdunya
(21.01.26)
Yılbaşı haftası kıbrıs'ta tarihi yerleri gezdik . Hava genelde güneşli ve ılıktı. Kıbrıs hiç istanbul ankara gibi soğuk olmaz , tavsiye ederim .
kapalımaraş , salamis harabeleri , karpaz , gazimagusa vs görülmesi gereken güzel yerler var.
0
devilone
(21.01.26)
(3)

bu tweet ne kadar haklı?

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
https://x.com/MyLordBebo/status/2013561128203309168kaymalar 4 mevsim lastiklerinden dolayı mı meydana geliyor?
x.com
kaymalar 4 mevsim lastiklerinden dolayı mı meydana geliyor?
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(20.01.26)
Linkte 4 mevsim lastik ile ilgili bir sey soylenmemis ki. Zaten 4 mevsim lastikten kar performansi beklememek lazim.
+3
osssy
(20.01.26)
4 mevsim bahsi geçmiyor. İnsanlar kış lastiği takmıyorlar diyor ve çok haklı.
+2
alice in potatoland
(20.01.26)
buzlanma varsa kar lastiği de bir yere kadar işe yarıyor. asıl olay zincir takmakta ama insanlar üşeniyor.
+2
false pretension
(21.01.26)
(13)

Safra kesesi ameliyatı olanlar

chanandler bong
Selamlar. Bu haftamı şiddetli ağrı ile birlikte acil ve hastane serüvenimi safra kesemde birden fazla (en büyüğü 5mm) taşın olduğu haberi ile sonlandırdım. İltihap yok ama taşlar var. Doktor direkt ameliyat dedi. Herhangi bir ilaç tedavisinin olmadığını, sadece dikkatli beslenerek ameliyatsız bir ş
Selamlar. Bu haftamı şiddetli ağrı ile birlikte acil ve hastane serüvenimi safra kesemde birden fazla (en büyüğü 5mm) taşın olduğu haberi ile sonlandırdım. İltihap yok ama taşlar var. Doktor direkt ameliyat dedi. Herhangi bir ilaç tedavisinin olmadığını, sadece dikkatli beslenerek ameliyatsız bir şekilde yaşayabileceğimi söyledi. Aksi halde yine şiddetli ağrı atakları ile ileride sarılık, iltihap vs falan falan birsürü şey olabilir dedi.

Araştırdım. İnternette de her yerde görece kolay (sonuçta ameliyat..) bir ameliyat olduğunu, max 2 günde normal hayata geri dönüldüğü falan söylenmiş.

Bi yandan yok olma ne gerek faln diyen bi çevre de var. ( klasik ameliyat olursan daha kötü olursun gibi düşünenler)

Ben eğer bi tedavi yoksa ameliyat olup kurtulma taraftarıyım. Daha önce hiç ameliyat olmadım. Bi tırsmıyo da değilim.

Neyse çooook uzattım ama daha önce aynı durumda olan, ameliyatı olan ya da olmayan o şekilde devam eden var mıdır? Gerçekten çok arada kaldım ne yapsam bilemedim.

Şimdiden teşekkürler.
0
chanandler bong
(18.01.26)
Taşlarımla mutlu mesut yaşıyorum. 6 ayda bir dahiliye kontrolünden geçmek, yediğine içtiğine dikkat etmek yumurta sarısından uzak durup, yağlı yemeklerden kaçınmak gerekiyor.

Ameliyatı çok kolay. Laparoskopi ile alıyorlar. ertesi günü normal hayatına devam edebiyorsun ama ameliyat sonrası da beslenme şeklin ömür boyu yukarda söylediğim gibi olmak zorunda.
0
Mirket
(18.01.26)
annem senelerce erteledi sonunda bilinç kapatacak derecede sancıyla oldu safra kesesi ameliyatını. laparoskopiyle 1 gece kalıp taburcu oldu. beslenme şeklinde hiç bir şey önermediler bize. her şeyi yiyor ve hiç bir sıkıntı yaşamıyor. aksine doya doya türk kahvesi, simit yiyebildiği için çok mutlu
0
melodi
(18.01.26)
Andreas Moritz. google it.
-1
tezek
(19.01.26)
taşla başladı sıkıntı. "taş ocağı" diye tabir ettikleri derecede çok taş olduğunu söyledi doktor. belki 50'ne kadar bile problem yaşamazsın ama bir anda da ortaya çıkabilir demişti. o nedenle aldırdım kurtuldum. ama vücut yapımın değiştiğini hissediyorum. daha çok yemek rahatsız ediyor, gaz miktarı arttı vs. acelesi yoksa beklemenizi öneririm. üzerinden 2,5 sene geçti.

ameliyat çok çok kolay bu arada. 6. günde 7 saat otobüs yolculuğu yaptım.
0
summerjam0306
(19.01.26)
Tedavisi yok. Daha önce burada yine biri sormuştu, böbrek taşı gibi atılmaz mı falan mevzuları olmuştu. Böbrek taşı gibi atılmıyor, parçalayalım da küçük küçük dökülsün olmuyor, çünkü çıkış yolu yol değil. Safra kesesine ellemeden sadece taşları almak da olmuyor çünkü safra kesesi yenilerini üretmeye devam ediyor.

2019'dan beri safra kesesizim, her şeyi yiyorum, doktora gidip de sağlık geçmişimi verirken ameliyat olduğumu unuttuğum oluyor. Safra kesemde taşlar olduğunu da zaten tesadüfen görmüştü bir doktor, hiç sıkıntım yoktu. Konuştuğum genel cerrah "çok acelesi yok ama başına dert olmadan bir ara gel de alalım" dedikten iki sene sonra gittim, başıma dert olmadan kurtuldum.

Fakat ertelerseniz ve @konusma'nın annesinin başına gelen gibi, safra kanalı tıkanırsa çok daha büyük dert ki sizinki sıkıntı vermeye başlamış bile. Verin kurtulun. :)
0
kobuzchu kiz
(19.01.26)
benim hiçbir şikayetim yokken check-up yaptırdığımda "safra keseniz ful taş" dendi -ki her yıl check up yaptırırım- (sonradan düşününce aklıma geldi beynime zınkk diye bi acı geliyordu bazı zamanlar ama 1 saniye kadar olduğu için önemsemiyordum).

Ben de özel hastane olduğu için pek güvenmedim ve 2-3 yere tanıdıklara da raporumu gösterdim ve kesinlikle ameliyat dediler. Hatta bir tanesi MR'a bile soktu iyice emin olmak için: "Kesin ameliyat ol yoksa kanala girerse laporoskopi yerine açık ameliyat olursun, iyileşme sürecin daha da uzar" dedi.

İlk ameliyatımdı ve ilk narkozumdu doğal olarak. Bana damardan verdiler ve hafif bir yanmadan sonra uykuya geçtim. Ameliyat gayet iyi geçti. 1 gün hastanede tutuyorlar, gazın çıktıysa taburcu ediyorlar. Sonrasında 1 hafta duş almak yasak, ben medikal ıslak bezlerle vücudumu siliyordum. 1 haftanın sonunda dikişlerini alıyorlar. Bu sırada normal yaşamına devam ediyorsun ama 1 ay boyunca diyet yapıyorsun. Yani yağlı yemek, asitli içecekler, yumurta yasak. 1 ay sonra normal yeme düzenine devam ediyorsun.

Korkulacak bir şey yok yani. Bence olun. Zaten şu an işlevsiz bir organ sizin için. İlerde başınıza bela olmasın.

Geçmiş olsun.

edit: @mirket ömür boyunca diyet yapmak zorundasın demiş ama kısmen yanlış. benim doktorum yeme-içmede kısıtlayacağın bir şey yok dedi. ama edindiğim tecrübelere dayanarak şöyle diyebilirim. mesela 2 tane kruvasan yemeyin hele ki tuvaletten uzaktaysanız :) onun dışında sıkıntı yaşamıyorsunuz.
0
elektr10
(19.01.26)
herkese dönüşleri için çok teşekkür ederim. olmayı düşünüyordum ama şu an net olarak olmanın daha mantıklı olduğuna kendimi tekrar ikna ettim
0
🌸chanandler bong
(19.01.26)
Ameliyat çok kolay denildiği için annem de çok rahat ameliyat olmuştu fakat sonrası hiç de aşırı kolay değildi. sanki açık ameliyat olmuş gibi günlerce şiddetli sırt ağrısı çekti. en azından dikişler alınana kadar çok rahat şekilde hareket etmek, bir iş yapmak mümkün olmamıştı. Eşimde de aynısı olmuş. Bünyeden bünyeye ya da ameliyata göre de değişiklik gösteriyordur tabi ama ameliyat ameliyattır bence. Ertesi gün hayatına normal devam etmek gibi bir şey yoktu yani bizde. bir hafta kadar sürdü
0
dfn4
(19.01.26)
ben oldum rahat ettim sende çekinme ol. Nerede ne zaman kanalı tıkayacağını bilemezsin benim tıkadı ölümden döndüm yok böyle bir ağrı. hastaneye bağıra bağıra gittim beni ameliyata alın diye.
0
jamswety
(19.01.26)
Öncelikle geçmiş olsun.
Güncel bilgi veriyorum; geçen hafta müdür oldu bizim, kendisi ağrı eşiği çok yüksek biri, Böbrek taşı ve böbrek ağrıları, sancıları çekmişliği de var. Aniden rahatsızlanıp acile gidiyor, burada risk, taşın kanala düşme olasılığı bence.
40 dakika süren kapalı bir operasyon (ameliyat değil bence) ile ertesi gün işe gelecekti, gelme dedik.
Bir an önce aldırın derim.
Yeme içmeyle ilgili de hiçbir şey yasak değil demiş doktor.
0
pccopath
(19.01.26)
Şimdi size rotasyon günlerimden yani hafızamın baya derinlerden bilgi çıkarıyorum. Tek büyük taştansa, birden çok küçük taş daha tehlikeli olabiliyor çünkü bunların her bir ayrı ayrı safra kanalını tıkama riski taşıyor, küçük oldukları için kanala daha rahat hareket ediyorlar ve kolanjit riski artıyor.
Her doktor gibi muhakkak ameliyat olun demem ama ameliyatı ben önerirdim ama uzmanlığım itibariyle pek önerebilecek konumda değilim.
0
alice in potatoland
(19.01.26)
kendi kendime update yapayım: ptesi ameliyat oldum. 40dk falan sürmüş. 4 tane delik açıp işlemi kapalı olarak yapıyorlar. sonrasında hafif ağrım vardı odaya çıkarken ama o da ağrı kesici / serumlarla falan geçti. 1 gün hastanede kaldım. o sürede de bi ağrım vs olmadı. yürüme tuvalete çıkma vs okaylendikten sonra bişiy kalmıyo. aynı gün ayağa kalktım yürüdüm vs sorun olmadı. bugün hastaneden çıktım. ağrım vs yok şükür. yağlı şeyler yemediğim ve ağır kaldırmadığım sürece istediğini yiyebilirsin ve gezebilirsin dedi doktor. ilaç yazdı vs.

y30 kronik bi hastalığım vs yok. olmayı düşünen varsa çok zor bir süreç değil yani.
0
🌸chanandler bong
(28.01.26)
Geçmiş olsun.
Sürecin sıkıntısız geçmesine sevindim.
0
Mirket
(28.01.26)
(22)

Bugün ne yiyeceksiniz?

alice in potatoland
Ne yaptınız? Dışarıdan söylenen değil de evde neler yaptığınızı merak ediyorum. Yaratıcılığımın sonuna geldim.
Ne yaptınız? Dışarıdan söylenen değil de evde neler yaptığınızı merak ediyorum.
Yaratıcılığımın sonuna geldim.
-1
alice in potatoland
(14.01.26)
Beyaz lahana yemeği/Kapuska.
kıymasız, yanında kocaman beyaz peynir.
Yemek üzerine karabiber ve limon
+2
kisa
(14.01.26)
Airfryerde yapılmış tavuk
Buharlı pişiricide yapılmış pilav
Ev yapımı yoğurt
+1
Mirket
(14.01.26)
Kapuskaya bayılırım ama kızım ne der bilemedim. Bu hafta deneyeceğim.
Güveçte kumpir hiç duymamıştım, kabuklu mu koydunuz? Yoksa patatesi püre yapıp güveçlere dağıtıp üstüne harç mi koydunuz? Nasıl oluyor tam?
Tavuk pilav yoğurt kombini de tam sporcu yemeği olmuş :)
0
🌸alice in potatoland
(14.01.26)
Salçalı normal Kapuska yapınca tabağın kenarına güzel bir dilim peynir deneyin. Yemek üzerine de karabiber ve limon.
Peynir akla gelmiyor ama çok yakışıyor.
+1
kisa
(14.01.26)
Somon
0
üğpoıuy
(14.01.26)
Fırında bal kabağı, köfte.
0
mutekebbir
(14.01.26)
mercimek yemeği yapacaktım son anda kalabalıklaştık bulgur da kattım içine oldu sana mercimekli bulgur mis
0
neira
(14.01.26)
Pizza
0
gabe h coud
(14.01.26)
dünden kalan haşlanmış tavuk vardı biraz, tereyağı ve hafifi tuz ile soteledim,
dürüm ekmeğine biraz yeşillik, didilmiş tavukları ve turşu ekledim dürüm yaptım. yanında da ayran. bir de fırında karnıbahar graten vardı menüde...
0
exlibris
(15.01.26)
Önceki gün etli biber dolması yapmıştım, o duruyor. Ondan önceki gün yeşil mercimek yemeği yaptım erişteli.

Hepsi bitti. Bu akşam da tavuklu, domatesli, labneli burgu makarna yapacağım, oğlan internette görmüş.

kisa'nın kapuska yanına beyaz peynirini de 1 yıldır deniycem fırsat olmadı.
0
kibritsuyu
(15.01.26)
Portakallı kereviz ve pilav idi.
0
ekimoloji
(15.01.26)
www.instagram.com
Şu tarifle et, hesap sahibi ilginç bir abi ama tarifi çok güzel.
Yanına bol karabiberli mantar kavurması, airfryer'da tatlı patates kızartması, nohut unundan humus.

Bugün de buzluktan domates çorbası çıkarırım, dünden kalanlarla beraber yeter herhalde. Çorba da şu: cafedelites.com biraz zahmetli ama bir seferde koca tencereyle yapıp buzluğa atmak çok iyi oluyor.
0
kobuzchu kiz
(15.01.26)
1 byük veya 2 orta patates haşladım, içine biraz süt karabiber tuz koydum püre yaptım.

kıyma + tuz + baharat + rendelenmiş ve suyu sıkılmış soğan ile yuvarlak köfteler yaptım. pürenin üzerine koydum. onların üstüne de kaşar koyup 5-10 fırında üzerini kızarttım. çok güzel oluyor ve basit. youtubeda görmüştüm.

bazen de evdeki sebzelerle (artık ne varsa) havuç, patlıcan, kabak, patates bunları küçük küçük doğruyorum. yağ tuz baharat ile fırınlıyorum, piştikten sonra üzerine de beşamel sos ve kaşar ekleyip üzerini kızartıyorum. bu da kolay bir tarif bence. bu tarifler yanında pilav makarna veya çorba yapılabilir.

YORUMA EKLEME YAPIYORUM: KÖFTELERİ AYRI TAVADA KIZARTIYORUM TABİ HEPSİNİ BİRLEŞTİRİP FIRINA ATMADAN ÖNCE.
0
Sadece soruyorum
(15.01.26)
100 gram yeşil mercimekten, herşeyli mercimek salatası yaptım. 300 gram tavuk göğsü kızarıyor. Kahvaltı sağlamdı. Kalanı Optimum whey ile serıus mass ile tamamlayacağız artık.
0
Mirket
(15.01.26)
kofte+piyaz yapmayi planliyorum
0
65 derece
(15.01.26)
Bugün kapuska yapıyorum. Kıymalı yapacağım yalnız. Yanına da beyaz peynir :)
Şans dileyin kızım sevsin.
+1
🌸alice in potatoland
(19.01.26)
Yeşil mercimekli, pirinçli pırasa yemeği ve salata.
0
rock n roll
(21.01.26)
Küçük hanım sevdi mi?
0
Mirket
(21.01.26)
Evet, kapuska WINS. Yanlışlıkla acı salçadan koyarak yaptığım için çocuğu biraz yaktım. Bu kadar yakmasaydım iyiydi (: Ben de bastım yanına yoğurdu. Gık etmeden yedi.
Bugün de falafel almıştık. Bayıldı resmen.
Bu %75 İsviçreli çocuğun içinden resmen Ortadoğulu çıktı. Ver salçayı, götür acıyı.
+2
🌸alice in potatoland
(21.01.26)
Lahanayı zerdeçallı, zencefilli, ekşili ve acılı olarak da yapabilirsin madem acı olunca sevmiş :)

Bu dediğim de Etiyopya usulü. Bulunduğun ülke neresi bilmiyorum ama berberi ve mitmita bulabilirsen yaşadığın yerde bu iki baharatı da kullanman lazım. İkisi de çok acı ama berberi aşırı derecede acı. Bulamazsan da acı biber koyabilirsin. Bu yemekte salça yok. Bir de zencefili sarımsakla karıştırıp koyacaksın. Taze zencefil ve sarımsağı birlikte rondoya koyup çek sonra da yemeğe ekle.

Ekşi diyorum ama limonu söylememişim. Normalde limon tuzu konuyor ama çocuk yiyecek limon sık sen. Pişerken sıkacaksın :)
0
rock n roll
(21.01.26)
@rock n roll
18 aylık olduğu için henüz o kadar acı yediremem. Acı kapuskayı da başta verdiğimde yiyemedi, yoğurtla karıştırınca bayıldı ama ilerisi için tarifini not ediyorum :)
+1
🌸alice in potatoland
(22.01.26)
kreşte bi sıkıntı olmuştu sizin. onu hallettiniz mi
0
Sadece soruyorum
(22.01.26)
(5)

Amerika vizesi almamı etkiler mi yazacaklarım?

michael_knight
ABD vize başvurularında son 5-10 yılın sosyal medya hesaplarında yazdığını görmek istiyor gibi bir şey görmüştüm. Doğru mu veya nasıl bir sistem olduğunu da bilmiyorum.Mesela duyuruda birisi "Trump her istediğini yapabilir mi?" diye soru sorduğunda oraya vereceğim cevap vize almak için aleyhimde kul
ABD vize başvurularında son 5-10 yılın sosyal medya hesaplarında yazdığını görmek istiyor gibi bir şey görmüştüm. Doğru mu veya nasıl bir sistem olduğunu da bilmiyorum.

Mesela duyuruda birisi "Trump her istediğini yapabilir mi?" diye soru sorduğunda oraya vereceğim cevap vize almak için aleyhimde kullanılabilir mi?
Veya twitter, reddit gibi yerlerde yazdıklarım çok sivri, çok saldırgan olmasa bile dert olur mu?
0
michael_knight
(12.01.26)
duyuru hesabını sen söylemedikçe nasıl bulacaklar? aynı şekilde twitter vs.

ben sadece linkedin hesabımı belirtmiştim. diğer sosyal medya hesaplarımı paylaşmadım. korkacak bi paylaşımım da yoktu ama neden paylaşiyim ki?
0
jelly bear
(12.01.26)
Vize başvurusunda tutup ekşi duyuru kullanıcı adınızı paylaşmayacaksınız, başvuru için doldurduğunuz formda sosyal medya hesaplarınızı soruyorlar, ama özellikle de hesaplarınız dümdüz adınız soyadınızla değilse hiç paylaşmasanız da sıkıntı olacağını sanmıyorum.
+1
kobuzchu kiz
(12.01.26)
Michael Knight gerçek isminiz değilse konsolosluğun duyuru bilgilerinize ulaşacaklarını neden düşünüyorsunuz? Sadece Instagram kullanıyorum diyin yeter. O da gerçek ad soyadla değilse o bilgiyi bile yazmazdım.
0
alice in potatoland
(12.01.26)
doğru düzgün verin bilgilerinizi, amerikanın sizin bilgilerinize ulaşamayacağını düşünmeniz bile vize alamamanız için yeterli bir sebep.
0
kveldulv
(12.01.26)
Türkiye'de yaşayan birinin Amerika'yı anlaması biraz zor.

Örneğin terör listesindeki bir örgütü bsosyal medya hesabından ideolojik olarak desteklemen bile onlarda suç olmadığı gibi vizeye de engel değil. Önemsemezler bile.

Doğrudan çağrı yapmak, maddi destek toplayan bir organizasyonda bulunmak durumu ek değerlendirmeye konu olabilir.

ABD'yi, Trump'ı vb eleştirmek, kötülemek vb reddetmeyi bırak dikkat bile çekmez
-2
hebanon
(13.01.26)
(22)

Duyuru kadınlarına: bir yüzüğe en çok kaç lira verirsiniz?

muhayyer divan
Bir yüzük var çok çok çok beğendim. Yüzük partner hediyesi tipinde bir yüzük ama bana göre isteyen istediğini takmalıdır, bence yani (evet partnerim yok, olmuyor da, Allah bana nasip etmemiş gibi geliyor hatta). Ama yüzük 3700 tl. Aşırı arada kaldım. Bu para bu yüzüğe verilir mi.
Bir yüzük var çok çok çok beğendim. Yüzük partner hediyesi tipinde bir yüzük ama bana göre isteyen istediğini takmalıdır, bence yani (evet partnerim yok, olmuyor da, Allah bana nasip etmemiş gibi geliyor hatta). Ama yüzük 3700 tl. Aşırı arada kaldım. Bu para bu yüzüğe verilir mi.
0
muhayyer divan
(04.01.26)
Hayal etmekten bıktım, önüme gelenlerin sırtlan gibi sürekli beni yemelerinden de bıktım. Ne inanç ne güven kaldı. Yaşım iyice ilerledi, bu saatten sonra kimle ne zaman uyum yakalayacağız. Herkes evli çıkıyor, bıktım usandım yani.

Yüzüğü takmak bana ne katacak bilmiyorum, ellerim öyle uzun ince parmaklı değil tam tersi, küçücük ve dolma parmaklı. Bilemedim. Kaldım öyle.
0
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
Partner hediyesi tipinde yüzük ne demek?
Ben çok iyi paralar verebilirim. 3700€ da verebilirim. Kalitesi ve ne kadar sevdiğim önemli.
+1
alice in potatoland
(04.01.26)
Yani o yüzüğü takan kadınların hayatında bir ilişki var anlamı verebilir yüzük, bir kadın arkadaşının parmağında görsen "ooo sevgili mi yaptın" veya "oo vatandaş ciddiyete mi gidiyor" dedirtir. Çok da cafcaflı bişey, aşırı gösterişli. Ya da bana öyle geliyor, bilemedim şimdi. Pırlanta sever değilim ama yüzüğün tasarımı pırlanta kullanılmış hissiyatı veriyor (3700 liraya pırlanta yüzük satmazlar tabii) ve şekli yapısı çok hoşuma gitti.
-1
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
veririm, daha fazlasını da veririm. yüzük takmayı çok seviyorum :D partner meselesi de umrumda olmaz.
+2
nolmus yani
(04.01.26)
🤭🤭🤭 ben epey bir balığım yalnız 🤭🤭
0
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
Duyuru erkeğiyim. Açıklamana üzüldüm. Ben alayım sana. Hehe. Al ya. 3700 para değil çalışan insan için.
0
arbre
(04.01.26)
3700 veririm çok beğendiysem de ama asıl allah bir partner nasip etsin istiyosam alyansa veya tektaşa benzeyecek dışarıya başım bağlı mesajı verecek takı takmam. Yani single yazan tişörtle de gezmem ama tek taş da takmam. Yanlış mesaj verip doğru anlaşılmayı beklemek olur.
+3
benim bir gizli bildiğim var
(04.01.26)
Yüzüğü ya da herhangi bir hediyeyi sevgilinden bekleme. Yüzüğünü de sevdiğin bir şeyi de sen kendine al. Kim ne derse, ne düşünürse düşünsün.

Yüzük takmak için sevgili lazım değil ve yüzük almak için de sevgili lazım değil. Sen kendine al.

" Yüzüğü takmak bana ne katacak ellerim ince ve uzun değil, parmaklarım da dolma" demişsin çok üzüldüm. Yüzük takmak için ince uzun parmaklı mı olmak lazım? Kendini hiçbir şeyden mahrum etme. Bir model üzerinde bir kıyafet mi gördün o kıyafetin büyük bedenini al. Bedenini çok sev ve lütfen şunu asla unutma; seni sen yapan senin bedenin değil. Yüzüğe verilecek paradan bağımsız yorum yapmak istedim
+3
rock n roll
(04.01.26)
3700 çok beğendiğiniz bir yüzük için çok da yüksek bir para değil.

Bir kadına evlilik teklif edecek olsanız kaç paralık yüzük alacaksınız?
+1
michael_knight
(04.01.26)
@rock n roll seviyorum seni. Ben de senin gibi düşündüğüm için almak istedim de, arada kaldım filan, haklısın.

@michael_knight ben erkek değilim kadınım 😁

@benim bir gizli bildiğim o yüzük tek taş veya alyans değil, minik minik kristallerle su damlası formuna gelecek şekilde işlenmiş, ortasına büyücek su damlası şeklinde tek bir kristal konmuş bişey. Reklam olmasın diye link vermedim.

@arbre çok hoşsun :)) teşekkür ederim.
0
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
Çok beğendiyseniz ve kullanacağınızı düşünüyorsanız alın.
En güzel hediye insanın kendine aldığı hediyedir.
+3
mutekebbir
(04.01.26)
Saçma sapan bir markadan Bijuteri yüzükse vermem. Ama kendim için güzel bir altın takıya çok daha yüksek rakamlar veririm neden verilmesin ki? Ha ben yüzük değil de kolye bileklik severim o ayrı. 3700 bi şey değil
+3
dfn4
(04.01.26)
geçen sene yurtdışında bir ikinci elcide 1930'lardan bir yüzük görüp beğenmiştim. 12 bin lira falandı sanırım. gezimin son günüydü ve halihazırda çok fena içeri girmiş durumdaydım. hiç ikinci el takı almamıştım daha önce ve işin ilginç tarafı yüzük anca serçe parmağıma oluyordu. buna rağmen aşırı beğendiğim için aldım. normalde aynı yüzük istanbul'da 5 bin lira olsa almazdım; ama o gün onu alasım geldi.
o günden beri hemen her gün takmak istiyorum ancak sağa sola çok çarptığım için pek kıyamıyorum. en ufak pişmanlık yaşamadım. biraz kilo verdiğim için, yüzük parmağıma rahatlıkla olur oldu. benimki de partner hediyesi görünümünde bu arada da, kime ne yani..
çok*3 beğendiyseniz bi dakka bile durmayın, yarınımızın garantisi mi var?

edit: dolma parmak kısmını yeni okudum. benim de elim iridir ama üstten baktığımızdan, olduğundan daha iri görünüyor bence. yüzüğü denemek için parmağınıza takıp, türkan şoray gibi ayna karşınıda şöyle yüzünüzü gözünüzü okşayacaksınız:D öyle yapınca yukarıdan baktığımızdan daha iyi görünüyor:)
+1
lil siztah
(04.01.26)
Bekar kadın olsam ve ilişkim olmasa, 'ilişkisi var' intibaı uyandıracak bir takı takmazdım. İlgimi çeken bir kadında ilk baktığım şeydir, parmaktaki yüzük.

@benim bir gizli bildiğim var +1
+3
Mirket
(04.01.26)
Satınca para etmeyecekse
Hayatımda biri olsun istiyorsam karşı tarafa ilişkisi var intibası bırakacaksa almam.
0
Amaranta ursula
(04.01.26)
Çook beğendiysem 20 bin veririm ya bir daha mı gelicez dünyaya
+2
ekimoloji
(04.01.26)
@rock n roll çok güzel söylemiş. Parmaklarınıza dolma deyip de o kadar beğendiğiniz yüzüğü almaktan kaçınmayın diye bir destek de ben vermeye geldim. Alın, güzel güzel kullanın <3
+1
kobuzchu kiz
(04.01.26)
o kadar begendiysem alırım 3700e
+1
kitap arasında kalmış silgi tozu
(05.01.26)
Fiyatından bağımsız olarak ilişkin var zannedilecek bir şey takma bence.
+1
yenibirgüzelnick
(05.01.26)
çok beğendiğin bir takı için 3700 çok değil +1
ilişkin olduğunu belli edecek bir yüzük takma +1
+1
Sadece soruyorum
(05.01.26)
Sağlam kaliteli yüzüğe verilir bu para. Mutlu edecekse alın. Takılarda kaybolması durumları var ona dikkat edin. Diğer meseleler de gelip geçici canını sıkma
+1
pembediken
(05.01.26)
Bijuteri ürünü çelik gümüş vs. ise kuruş vermem, hoşlanmıyorum. Altın ise ve o ay mani olacak ödemem yoksa 3700 değil 37000 de veririm severim takıyı.
+1
cilekli pasta
(05.01.26)
(3)

Antibiyotik- alkol

rodeocu
Sabah antibiyotik içtim. Akşam ilaç içmesem alkol alsam yarın sabah antibiyotiğe devam edebilir miyim?
Sabah antibiyotik içtim. Akşam ilaç içmesem alkol alsam yarın sabah antibiyotiğe devam edebilir miyim?
0
rodeocu
(31.12.25)
Edersiniz ama tedavi etkisi düşecek ve vücut (bakteriler) antibiyotiğe direnç kazanacak. Ben yapmam.
0
alice in potatoland
(31.12.25)
Antibiyotiğe başladıysanız kesintisiz kullanıp bitirmeniz gerekir. Antibiyotik ile tedavi sizin için o kadar önemli değilse baştan hiç başlamayacaktınız.
0
mikro patlama
(31.12.25)
Antibiyotiğe devam
+1
🌸rodeocu
(31.12.25)
(7)

El bileğinde iğnelenme batma hissi

kralja milutina
Merhaba arkadaşlar,Sağ el bileğimde 3 gündür bir iğne batma hissi var. Baş parmak hizasında kolun bitip elin başlayacağı yerde. Kolumu herhangi bir yöne uzattığımda veya gergin bir hale getirdiğimde sızlama şeklinde bir acıya ve karıncalanmaya dönüşüyor. Bu olay çarşamba ortaya çıktı pazartesi akşam
Merhaba arkadaşlar,

Sağ el bileğimde 3 gündür bir iğne batma hissi var. Baş parmak hizasında kolun bitip elin başlayacağı yerde. Kolumu herhangi bir yöne uzattığımda veya gergin bir hale getirdiğimde sızlama şeklinde bir acıya ve karıncalanmaya dönüşüyor.

Bu olay çarşamba ortaya çıktı pazartesi akşam aynı koldan ağrı kesici iğne vuruldum ve inanılmaz ağrıdı vurduğu an ve sonrasında bir bağlantısı olabilir mi bilmiyorum.

Aynı zamanda boyun sırt arasında da biraz ağrı var.

Ne olabilir acaba teşekkürler.
0
kralja milutina
(26.12.25)
Bir nöroloji uzmanının kapısını çalma vaktiniz gelmiş.
Geçmiş olsun.
+1
Mirket
(26.12.25)
çok kalın veya sıkı bir şeyler giydiysem bende de oluyor. (sağ bilek) bol, rahat giyersem olmuyor anlamadım. belki faydası olur diye yazdım. nedeni nörolojik olabilir evet, sinir sıkışması gibi.
+1
Improbable
(26.12.25)
Bir ortopedi ya da nöroloji uzmanı yardımcı olabilir. Nedenleri çeşitli olabilir. Nedenlerini burada tartışmanın pek faydası yok şikayetlerin hayat kaliteni etkilemeye başladığı için artık üzerine gitmen ve bir uzmana görünmen iyi olur.
0
alice in potatoland
(26.12.25)
ortopedi ya da nöroloji uzmanı +1

sinir sıkışması olabilir. bende var, benzer geldi anlattıklarınız...
0
art cat chocolate
(26.12.25)
Ortopedi ve nöroloji uzmanı +1 zaten doktor yazar gerekeni söylemiş.

Umarım karpal tünelden öte bir durum değildir.

Not: bir Rrms hastası
0
suicides underground
(26.12.25)
Bana sinir sıkışmasını hatırlattı. Uzaktan sorarak, 2-3 güne geçecek deneyimler de duyabilirsin, yatağa düşen örnekler de.

Korkacak bir şey olmadığını ümit ederek, mutlaka bir doktora görün. Bakmışsın biraz vitamin takviyesi, biraz el yayı kullanmakla geçecek bir şeydir. Şikayetin devam ediyorken göster ki ne olduğunu tespit edebilsin doktor.

Ben hep geciktiriyorum böyle şeyleri, sonra “ya şöyle olmuştu, böyleydi” falan diye hikaye anlatıyorum. Doktor boş gözlerle konuşmamın bitmesini bekliyor haliyle. Elde veri olmadığı için bir cevap alamıyorum. Sen benim gibi yapma.
0
lazor
(27.12.25)
11 gun sonraya randevu veriyor ve doktorlar krem verip yolluyor. Daha once daha ciddi olan sorun icin de gittim filmde kirik cikmiyorsa ortopedi doktoru krem yazip gonderiyor.
0
🌸kralja milutina
(27.12.25)
(8)

70 km sonrası hızda arabadan gelen uğultunun sebebi ne olabilir?

m e b
selam.2015 model otomatik megane 3 hatchback dizel aracım var.lastikleri eylül başlarında değiştirdim. son zamanlarda özellikle boş otobanda giderken ve 70-80 km sonrası hızla giderken veya devir 2000'lerdeyken bir uğultulu ses duyuyorum. bu ses vuruntulu, takırtılı veya tekleyen bir sesten ziyade r
selam.

2015 model otomatik megane 3 hatchback dizel aracım var.
lastikleri eylül başlarında değiştirdim.

son zamanlarda özellikle boş otobanda giderken ve 70-80 km sonrası hızla giderken veya devir 2000'lerdeyken bir uğultulu ses duyuyorum. bu ses vuruntulu, takırtılı veya tekleyen bir sesten ziyade ritmik bir uğultu şeklinde. aracı yazın aldım ama o zaman öyle bir ses de yoktu. araca binen "lastik sesi var sanki" diyor, arabanın sağ kısmından (ön ya da arka diye muhtelif görüşler var) geldiğini söylüyorlar.

ciddi bir sorun mu bilmem ama canımı sıkıyor. ilk aracım olduğu için de çok bilgisizim, bir yere kontrole götürsem "abi motor komple inecek" diyen bir usta tarafından yolunmak istemiyorum. istanbul anadolu yakasında bir yer var mı bildiğiniz? veya sizce bu sesin kaynağını kendim de bulabilir miyim acaba?
0
m e b
(25.12.25)
yani bu ses hiç umulmadık yerden bile gelebilir.
bizim bisikletçiler pedal çevirirken ses geldiğinden şikayet ederler hep ama o ses genelde seleden gelir.

sizin ses belli bir hızın üzerinde olduğu için kapılardan bile gelebilir. oturmayan veya deforme olmuş bir fitil mesela. tabi tam olarak nasıl bir uğultu olduğunu bilemiyoruz. siz yine de bir ustaya gösterin. saçma sapan bir şey kilitlemeye çalıştığrnı hissederseniz başka bir ustaya da gösterirsiniz.
0
lazpalle
(25.12.25)
Benzer sorunu yaşadım. Benim tecrübem doğru olmayan lastik basıncı ya da lastiğe girmiş bir parça yönünde. Lastik kontrolü gerek bence.
0
alice in potatoland
(25.12.25)
porya bilyası dağılmış, geçmiş olsun.
+1
antihero
(25.12.25)
hatta ses geldiğini düşündüğün tekeri krikoyla kaldır, tekeri çevir, sesi yine duyacaksın.
0
antihero
(25.12.25)
Tekerlekteki bilya bitmiş.
0
komando kani var bende
(25.12.25)
Bir kaç hafta önce başıma geldi. Porya bilyesi/rulmanı
0
wilhelmwasmuss
(25.12.25)
genelde rulman, göbel, bilyeden o tarz sesler gelir ama, sıfır 2023 model Toyota Corolla almıştım fren balatasından ıslık gibi bir ses geliyor ve sadece belli hızda oluyordu, balataları değiştirdiler düzeldi. Küçük bir ihtimal olabilir.
+1
creepy
(25.12.25)
tekerlek rulmanı değişecek. maliyetli bir işlem değil.
+1
phoarbix
(25.12.25)
(22)

en sinir olduğunuz "duyurucu tipi" ne

gobekliraki
lütfen çok lütfen kimse üzerine alınmasın ama benim en sinir olduğum tipler "32237952097502 milyonum var nereye yatırım yapayım" ve "haftaya milano'dayım tavsiyeleriniz nedir" tarzı duyurucular.sizin ne?
lütfen çok lütfen kimse üzerine alınmasın ama benim en sinir olduğum tipler "32237952097502 milyonum var nereye yatırım yapayım" ve "haftaya milano'dayım tavsiyeleriniz nedir" tarzı duyurucular.

sizin ne?
-15
gobekliraki
(25.12.25)
ben hiç sormadım ama yatırım soru ve cevaplarını büyük bir ciddiyetle okuyorum. kişinin niyetini bilemeyiz beni cevaplar ilgilendiriyor. diğer konu da çok çok önemli. zira kısıtlı imkanlarla bir gezi yapıyorsunuz ve en iyi şekilde değerlendirmek istiyorsunuz.
+7
ground
(25.12.25)
sinir olmak değil de cringe gelenler var.

devamlı ilişki duyurusu açıp ondan sonra başkasına aşk tavsiyesi verenler mesela.
+5
yurtsuz john
(25.12.25)
Troll olduğunu düşündüğüm birkaç kişi var. İkisini engelledim, Allah affetsin. Onlar dışında cinsiyetçi ve hayvan düşmanı cevaplara kızıyorum.
+10
auroraaurora
(25.12.25)
sinir olmak değil, banane de anket tayfaya bayılmıyorum.
0
cay koy geliyorum
(25.12.25)
sevgilimin eski sevgilisinin onun da kankisinin sol ayağının ikinci parmağı ....türünden hikayeler

Bir maaşı ile kredi kartına sarılıp avm , online alış veriş derken keyfi harcamalarından dolayı zora girip yakın çevresindekilerin uyarmalarına bakmadan meseleye buradan çözüm arayanlar ..

Ayrıca bir ürün veya hizmetle ilgili sorun yaşanılıp duyuru açıldığında, kullanılan cümlelere bakıyorum da gerçekte ürününün reklamını yapıldığı şüphesine de kapılabiliyorum.
+2
diyecevaplandı
(25.12.25)
akla gelebilecek en sığ fikri sanki ilk kendisi düşünmüşgibi biz aptal cahillere aktaranlar.
-7
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(25.12.25)
sb yazanlar
-3
michael_knight
(25.12.25)
burayı güzin abla gibi kullananlara sinir oluyorum. abi buraya bilgi almaya geliyoruz, bakıcılık yapmaya gelmedik.
-4
mikahakkinen
(25.12.25)
arbre kardesimin actıgı tüm baslıklar.
+13
koela
(25.12.25)
Taraflardan biri ya da ikisi evliyken üçüncü bir kişiyle ilişki yaşamak için buradan fikir almaya çalışanlar.

Yasadışı ya da başkaları için tehlike arz eden durumlar hakkında fikir almaya çalışanlar.
Ne zamandan itibaren alkollü araç kullanırsa ehliyeti kaybetmeyeceğini soran bile oldu.

Bekar olup evlilik gurusu kesilenler.

Çocuksuz olup ya da hiç gebelik yaşamayıp çocuk psikiyatristi, çocuk gelişim uzmanı, çocuk beslenme uzmanı, emzirme uzmanı, do©ğum uzmanı, ... gibi rollere bürünenler. "Kesinlikle sezaryen istemezdim" diye salak salak yazanlar.

Birden fazla hesaptan çoklu kişilik bozukluğu yaşayanlar.

Yoksa anketleri severim. Güzin abla soruları çok ilgimi çekmez ama okurum. Sağlıkla, bilhassa alanımla (pediatri) ilgili her şeyde elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım. Sonuçta burası gayriresmi, gayriciddi bir site. Meclis zabıtı muamelesi yapmaya gerek yok.
+3
alice in potatoland
(25.12.25)
Her konuda bilgisi olanlar. Biri var mesela cevaplarına bakınca hem doktor, hem avukat, hem tercüman, hem yazılımcı, hem modacı, hem müzisyen, hem psikolog gibi. her konuda tek bilgi sahibi oymuş gibi cevaplar veriyor. Her cevabı çok ukala, insanı azarlar gibi yanıt veriyor. En sinir olduğum tip bu hatta onun cevaplarıyla karşılaşmamak için arada bir ara veriyorum:) sanırım tamamen yine bırakacağım.
-2
suicides underground
(25.12.25)
Her fırsatta kendi maddi imkanlarını ve hayat standartlarını öven tipler, adamın milyorları var her dakika burada kendini övüyor, yersen.
+5
mirty
(25.12.25)
Kimseye zerre kadar faydası olmayacak başlık açmanın alemi ne? Sonra da kara kara 'Ben niye eksileniyorum?' diye düşün.

Herkese açık bir platform. Kimse kimseyi sevmek, beğenmek zorunda değil. Birbirine gıcık olanlar da olabilir. Ama eninde sonunda kişilere laf sokma çiğliğine evrileceği aleni olan bir altyapıyı niye oluşturursun da sorarsın bu soruyu?
+1
Mirket
(25.12.25)
En çok ben para kazanıyorum, en çok ben sevişiyorum, en çok ben kitap okuyorum, en çok ben geziyorum, en çok ben kişisel bakımıma önem veriyorum... insanları. Nickler değişiyor. Kibirli insanlardan nefret ediyorum.
+5
sekizdokuzon
(25.12.25)
Artık sinir olduğum bir duyurucu tipi yok çünkü sevmediğim kişileri engelliyorum ve herkes de sevmediği kişileri engelliyor. Bu engelleme sistemi çok iyi oldu.
+3
rock n roll
(25.12.25)
@mirket niyetimin o olmadığını belirttim zaten.
0
🌸gobekliraki
(25.12.25)
Toplu şekilde eksileyenler.
-3
yakalayamadığın.ışıklar
(26.12.25)
burada gruplaşıp birbirini kollayan (?) ve popüler olmaya kasanlar. sanki lisedeler hala. bir de devamlı kendi ifşasını yapanlar.
+1
deartheodosia
(26.12.25)
Ne kadar saçma olursa olsun, gerçekten çözüm, çare, fikir, eleştiri arayan sorular soran herkesin burada yeri var bence. Bu tarz sebeplerle siteyi kullanan kimseye “niye sormuş, ne işi var burada?” gözüyle bakmıyorum. Yine cevap verirken sorulan şeye çözüm sunmak, olmadı farklı bakış açısı getirmek, yönlendirmek gibi amacı olan tüm cevaplar da baş göz üstüne.

Bununla birlikte, zamanla, kuruluş amacına uymasa da, sitenin kendi alt kültürünün sonucu olan bazı şeyler oldu. Zamanının zirve ve toplaşmaları, yardım kampanyaları, ifşalar, yılbaşı hediyeleşmeleri gibi… Bunların hepsine de okeyim.

Üslubu bozuk duyurucular çok rahatsız ediyor beni. Densizlik hayatın her alanında olduğu gibi Duyuru’da da rahatsız ediyor. Bir de ister saçma sapan, ister gayet mantıklı görünsün, samimi bir ihtiyaçtan ötürü olmadığı on kilometre öteden anlaşılan; gerek trolleme, gerek şov yapma, gerek didişme, gerek tartışma başlatma, gerek ego tatmini gibi amaçlarla açıldığı bariz duyurular rahatsız ediyor.

Engelleme fasilitesi geldikten sonra sitenin kalitesi bariz ölçüde arttı benim için.
+1
dilemma of subscribtionability
(26.12.25)
Ben en çok soruya cevap vermeyip birde üstüne duyar kasanlara gıcık oluyorum.
Örneğin biri hırsızlık nasıl yapılır diye bir duyuru açmış olsun. Altına "hırsızlık kötüdür, ne biçim adamsın, işte bu yüzden bok gibi bir memleketiz" filan gibi yazanlara uyuz oluyorum.
Soruya cevabın varsa ver yoksa ahlak bekçisi olma.
+3
etna
(26.12.25)
en sevmedigim hede hödö diye buraya gelip aglamanin bir anlami yok cünkü sallacompumaster aleyhi ve sellem duyuruya engelleme getirdi. rahatsiz oldugunuz kisiyi engellemiyor ama hala yazdiklarini takip edip kendi kendinize triplere giriyorsaniz o kisiyi takinti yapmissinizdir. allah sifanizi versin.

rock n roll +1
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.12.25)
ben uzun uzun yazanlara sinir oluyorum.
onun dışında soru konular ile ilgili bir derdim yok. herkes birbirinden farklı hayat yaşıyor, herkesin önceliği, karakteri, hayat görüşü, yaşadığı hayat farklı ve soruları farklı olabilir.
0
abelardo
(27.12.25)
(3)

Kitabımı nasıl bastırabilirim?

durme
Novella uzunluğunda editörden geçmiş, basıma hazır bir kitabım var. Usta bir editör üzerinde çalıştı ve kitabı orijinal buldu, sevdi. Lakin bastırma sürecinde yol yordam bilmiyorum. Yayınevleri kitaptan çok kişinin tanınırlığı üzerinden seçim yapıyor gibi. Kitabın türü mizahla örülü büyülü gerçeklik
Novella uzunluğunda editörden geçmiş, basıma hazır bir kitabım var. Usta bir editör üzerinde çalıştı ve kitabı orijinal buldu, sevdi. Lakin bastırma sürecinde yol yordam bilmiyorum. Yayınevleri kitaptan çok kişinin tanınırlığı üzerinden seçim yapıyor gibi. Kitabın türü mizahla örülü büyülü gerçeklik gibi bence. Spiritüel tandansı var. Tanınmış bir yayınevinin yarışmasına katıldım ancak seçilmedim. İsmi bilinir yayınevleri 2-3 senelik basım programını önceden hazır ediyormuş. Yeni yazarlar prestijli yayınevlerinden bastırmak için hayvani paralar ödemeliymiş, diye öğrendim. Ben bastırmak için para harcamak istemiyorum. Ünlü değilim ancak metnime en azından basılacak değerde olduğu anlamında güveniyorum; lakin bu işin yolunu pek bilmiyorum.

Yayınevlerine tek tek gönderdiğimde arada kaynayacak diye çekiniyorum. Senelerce beklemek istemiyorum, zaten neredeyse kitabı bitirmemden sonra 8-9 ay geçti. Amazon'da self publishing etsem reklam vs ile de uğraşamam, o işlere çok kafam basmıyor şu anda.
Ben metni sağlam bir yayınevine vereyim, basılsın ve organik olarak tanınsın kitap derdindeyim.

Bana ne önerirsiniz? Yardımcı olabilecek biri var mı? Teşekkürler.
0
durme
(16.12.25)
Abim yanlış anlama beni ama yapmak istemiyorum dediğin her şeyi yapmak zorundasın biraz, yani istersen ölümsüzlüğün sırrını keşfettiğin bir eserin olsa dahi kendi kendinin referansı olacak şekilde bilinen bir insan değilsen bir yayınevi senin kitabını neden basmak istesin ki, sen arz olmak istiyorsun ama bu arzın bi talebi yoksa gerekiyorsa para ödersin gerekiyorsa tek tek yayınevlerinin kapısına gidip ürününü pazarlaman gerekir, yani kuryeyle yayınevine göndermekle de olmaz o iş, hatta sana "kardeş kitabın güzel ama seni bilen eden yok bu kitabı X yazarın ismiyle basalım sonra diğer kitaplarında duruma bakarız" diyenler bile çıkacaktır, bu işler böyle yürüyor biraz, seninle aynı düşüncede olan binlerce insan vardır muhtemelen kitabını bastırmaya çalışan, biraz böyle düşünüp durumunu değerlendir.
+5
kizil karga
(16.12.25)
Durumuzundaki birçok yeni yazar kendi ceplerinden ödeyip bastırıyorlar kitaplarını. Yayınevleriyle bunun üstünden anlaşmaya çalışabilirsiniz.
0
alice in potatoland
(16.12.25)
editörün bağlı olduğu ya da tavsiye edebileceği bir yer yok mu? en azından bekleme süresini kısaltırsınız belki. her halükarda para ödersiniz gibime geliyor. dediğiniz kadar iyiyseniz bir yerde bastırdıktan sonra ilk roman ödülü gibi yarışmalara göndermek mantıklı olabilir.
0
black holes in the sky
(16.12.25)
(4)

Pisuvar sorunları

michael_knight
1- Pisuvarı tutturamayıp yere sıçratanlar kimler? Nasıl başarıyorlar bunu? (Alkollü mekanlarda değil sadece, her türlü umumi tuvalette pisuvarın olduğu yerde yerde sular oluyor)2- Pisuvara neden bir şey atıyorsunuz? İlle atacaksanız yere atsanıza.
1- Pisuvarı tutturamayıp yere sıçratanlar kimler? Nasıl başarıyorlar bunu? (Alkollü mekanlarda değil sadece, her türlü umumi tuvalette pisuvarın olduğu yerde yerde sular oluyor)

2- Pisuvara neden bir şey atıyorsunuz? İlle atacaksanız yere atsanıza.
0
michael_knight
(19.11.25)
1 - Belki biraz nasil desem cahillikten olabilir.
2 - Bu ve bunun gibi bir suru konuda derinlemesine dusundukce bizde toplum bilincinin zayif oldugu kanaatine vardim. Bu toplum bilinci hic var miydi, sonradan mi kayboldu, devlet zorla kazandirmali miydi gibi sorulara cevap bulamiyorum.

Olumlu ornekler olarak degerlendirilen bati avrupa ulkelerine bakiyorum, mesela Hollanda olsun. 1960 yillarina ait bizim kamu spotlarina benzer videolar yapmislar. Tabii bir de kurallari eze eze uygulama yaklasimlari vardi muhtemelen, sonucta bugun gordugumuz duzen olusmus. Artik cok siki takip etmelerine gerek yok, ezici cogunluk bu gibi seylere dikkat ediyor. Kural fetisligi yapmak icin soylemiyorum, dogru yol bu mudur emin degilim.
+1
mbond
(19.11.25)
Eğitim sistemimiz çok kötü
Kamuda denetim yok, yere çöpünü atana ceza kesilmiyor bu ülkede
0
topkapiaksaray
(19.11.25)
maalesef her anlamda özensiz ve temiz olmayan bir toplumuz. sadece pisuvar değil, her yer çöp ve pislik içinde. dışarıda tuvalete gitmemeye çalışıyorum o yüzden
+3
sweetoffice
(19.11.25)
Erkek pisuvarlarına sinek çiziyorlarmış, buna rağmen tutturamıyorlarsa sıkıntı vardır (: Kadın tuvaletleri daha beter. Herkes alaturka tuvalete karşı ama alafranga tuvalete kıçını koyan da tanımadım. Millet alafranganın üstüne çömelmekten her yeri ıslatıp bırakıyor. Kadın tuvaletleri ağır idrar kokuyor bu sebeple.
0
alice in potatoland
(20.11.25)
(2)

sözlük'te oy verme

alice in potatoland
bir süredir verdigim oylarin silindigini görüyorum.mesela takip ettigim bir yazar var, entrysini begeniyorum. bir gün sonra bakiyorum ki kalp isareti kirmizidan normale dönmüs. yani oyum silinmis. son oylananlarinda da artik gözükmüyor, sanki oy vermemisim gibi. halbuki eskiden 10 ay sonra bile oy v
bir süredir verdigim oylarin silindigini görüyorum.
mesela takip ettigim bir yazar var, entrysini begeniyorum. bir gün sonra bakiyorum ki kalp isareti kirmizidan normale dönmüs. yani oyum silinmis. son oylananlarinda da artik gözükmüyor, sanki oy vermemisim gibi. halbuki eskiden 10 ay sonra bile oy verdigim entryleri görebiliyordum. sebebi nedir?
+1
alice in potatoland
(10.11.25)
Oyların bilinçli silinmesi için bir sebep aklıma gelmiyor. Tamamen sallıyorum; belki performans açısından ya da bir bug nedeniyle sayfa görüntülenirken oylanan entryler sorgulanmıyordur.
+1
salihdt
(10.11.25)
sözlük'ün iletisim kanalindan durumu yazdim, umudum yok ama bakalim.
0
🌸alice in potatoland
(10.11.25)
(3)

Boya İçermeyen Kıyafetler

rock n roll
Selam herkese Boya ve ağartıcı içermeyen, kimyasaldan uzak kıyafet var mıdır? Hayvansal içermeyecek ve mümkünse bitki liflerinden örülüp tamamlanmış kıyafet giymek istiyorum. Çok mu hayalcilik olur acaba?
Selam herkese
Boya ve ağartıcı içermeyen, kimyasaldan uzak kıyafet var mıdır? Hayvansal içermeyecek ve mümkünse bitki liflerinden örülüp tamamlanmış kıyafet giymek istiyorum. Çok mu hayalcilik olur acaba?
0
rock n roll
(01.11.25)
var tabii ancak ucuk fiyatlara satiliyorlar. avrupa üstünden alisveris yapabiliyorsaniz organic olan tüm brandlere bakabilirsiniz. özellikle yünlü giysilere de bakmanizi öneririm.
0
alice in potatoland
(01.11.25)
Cevap için teşekkürler ama yün kullanmıyorum hayvansal olduğu için :)
0
🌸rock n roll
(01.11.25)
Re-clo
0
suicides underground
(02.11.25)
(5)

Dondurulmuş yemeğin bir sakıncası var mı?

messina123
File’de katkısız be içindekileri okuyunca zararlı hiçbir şeyin olmadığı lahmacun, hamburger köftesi, pizza, kebap falan satılıyor. Fiyatı da gayet makul. Dışarıdan yemenin çeyreğine falan geliyor. Lezzetini de ben beğeniyorum şahsen. Sürekli değil tabi haftaiçi 2-3 gün akşamları dışarıdan yemek söyl
File’de katkısız be içindekileri okuyunca zararlı hiçbir şeyin olmadığı lahmacun, hamburger köftesi, pizza, kebap falan satılıyor. Fiyatı da gayet makul. Dışarıdan yemenin çeyreğine falan geliyor. Lezzetini de ben beğeniyorum şahsen. Sürekli değil tabi haftaiçi 2-3 gün akşamları dışarıdan yemek söylemektense bunları yiyorum. Evde yapacak enerjimiz olsa yaparız tabi o konuya hiç girmeyin. Bunları yemenin yine de sağlığa zararı var mıdır?

Ben aksine faydası olduğunu düşünüyorum. Mis gibi et
0
messina123
(01.11.25)
sagliklidan kastiniz icinde katki ve koruyucu madde olmamasiysa sagliksizdir diyemeyiz.
ancak yag kalitesi nasildir, hayvan nerede otlamis ve nerede kesilmistir gibi daha detayli seylere girecekseniz saglikli olmaktan cok uzak olduguna garanti verebilirim.
0
alice in potatoland
(01.11.25)
Haftada 2–3 akşam bu tür “katkısız” hazır ürünleri yemek, genel olarak sağlıklı bir bireyde belirgin bir zarar oluşturmaz. Ancak bu, diğer öğünlerin dengeli ve aktif bir yaşam tarzının sürmesi koşuluyla geçerli.
0
anathemamen666
(01.11.25)
köfte, kebap gibi şeylerin donmamış olanları hem daha ucuz, hem de daha lezzetli oluyorlar. ama ben de yıllardır buzlukta bir miktar donmuş pizza tutarım, acil durumlarda işe yarıyor.
0
co2s2
(01.11.25)
Pizza dediğiniz şeyin hamurunun üzerinde sağlıklı ve katkı maddesiz diyebileceğiniz ne var ki, donmuşunun donmamışa nazaran sağlıklılığını irdeliyorsunuz, onu anlamadım ben.

Lahmacunun üzerindeki, hamburgerin içindeki kıymalı karışımda ne oranda et vardır sizce?
0
Mirket
(01.11.25)
filedeki kucuk lahmacunu hiç beğenmedim ben :/
gideri var sadece
pastaları donuk olan cheesecakeler baya başarılı
0
eja
(01.11.25)
(6)

Alkolden ehliyeti kaptırmak

covered
İlk yakalanmam, 6 ay ehliyet yok.İkinci ve üçüncü yakalanmalarda yaptırımlar daha ağır oluyor.Lakin merak ettiğim ve cevap netleştirmediğim şu. İkinci yakalanma an az ne kadar zaman sonra. Mesela 10 yıl sonra ikinciye yakalansam ikinciye mi yakalanmış muamelesi gorecegim. Mesela Bir sene, beş sene
İlk yakalanmam, 6 ay ehliyet yok.
İkinci ve üçüncü yakalanmalarda yaptırımlar daha ağır oluyor.

Lakin merak ettiğim ve cevap netleştirmediğim şu. İkinci yakalanma an az ne kadar zaman sonra. Mesela 10 yıl sonra ikinciye yakalansam ikinciye mi yakalanmış muamelesi gorecegim. Mesela Bir sene, beş sene içinde gibi süre varmı. İlk yakalanma sonrasında ömür boyu mu sürüyor bu lanet.
-7
covered
(01.11.25)
Karayolları Trafik Kanunu, Madde 48
İkinci defa yakalanma sayılması için belirli bir zaman aşımı süresi yoktur.
Yani 10 yıl sonra bile tekrar alkollü yakalanırsa bu, ikinci yakalanma olarak değerlendirilir.
+2
biravekahve
(01.11.25)
sorudan anladigim, alkollü araba kullanmaya devam edecegim ama öncesinde agir yaptirima ugramamak icin aradan ne kadar vakit gecmesi gerektigini anlamaya calisiyorum, diyorsunuz.
sahaneymis.
+5
alice in potatoland
(01.11.25)
Karayolları Trafik Kanunu’nun 48/5 maddesi kapsamında yapılan düzenlemelerde, bir sürücünün “son ihlal tarihinden geriye doğru 5 yıl içinde” ikinci defa alkollü araç kullandığının tespit edilmesi halinde, ikinci defa yakalanmış sayılır.

Yani; ilk yakalama ardından 5 yıl boyunca başka bir alkollü araç kullanma cezası almamak durumunda ikinci seviye olarak değerlendirilme durumu ortadan kalkar. Özetle: eğer ilk ihlalinizden sonra 5 yıl içinde tekrar aynı fiilden yakalanmazsanız, ‘ikinci yakalama’ olarak değil, yeniden “ilk yakalama” statüsüyle değerlendirilirsiniz.
+2
dijitalritm
(01.11.25)
5 yıl.
ama normal insanlar genel olarak 5 sene de geçse, 10 sene de geçse ikinciye yakalanmıyor. 6 ay boyunca ehliyetsiz olmak çok büyük problem.
+1
co2s2
(01.11.25)
5 yilda sifirlaniyor maalesef. Halbuki alkolden ehliyeyi kaptiranlarin cinayete kasittan mahkum edilmeleri ve hayatlarinin geri kalaninda her adimda psikosomatik testlerle yasamalari gerekiyor.
0
klassno
(01.11.25)
3. De açık cezaevine gidersin. Ben ehliyetsiz 6 ay kullandım. Kardeşimle çok benziyorduk onun ehliyetle gezdim. Alkollü araç kullanma her kontrolde ekranda çıkıyor. 5 sene içinde 2. Ye yakalanmamalısın.
-1
mikahakkinen
(01.11.25)
(15)

Demir eksikliği (Kadın duyuruculara soruyorum)

gnosis
Dönem dönem demir eksikliği yaşamayan var mı? Bende 2-3 yılda bir ferritin düşük çıkıyor ve ilaç kullanımıyla birkaç ayda toparlıyorum. Kırmızı et sevmiyorum, kanamalarım yoğun geçiyor, çay-kahve tüketimim fazla vs vs Dahiliye uzmanları genelde ilacı yazıp geçerler. İlk defa bir doktor endoskopi-kol
Dönem dönem demir eksikliği yaşamayan var mı? Bende 2-3 yılda bir ferritin düşük çıkıyor ve ilaç kullanımıyla birkaç ayda toparlıyorum. Kırmızı et sevmiyorum, kanamalarım yoğun geçiyor, çay-kahve tüketimim fazla vs vs Dahiliye uzmanları genelde ilacı yazıp geçerler. İlk defa bir doktor endoskopi-kolonoskopi dedi. Sizi de gastroenterolojiye yönlendirdiler mi?
0
gnosis
(07.10.25)
erkekler neden cevap veremiyor anlamadım ama belki faydası olur diye yazayım. doğru yapmışlar. ilk defa bu doktor daha önce kaç sefer gitmişsin ama geçici tedavi sonuç vermemiş deyip gerçek sebebi bulmaya çalışıyor. geçici bir şey olabilir diye belki bir iki kez demir takviyesi denenebilir, sonuç alınmıyorsa da detaylı bir tahkik gerekebilir. endişelenecek bir şey yok.midede bağırsakta kanama yapacak bir şeyler var mı diye bakacaklar en azından (daha fazlası da olabilir, bilmiyorum) geçmiş olsun.
0
kisa
(07.10.25)
@kisa erkeklerin düzenli olarak kan kaybetmesi için bir sebep olmadığından-.-
0
🌸gnosis
(07.10.25)
:) o bir detay, aslında soru demir eksikliği için gastroenterolojiye yönlendirilmenin durumu ya, erkekler de kadınlar da semptom tedavisi işe yaramadığında gastroenterolojiye gitmeliler. neyse, durum doğru görünüyor, endişelenme.
0
kisa
(07.10.25)
evet, bazıları yönlendiriyor ve direkt ilişkisi var. özellikle uzun süreli ve kronikse.
0
evrim halkasi
(07.10.25)
beni kimse yönlendirmedi şimdiye
0
Kahvedesu
(07.10.25)
Benim de hep düşük çıkıyor dediğin gibi 2 yılda 1 ilaç kullanıyorum 3-4 ay. Gastroya yönlendiren olmadı hiç, ama bende akdeniz anemisi taşıyıcılığı da var pasif hücreler varmış, onun da etkisi var biraz.
0
Sadece soruyorum
(07.10.25)
erkeğim, düzenli olarak kan kaybetmiyorum ama bu konuda bilgim var. cevap verebiliyor muyum?
0
abelardo
(07.10.25)
bugün kan testi yaptırdım, 30larda çıktı demirim. demir ilacı verip duruyorlar, damardan takviye de aldım kaç kez ama toparlanmıyor.
0
deartheodosia
(07.10.25)
Çok iyi bir doktorunuz varmış öncelikle. Verdiği tahlilleri muhakkak yaptırın.
Demir eksikliği çeşitli sebeplere dayanır. Gastroskopi ve kolonoskopi istemesi gayet olumlu. Bağırsak polipleri, bağırsak ülserleri, kolit gibi iltihaplı bağırsak hastalıkları, gastrit ya da helikobacter pylori enfeksiyonu demir eksikliği yapar. Doktorunuz bunları elemek istiyor. Bağırsak duvarı sağlam mı, düzleşme gibi yapısal bozukluklar, incelme, iltihap var mı bakılacak.
Eğer çok şiddetli adet kanamanız olmuyorsa, menstruasyon tek başına demir eksikliği için bir sebep değil.
Bazı insanlar genetik olarak bağırsaktan demir emilimi konusunda şanssız. Bazı insanlar da ne kadar B12 hapı kullansa bile B12'yi yükseltmezler mesela aynı sebepten, çünkü genetik itibariyle B12 bağırsaktan emilmez. Demir de aynen böyle. Bu kişiler özellikle demir içeren preparatları alınca ishal olurlar.
Tahliller umarım iyi gelir. İyi gelmesi durumunda
1. Demir hapını her zaman c vitamini ile beraber almanızı
2. Düzenli probiyotik kullanmanızı
3. Bioyararlanımı yüksek preparatlar seçmenizi
tavsiye ederim.
Gyno Ferro Sanol çok harikadır mesela. İyonik ferrous formdadir ve direkt bağırsak hücrelerince emilir.
0
alice in potatoland
(07.10.25)
Bende de ayni durum var. Doktor bana da bakmak istedi ama siniri 40 yasmis, ben 40 yas oncesi cok gerek duymuyorum dedi. Yalniz benim oyle pat diye dusmuyor tekrar. Ben kendime bakmiyorum oyle dusuyor. Ama bakilabilir yani sorun yok. Zaten bana da istersen bakalim demisti. Kanini dusuren bir kacak vs mi var diye bakiliyor. Kotu bi sey degil endiselenme.
0
Kittie
(07.10.25)
çocukluğumdan beri hiç demir eksikliği yaşamadım.

ilk regl olduğum yıl (14y) reglim 10 gün sürerdi ve günde 7-10 ped değiştirmeli. çok yoğun ve uzundu yani. buna rağmen kanımda sorun olmadı. sonraki 4 yıl da bu şekilde devam etmişti.

son 2.5 yıldır da vejetaryenim. tahlillerim hala çok iyi.
0
art cat chocolate
(07.10.25)
Demir eksikliği bulunan kadın hastalar, özellikle de 50 yaşın altındakiler endoskopiye gönderilmiyor.
Bir erkekte demir eksikliği varsa, bu ciddi bir durum ve mutlaka endoskopi yapılıyor.
Demir eksikliği nedeni olacak her şeyi saymışsınız zaten. Bunlar düzeltilmeden başka nedenler aramak garip bir durum.
Gastroenterologlar önce dışkıda tekrarlayan gizli kan testleri yapıp ona göre girişim planlıyorlar.
Özel hastane ise dikkatli olmak lazım.
0
pro9it9is9
(07.10.25)
Kendimi bildim bileli demir ve ferritin değerlerim yerlerde, hucrelerimin demir bağlama kapasitesi çok yüksek. Regl dönemlerim çok yoğun kanamalı geçiyor. En son kan testimde 27 filan gelmişti 50-170 arasında olması gerekirken. Ama hic endoskopi ya da kolonoskopiden bahseden olmadı . Demir hapı yazıp gönderiyorlar.
0
Amaranta ursula
(07.10.25)
yiyeybirlimisiniz bilmiyorum da "dalak" çok faydalı oluyor. Bence tadı çok kötü değil ama bazılarına garip gelebiliyor. ilaç falan yan etkileri de çok oluyor.
0
high hopes of the sozluk
(08.10.25)
@pro9it9is9'in bahsettiği duruma Gender Bias in Medicine diyoruz.
Kadınlar 50 yaşın altında genelde gastroskopi ve kolonoskopiye yönlendirilmezler çünkü kadınların şikayetleri abartılı olarak değerlendirilir, ve ağrı ve şikayetleri genelde küçümsenir. Tamamen aynı hastalık için kadınların tanı alması erkeklere göre 2.5 sene daha uzun sürüyor.
Bu durum son 10 senede oldukça patlamış, üstesinden gelinmeye (en azından bir nebze) çalışılan bir konu.

Benim ortaokul arkadaşıma, regl sancısı, premenstrual syndrome, postmenstrual syndrome diye diye tam 13 sene IBS tanısı koyamadılar. Ayın hangi döneminde giderse gitsin, doktorların hep bir bahaneleri vardı kızın şikayetleri için. Arkadaşım kendine tanı koyabilmek için tıp okudu.
Şahsen tavsiyem, her sorununuzun sebebi adet kanamalarınız değil. Devlet yapmıyorsa, gidin bir özel hekime ve diyin ki, durum böyleyken böyle, ben bu durumun kanamalarımdan kaynaklandığına dair kesin bir tanı istiyorum.
Tahlillerinizde hiçbir şey çıkmasa bile en azından bir kontrolden geçmiş olursunuz, ilerisi için bir milestone tahlili olur.
0
alice in potatoland
(17.10.25)
(5)

yesil meyve teroru

buenosdias
her sene ayri bi icat. bikac sene once yesil mandalilar hortlamisti bu sene de yesil muz var heryde. erken mi topluyorlar? genetikle mi oynuyorlar? don vurdugu icin mi? yoksa baska bisey mi?
her sene ayri bi icat. bikac sene once yesil mandalilar hortlamisti bu sene de yesil muz var heryde.

erken mi topluyorlar? genetikle mi oynuyorlar? don vurdugu icin mi? yoksa baska bisey mi?
0
buenosdias
(16.09.25)
Mandalina portakal yapay olarak sarartılıyor diye biliyorum. Öyle bir uygulaması vardı üreticinin.

Yeşil muz sağlık için faydalı diye erken hasat ediliyordur. Muzdaki potasyumu şekerini yemeden almak istiyorlar, haklılar. Bunun için de muzu tatlanmamış haliyle yani yeşilken yemek gerekiyor, sanırım yeşil halinin şeker hastalarına ayrıca faydası var. Ondandır.
0
muhayyer divan
(16.09.25)
Erken topluyorlar çünkü birçok meyve nakliye sırasında da olgunlaşıyor. Diğer türlü ziyanları yüksek oluyor.
Yeşil muz sarı muzdan evladır, prebiyotik oranı yüksek şeker oranı azdır.
0
alice in potatoland
(16.09.25)
@muhayyer hocam doğru info yok yazdığın yazıda.

Mandalina, portakal yapay sarartılmaz. Çok fazla çeşidi var. Nasıl bizim ülkede bile 36 ırktan insan varsa mandalina portakal alemi de öyle. Çeşit çeşit cinsi var. Yapay sarartma bu ikisi için yok.

Ancak muz kükürt ile sarartılır. Yeşil toplanır ve kükürt ile sarartılır. Sarartılır demek de yanlış bir ifade aslında. Yemeye olgunlaştırılır.

Cennet meyvesi/hurması dediğimiz bitki de benzer şekilde ham halde toplanıp genellikle elma ile olgunlaştırılır. Bir çuvalın içine koyulan 1 elma ile.
0
messina123
(16.09.25)
Vay be bildiğim her şey yanlış. Ben de yanlış dünyaya doğdum demek ki.
0
muhayyer divan
(16.09.25)
Açılın, muz diyarından bildiriyorum :)
Öncelikle Messina +1 ama biraz düzeltmek lazım.

Öncelikle yeşil mandalina türü gerwği yeşildir, sonradan srartılması söz konusu değildir. Portakal, greyfurt gibi narenciyeler hasattan sonra gerekirse nakliye yapılana kadar soğuk hava depolarında bekletilir. Soğuk hava meyvenin dalından koparıldıktan sonraki olgunlaşma kısmını baskılar. Narenciyenin depoda sarartılması diye bir uygulama yok. Aksine vaktinden erken koparılan mandalina ekşi, portakal da acı olur.

Muz konusuna gelirsek; belli bir olgunluğa gelen muzlar (ancak henüz tamamen sararmadan) eskiden "sarartma tesislerinde" karpit ile sarartılırdı. Bu uygulama daha sonra değiştirildi. Artık sarartma tesislerinde kontrollü etilen gazı ile sarartılıyor muzlar. Kükürt kullanımı söz konusu bile değil.

Muzun rengine gelince muzun dalında sararması zaten söz konusu olmaz. Dediğim gibi hafif yeşil renkte hasadı yapılır. Ancak çeşidine göre iki temel renk muz var. Birisi hafif yeşil renkte iken tüketilir. Kabuğu biraz sert olsa da tadı yerindedir. O kuzu aratmak için beklettiğinizde rengi sarıya dönmeden muz çürür. Özellikle içeriğindeki şeker oranının düşük olması sebebiyle şeker hastalarına önerilir.
İkinci çeşit muz ise sarı muzdur. Bu muz da hafif yeşilden toplanır, sarartmada etilen ile ev ortamında elma ile sarılarak sarartılır. Yeme olgunluğun geldiğinde kabuğu koyu sarı ve çilli olur.
Bir kaç yıldır pazara Manavgat da girdi. Onların hangi türü üretip sattığını bilmiyorum. Bu arada muzların dünya genelinde haşlamalık olanı ayrı, kızartmalık olanı ayrı, meyve olarak tüketilen ayrı çeşitleri vardır.

Size burada kabaca rengi ile ayırdığım muzların da birden fazla çeşidi var ama o kısım çok teknik. Onun yerine kısaca renk ayrımı yaptım.
0
strawberry first
(16.09.25)
(14)

Ateşi düşmeyen bebek

administ
Doktora götürdük eve geri yolladı şurup verip, kan tahlilide yapmadı.3 güne geçmezse gelin dedi ama evde dokuz doğuruyoruz. Calpol veriyoruz 37.9 a düştü diyoruz 2 saat sonra 38.3 oluyor. Bir de koltuk altından 38 ölçüyoruz kulak içinden 39 . Ne yapacağımızı şaşırdık. Havaleden korkmayın dedi bir de
Doktora götürdük eve geri yolladı şurup verip, kan tahlilide yapmadı.3 güne geçmezse gelin dedi ama evde dokuz doğuruyoruz. Calpol veriyoruz 37.9 a düştü diyoruz 2 saat sonra 38.3 oluyor. Bir de koltuk altından 38 ölçüyoruz kulak içinden 39 . Ne yapacağımızı şaşırdık. Havaleden korkmayın dedi bir de anlatıldığı gibi değilmiş. Ne yapsak ya devlet hastanesine mi götürsek acaba acile?
0
administ
(15.09.25)
Hayır sakin olun calpol falan da vermeyin yetişkinlikte astıma sebep oluyor.

Ateş vücudun kendini savunma ve iyileştirme yöntemlerinden biridir denir, ateşten korkmayın. 39,5'a yaklaşırsa o zaman acile gidin, doktora gitmişsiniz zaten, korkmayın demiş. Korkmayın. Korkunuz bile onu yatıştıramıyor olabilir. Bi sakin olun, sirkeli ılık su yapın içinizi rahatlatacaksa, dirsek için diz arkası el ve ayak bilekleri gibi yerlere koyun ama bi sakin olun.
0
muhayyer divan
(15.09.25)
öncelikle telaşlanmayın. hepimizin çocuğunun başına geldi bunlar.

40'ı geçmediği sürece havale geçirmez. 6 saatte bir calpol verebilirsiniz. calpol yeterli gelmiyorsa 6 saati beklemeden dolven de verebilirsiniz. aynı ilacı 6 saatten kısa süre içinde vermeyin.

ılık suyla yıkayabilirsiniz. onun dışında koltuk altlarına, bacak içlerine ılık suyla ıslatılmış bezle kompres yapın. bırakın vücut mikropla savaşsın.

ateş inatçı ise, düşmüyorsa 3 gün bana uzun geldi ama yarın veya öbür gün sabah tekrar götürebilirsiniz.

kulak içi ölçümü, koltuk altına göre daha doğru sonuç verir.
0
kibritsuyu
(15.09.25)
dolven bizim çocukta daha etkili oluyordu uyumadan önce içiriyorduk ateşi düşmeye başlıyor 6 saat sonra tekrardan içiriyorduk ama doktor kan tahlili yapıp antibiyotik yazmıştı. Hatta ben serum bile taktırmıştım çocuğa. Ateş vücudun verdiği bir tepki hastalığa karşı 2 günden fazla sürmüyor genelde
0
atcapar
(15.09.25)
Kaç yaşında ya da aylık? Ateş harici belirti var mı?

Çok inatçı ateş bana hep roseola yani 6. Hastalığı düşündürür. 2 yaşın altındaki çocuklarda inatçı ateş olur başka bir belirti olmaz. Ne burun akıntısı ne öksürük. 3 gün ateş yüksek seyreder çok zor düşer, 3 gün sonra ateş düşer düşmez kırmızı döküntü başlar. Semptomatik tedavisi vardır, viral olduğu için antibiyotik kullanılmaz. Bir ihtimal bu hastalık olabilir sizdeki de
0
kullanicadi
(15.09.25)
bebeklerde kac derece üzeri ates sayilir bilmiyorum,

ama Allah korusun yuksek ates oldugunda
aklinizda olsun,
koltuk altlarina,
eklem yerlerine
sirke sürün ve ilik su ile yikayin,

soguk degil sakın ha,
ılık su ile banyo ve sonra acile sevk.
0
designer
(15.09.25)
Cocugun yasi kac? Öncelikle bu önemli. Ilk 12 hafta icinde ates 37 üstüne cikinca hemen acile getirilsin isteriz. 12 hafta sonrasinda cocuklarin atesleri 39'u görnediyse acil yolu henüz gözükmemistir.

Kulakici termometreleri ile daha yüksek almaniz normal. Atesi bebekte popodan ölcmek gerekir ancak bunu ebeveyn olarak siz yapmayin. Koltuk altından ölcüp not etmeye devam. Cocugu üsütmeyecek sekilde dus aldirin, özellikle kasik bölgelerini erkek cocuksa serin tutun, basina nemli bez baglayin. Yemeye zorlamayin. Bu bir sürec. Fiiiirt diye iyilesmiyor vücut. Koltukaltindan 39 dereceyi ölcersebiz hemen acile. Gitnisken acil durumlar icin fitil yazdirin. Su an evinizde ates düsürücü fitil olsaydi verin derdim. Calpol vermeniz yanlisi degilim.
0
alice in potatoland
(15.09.25)
yukarida arkadas ifade etmis, tekrara duşmüşum

+ muhayyer
0
designer
(15.09.25)
geçmiş olsun. bizim oğlanın ateşi çıktığında biz ilk soyardık onu gerekirse üzerinde sadece bez kalırdı. baktık rahatlayamadı ılık bi duşa sokardık kucakta. şurup son çare olarak verirdik.
Bu arada ilk çocuk mu ve kaç aylık?
0
ucurulmamak umidiyle
(15.09.25)
Telefondan rahat yazamadım, bilgisayardan kökleyeyim şimdi.


Çocuklar, özellikle bebekler ve küçük çocuklar, yetişkinlere kıyasla çok daha hızlı ateşlenirler. Sağlık açısından görece düşük risk taşıyan rahatsızlıklar bile onlarda ateşe neden olabilir. Bu, önemli bir savunma mekanizması ve vücudun bağışıklık sisteminin sağlıklı bir tepkisidir. Vücut, yabancı organizmaların (bakteri ve/veya virüsler) hayatta kalamaması için fazladan ısı üretir. Yani yüksek ateş çocuğunuzun hastalıkla savaşmasına yardımcı olur, yani çoğu durumda ateş iyi bir şeydir.

Ateş, ≥38,0°C çekirdek vücut ısısı olarak tanımlanır.
Bebeklerde çekirdek vücut ısısını ölçmenin en güvenilir yolu rektal ölçümdür. 4-5 yaşından büyük ve iş birliği yapabilen çocuklarda oral ölçüm düşünülebilir. Koltuk altı sıcaklığı ölçümleri rektal ölçüme göre daha az doğrudur. Koltuk altı ve rektal sıcaklık ölçümleri arasında bir korelasyon vardır; koltuk altı ölçümü genellikle 0,5-0,85°C daha düşüktür.
Kulak zarı (timpanik membran) termometreleri çocuklarda çoğunlukla doğru sonuç vermez. Temporal arterden yapılan ölçümler bazı çalışmalarda rektal ölçümle iyi bir şekilde örtüşse de hastalar ateşliyken daha zayıf sonuçlar verdiği gösterilmiştir.

Bebekte ateş şüphesi varsa mutlaka çekirdek (rektal) ölçüm yapılmalıdır.

Burada bir nota bene: 3 yaş ve altındaki çocuklarda rektal sıcaklık ölçümü altın standart olarak kabul edilse de bu yöntemin kötüye kullanılmaması gerekir (çocuk için streslidir ve ayrıca bağırsak duvarının delinmesi riski vardır).

Değerlendirmede önemli olan diğer klinik parametreler şunlardır:

*Yorgunluk, halsizlik belirtileri
* Uyuşukluk
* Az beslenme
* Huzursuzluk
* Konsol edilememek
* Ağlama düzeninde değişiklik
* İç çekme, homurdanma
* Hızlı soluma
* Peteşiyel döküntü (küçük kırmızı lekeler)
* Öksürük, burun akıntısı veya hırıltılı solunum
* Kulak ağrısı veya çocuğun kulaklarını tutması
* İshal ve kusma


Çocuklarda ateşe neden olabilecek birçok durum vardır. Bunlar şunları içerebilir:

* Üst solunum yolu enfeksiyonları
* Orta kulak iltihabı (otitis media): kulak ağrısı
* Bronşit
* Tonsillit (bademcik iltihabı)
* Gastrointestinal enfeksiyon
* Akciğer iltihabı (pnömoni): öksürük, artmış solunum hızı, nefes darlığı, şişkin karın ve karın ağrısı
* İdrar yolu enfeksiyonu
* Menenjit: baş ağrısı, boyun tutulması, ışığa hassasiyet
* Su çiçeği, üç günlük ateş (roseola infantum), kızamıkçık, kızıl, kızamık ve kabakulak gibi çocukluk hastalıkları; karakteristik belirtiler ve deri döküntüleri ile birlikte
* Apandisit (apandisit)
* Uzun süre ağlama, sıcak güneşte oturma veya oyun oynama
* Diş çıkarma
* Aşırı ısınma
* Dehidrasyon (sıvı kaybı)


Ateş vücudun enfeksiyona karşı doğal tepkisinin bir parçasıdır, bu nedenle çocuğun huzursuz olmadığı durumlarda tedavi gerektirmez. Çocuğun mutlu ve başka bir rahatsızlık belirtisi göstermediği durumlarda, hemen ilaç kullanmaya odaklanmaya gerek yoktur.

Bebeklerde ateş için güvenli ve evde uygulayabileceğiniz çeşitli yöntemler vardır. Bu yöntemler altta yatan hastalığı tamamen iyileştirmese de vücut ısısını düşürmeye ve çocuğu rahatlatmaya yardımcı olabilir. Yapabilecekleriniz şunlardır:

1. Fazla giysileri çıkarmak

2. Ten tene temas, kanguru yöntemi (babywearing)

3. Oda sıcaklığını normal tutmak, temiz hava almak

4. Ilık suyla banyo yaptırmak

5. Soğuk kompres: temiz, nemli bir bezi çocuğun alnına koymak

6. Bol sıvı ve sevdiği yiyecekleri sunmak (6 aydan büyük bebekler için)

7. Emziriyorsanız sık sık emzirmek

8. Bebeğiniz mama ile besleniyorsa öğünleri atlamadığından emin olmak (zorlamadan)

Eğer çocuğunuzun ateşi 38,5°C’nin üzerindeyse ve rahatsız veya huzursuzsa, pediatrist ateş düşürücü ilaç (örneğin parasetamol veya ibuprofen) vermenizi önerebilir.

Prensip olarak, emin olmadığınız durumlarda ateşli çocuğunuzla doktora gitmek daha iyidir. Doktor, ateşin nedenini belirleyebilir ve uygun tedaviyi başlatabilir.

Ateş bazen daha ciddi bir enfeksiyonun belirtisi olabilir. Bu nedenle çocuğunuzun ateşini yönetmeyi, tedavi etmeyi ve ne zaman tıbbi yardım almanız gerektiğini bilmek önemlidir. Aşağıdaki durumlarda kesinlikle doktora başvurmalısınız:

1. Çok yüksek ateş (39°C veya üzeri)

2. Çocuğunuz yakın zamanda ameliyat olduysa

3. Ateş düşürücü önlemlerle geçmeyen ateş

4. Uzun süreli ateş (3 günden uzun)

5. Üç aydan küçük bebeklerde ateş

6. Hırıltılı veya hırıltı ile nefes alma

7. Işığa karşı hassasiyet

8. Nefes alırken burun deliklerinin açılması

9. Beyaz veya mavi cilt, özellikle tırnak etrafında, ağız veya dilde

10. Nefes alırken kaburga kaslarını içe çekme

11. Baş ağrısı, uyuşukluk, karın ağrısı, ağrılı idrara çıkma, genel durum bozukluğu, nöbetler, susuzluk belirtileri (kuru mukozalar, çökük gözler veya çökük fontanel) gibi ciddi diğer belirtiler

12. Bebeklerde içme güçlüğü

13. Bilinen kronik hastalıklar, örneğin bağışıklık eksikliği, kalp kusurları veya kanser

Bu yazımı ilerisi için kenara kaydedin, gerektiğinde bakarsınız. Ateş çoğu zaman bebeğin değil, ebeveynlerin rahatsızlık sebebidir.
0
alice in potatoland
(15.09.25)
Doktora gerek yok burada bir sürü doktor var. Boşuna özele para verme devletede gitme buradaki doktorları,psikologları,psikiyatristleri dinle sen.
0
mikahakkinen
(16.09.25)
dolven calpol dönüşümlü. duruma göre antibiyotik. verdiğiniz dereceler çok normal derece. soğuk uygulama yapacaksınız. tıpku sizinde hasta olduğunuzda annelerimiz gibi. maalesef yeni nesil anneler üşüyor-kıyamıyorum maalesef böyle. Çocuğun burnu tıkalı acile açtırmaya geliyor. Neyse evhamınızı anlıyorum ama dediğimiz gibi.

vücudun her bölgesinin standartı farklı derecedir. sizin 38iniz bizde subfebrildir.

geçmiş olsun.
0
hunharca ben
(16.09.25)
geçmiş olsun. geçenlerde aynısı 20 aylık kızımızda oldu. tam 3 gün sürdü 3. gün pat diye kesildi. calpol ve ibufen dönüşümü yaptığımız halde ateşi dinmiyordu. meğersem 6. hastalık diye birşeymiş. doktorumuzda 3 gün bekleyin geçmezse antibiyotik yazarız demişti. tam da dediği gibi 3. gün geçti 6. günde deride döküntü oldu ve bitti.
0
bigcaptain
(16.09.25)
doktor değilim öncelikle.
dolven çok etkili oluyor ama 7 kilo üstü bebeklere verilebiliyor. 4 saat arayla dolven + calpol dönüşümlü kullanmak dirençli ateşi 12 saat içinde düşürür. sadece ebeveyn tavsiyesi.

geçen hafta 3 gün dirençli ateşten sonra döktüntü başlayıp el ayak hastalığı olduğunu öğrendik biz de. inşallah sizinki öyle değildir. çok pis bir hastalık.
0
kaptan maydanoz
(16.09.25)
hepinize teşekkürler. o gece hepsini okudum ve rahatlamıştım. tikleri şimdi verdim. 3.güne daha gelmeden ateş ilaçsız olarak kademeli düştü. Şimdi eskisinden de yaramaz bir şekilde emekliyor evin içinde. hepinize teşekkürler.
0
🌸administ
(17.09.25)
(5)

Karınca ne söylemiş olabilir?

respect
Sizce karınca diğer karıncalara ne söylemiş olabilir :)https://streamable.com/bh50ja
Sizce karınca diğer karıncalara ne söylemiş olabilir :)

streamable.com
0
respect
(15.09.25)
"benimle gelmeyen g*ttür"
0
nolmus yani
(15.09.25)
"-koşun kayıntı var"
0
ground
(15.09.25)
inanilmaz ilginc bir videoydu. yumurtaya can veren rabbim neler yaratmis.
tesekkür ederiz :)
0
alice in potatoland
(15.09.25)
Hasbünallahu ve ni'me'l-vekîl ni'me'l-Mevlâ ve ni'me'n-nasîr

Bir karınca başka ne diyebilir ki

Arkada Halil İbrahim sofrası çalması manidar olmuş.
0
Hallegadola
(15.09.25)
karıncalar birbirleriyle feromon (koku) izleriyle anlaşıyorlar. yollarını da bu izlerle çiziyorlar aslında.

yemek, değerli besin bulan karınca bu yolu o anlama gelen feromonlarla çiziyor ve bütün karıncalar da haberdar oluyorlar.

bu şekilde bu kadar hızlı organize olup herhangi bir yerde yemek varsa anında dadanıyorlar. (çünkü koloninin bir sürü keşifçi karıncaları da sağda sola hep dolanıyorlar)
0
makbur
(15.09.25)
(28)

Hangi üniversite mezunusunuz?

alice in potatoland
Mezun olduğunuz üniversitenin hayatınıza pozitif bir etkisi olduğuna inanıyor musunuz?
Mezun olduğunuz üniversitenin hayatınıza pozitif bir etkisi olduğuna inanıyor musunuz?
0
alice in potatoland
(14.09.25)
isim veremem ama inanilmaz büyük bir etkisi oldu.
lisenin de ayni sekilde. cok iyi bir networküm var.
yurt disinda da pozitif etkisi oldu. tr'de yasasam zaten cok daha faydasini da görürdüm.

network disinda da cok üst düzey iyi bir egitim aldigimi düsünüyorum. son derece desteklendigimiz, özgür bir ortamda egitim aldim.
0
sonsuz
(14.09.25)
İstanbul Üniversitesi.
Okulun pozitif etkisi olmadı ama bölümün oldu. Bölümün bir ekolü olduğu için ve o ekolü desteklediği için dolaylı olarak okuldan memnun olmam lazım ama iü neticede, ne kadar memnun olunabilir.
0
Bruce
(14.09.25)
Mimar Sinan. Yaptığım işe bir katkısı olmadı ama Matematik'te akademik kariyer düşünenler için fena bir başlangıç sayılmaz. Hocaların büyük çoğunluğu ODTÜ çıkışlı ve vizyoner insanlar. Bir tanesi yapay zeka çalıştığı bir doktora, yüksek lisans programı başlatmıştı mesela yapay zeka bu kadar popüler olmadan önce. Matematik okumak isteyen gençler varsa tavsiye ederim. Yalnız kampüsü Fındıklı da değil, Bomonti'de. Kampüsten bir beklentiniz olmasın.

Öncesinde de üç sene İTÜ'de okumuştum ama pek iyi şeyler söyleyemeyeceğim orayla ilgili. Tam bir devlet dairesi.
0
sekizdokuzon
(14.09.25)
"çoh iyi networküm var, eğitim aldım, çoh üstüzey eğitim aldım"

@sonsuz sen tam bir tenekesin. Hiç utanman da yok kekonun tekisin
0
beyfendi
(14.09.25)
İü beyazıt. Tarihi yarımada birçokları için ilgi çekici olsa da osmanlı/islami tarz içimi karartıyordu, mesela mezun olduktan sonra o bölgelere adım atmadım. Okul, eğitim olarak ise güzeldi. Hayatıma ve mesleğime katkısı oldu.
0
ruhen hastayim ben
(14.09.25)
Marmara ünide, çok spesifik, fazla kişinin bilmediği bir bölümü ingilizce olmayan yabancı dilde okudum, network açısından faydası oldu öğrencisi az olduğu için mezunu öğrencisi herkes birbirini piyasada kolluyor.
0
nahtoderfahrung
(14.09.25)
İsim vermeyim.

Evet oldu. İngilizce hazırlıkla birlikte 5 sene geçirdim. İlk hatalarımı ve yanlışlarımı yaptığım senelerdir. Pişmanlıklarım çokça. Ayrıca kendi başıma olma yetisini kazandığım ve öğrendiğim zaman dilimi olmuştur. Cidden büyük bir yol ayrımı oldu.


Üniversitem ne iyi ne kötü. En büyük artısı kocaman bir kampüsüydü.
0
put it in your appropriate place
(14.09.25)
iu, basta sevindim sonra zar zor gidip de bitirdim, marka olarak yaramadi ama bölümün avantaji cok oldu. iuden gelen network gelmez olsun
0
ala09
(14.09.25)
Hiç bir etkisi olmadı. Ama bölümün oldu.
0
mikahakkinen
(14.09.25)
Açık öğretim xd, veteriner teknisyenliği ve pc programcılığı mı neydi.

Veteriner şeysiliği sebebiyle bilinen bir veteriner cerrah yanında çalıştım, ameliyatlara girdim, ya işte veterinerde ne yapılıyorsa yapabiliyorum.

Programcılık ise bir yazılım firmasında işe girdim. Güya takım lideri yaptılar. Ofiste uyudum kalktım, 18 20 saat bildiğin iş yaptık. 3-4 ay sonra kovdular. Kendi websikemi kurdum. Sıfır reklam ile hep ilk sıradayım.

Sosyal olarak ise ıyyyy aöf mü diye bakıyor millet tepeden ahaaahah.
0
Shepard
(14.09.25)
acıbadem ticarethanesi
hiçbir katkısı olmadı.
0
neira
(14.09.25)
bilkent.

baya pozitif etkisi oldu hem iş bulma hem çevre açısından.
0
jelly bear
(14.09.25)
Hacettepe'den mezunum, severim, arada bir uğrarım Ankara'ya yolum düştüğünde, bazı konularda hayatıma pozitif etkisi oldu.
0
blue rebel motorcycle club
(14.09.25)
odtü. iş başvurularında ön elemeyi geçmemde epey etkisi oldu.
0
pide
(14.09.25)
iyte

kendi başımın çaresine bakmayı öğrendim.

mesleki ingilizce, pratik ingilizce, araştırıp uygulama...

ciddi iyi eğitim aldığımı düşünüyorum hem lisans, hem de yüksek lisansta.
0
rain when i die
(14.09.25)
Ege üniveristesi , okul çok güzeldi de bölüm manasız bir şekilde zordu o yüzden tat bırakmadı.
0
pislick0
(14.09.25)
bir artısı ya da eksisi olmadı ama vakıf üni olduğu için sanki zar zor barajı geçerek girmişim gibi düşünülüyor ama bayağı yüksek puanla girmiştim ve iu, marmara gibi üniversitelere zaten girebiliyordum.

ed: yl için yurtdışı nereye başvursam kabul aldım ama bunun lisans üniversitemle bi ilgisi olduğunu da düşünmüyorum.
0
deartheodosia
(14.09.25)
Bonn Üniversitesi, yüksek lisans. Evet, oylesine bir üniversite degil; "elit üniversiteler" listesi icerisinde. Türkiye´den de marka degeri olan bir üniversiteden lisans mezunuyum. Onun ekmegini hic yiyemem burada. Sahte diplomalarla beraber, Türkiye´den gelip Avrupa´da baslangic yapacak kisilerin isleri daha da zorlasacak. Eksi deger katar, arti deger katmaz o.
0
buf-e kür
(14.09.25)
kesinlikle oldu, hem hayat gorusum, hem turkiye'de is bulmam hem de karakterim oldukca etkilendi. bogazici
0
fakyoras
(14.09.25)
izmir ekonomi.

para ve zaman kaybı.
0
Batuhanolabilir
(15.09.25)
Korkunç negatif etkisi oldu, oluyor…
0
yadigar
(15.09.25)
nuh naci yazgan-işletme

işletiyoruz işte bazı şeyleri
0
Hallegadola
(15.09.25)
itu'den mezun oldum (telekom). devlet dairesi demis birisi yukarda, dogru tespit bence. egitimin asiri akademik oldugunu dusunuyorum, endustriyle alakasi yoktu pek. endustrinin nereye evrildigini de yakalayamamislardi. endustriyle ortak calismalar cok kisitliydi. egitim genel olarak sablon teknik bilgilerle doluydu. mezunlar hep baska baska seylere yoneldiler, kimisi bankada yazilimci oldu, kimisi app developer oldu, kimisi cloud architect oldu, kimisi urun muduru oldu fln. telekomdan ziyade teknoloji sektorunde calisan muhendis profili cikti ortaya karisik, ama geneli iyi yerlerde iyi kazaniyorlar. sanirim bu sebeple de pek network gelismedi, mezun olup ilk ise basladiktan sonra da networkunun bir faydasini gormedim.

ancak, kariyer fuarlari fena degildi, ilk isimi oyle edindim. sonra belli basli takiplarin hep belli basli yerlerden ise alim yaptiklarini gordum (zaten aday cok bari okulundan eleyelim mantigi).
0
taurina
(15.09.25)
yurtdisi, orta kalite.
sifir etki. hatta sadece yuksek yaptigim icin mulakati gecemedegim oldu :D
0
cooperr
(15.09.25)
İstanbul Üniversitesi

evet oldu. derece yaparak girdim. 3 yabancı dil bilmemin de etkisi oldu tabi.
0
yurtsuz john
(15.09.25)
İü
Okulun adının bir faydasını gördüm diyemem. Hatta seçtiğim bölümden de pişmanlık duyuyorum. Yapay zeka ile beraber büyük ölçüde selası okunan bölümlerden. İyi ki pedagojik formasyon almışım diyorum. Kendi mesleğimi çok az yaptım. Ama okuması keyifliydi, iş hayatında pek işime yaramasa da genel kültür sağladı
0
kullanicadi
(15.09.25)
Yeditepe mezunuyum.

evet pozitif etkisi oldu. İşle alakalı değil belki henüz ama güzel bir üniversite hayatı geçirdim. Başka üniversitede olsaydım elbette bunu bilemem ama bu kadar mutlu olur muydum bilmiyorum.
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(15.09.25)
@yadigar, mezun olduğunuz üniversitenin pozitif etkisinin olmamasın anladım da, negatif etkisi, hele ki korkunç negatif etkisi nasıl oluyor?
0
🌸alice in potatoland
(15.09.25)
(8)

Transit Vizeli Uçuşlar

panda yuva yapmis sogut dalina
Transit vizeli uçuşlarda pasaport kontrolüne giriyor muyuz?"Türk vatandaşları, giriş terminalini değiştirmemek, pasaport kontrolünden geçmemek ve ülkede 24 saatten fazla kalmamak koşuluyla..." Hiç tecrübem olmadığından soruyorum.
Transit vizeli uçuşlarda pasaport kontrolüne giriyor muyuz?

"Türk vatandaşları, giriş terminalini değiştirmemek, pasaport kontrolünden geçmemek ve ülkede 24 saatten fazla kalmamak koşuluyla..."

Hiç tecrübem olmadığından soruyorum.
0
panda yuva yapmis sogut dalina
(10.09.25)
saçma ama havalimanından havalimanına değişiyor diye biliyorum. hangi havalimanındaysa orası özelinde araştırmanız lazım.
0
gitdaddy
(10.09.25)
net rota ve havalimanı söylemeniz lazım.

kimi havalimanında terminaller arası metroyla gidiliyor, kimisi gece kapanıyor vs.vs.
0
brkylmz
(10.09.25)
3-4 saat kolombiya'da kaldim, oradan aktarmali ucusla peru'ye gectim.

tekrardan xray cihazindan gectim ama pasaport kontrolü sifir. ne kolombiya'ya girerken ne de cikarken oldu.
0
sonsuz
(10.09.25)
benim tecrubeme gore de havalimanından havalimanına değişiyor. dublin ve frankfurt'ta herhangi bir pasaporttan gecmedim aktarma sirasinda (hatta frankfurtta xrayden bile gecmedim) ama londra'da pasaporttan gecmemek gibi bir secenek yoktu geldigim ve gittigim yerden bagimsiz olarak.
0
hot potato
(10.09.25)
Chengdu Tianfu Havalimanında 12 saat civarı bir bekleme sürem olacak. Vietnam-Çin(transit) Türkiye gibi

Havalimanı Beijing Capital de olabilir(Transit süresi daha az) buranın kodu sanırım PEK
0
🌸panda yuva yapmis sogut dalina
(10.09.25)
çok yaptım; havaalanından çıkmadığınız sürece gerekmiyor. çoğu kişi böyle seyahat ediyor zaten.
0
deartheodosia
(11.09.25)
"havaalanından çıkmadığınız sürece gerekmiyor" genellemesi kesinlikle yanlis.
0
hot potato
(12.09.25)
UK'de her sekilde geciyorsunuz. Istanbul Havalimaninda gecmiyorsunuz mesela.
0
alice in potatoland
(12.09.25)
(5)

4 yaş üzeri için hangi omega 3?

mikahakkinen
Efa liquid omega 3 kullanıyoruz. Önerileriniz nedir?Balık tüketmek en doğrusu olabilir ancak yaşadığımız yerde taze balığa ulaşmak zor.
Efa liquid omega 3 kullanıyoruz. Önerileriniz nedir?

Balık tüketmek en doğrusu olabilir ancak yaşadığımız yerde taze balığa ulaşmak zor.
0
mikahakkinen
(15.07.25)
Degerleri yuksek olani secmelisin diye biliyorum.
örnegin epa 600mg,dha 300mg olan.

EPA (Eikosapentaenoik asit)
DHA (Dokosaheksaenoik asit)
0
designer
(15.07.25)
Osman muftuoglu, fosfolipid yapidaki balik yağini tercih edin diyordu,

Tabi en guzeli haftalik balik tüket.
0
designer
(15.07.25)
Möllers kullanıyorum. Elmalı olan
0
kullanicadi
(15.07.25)
Wellkid Omega-3 Chewable Tablets. 4-12 yas icin.
Peppa Pig olanlar degil, onlar yosun bazli oldugu icin biyoyararlanimi düsük.

su: www.vitabiotics.com

Önerilenlerden Möller sgene cok iyidir.

Cocuklar icin dha, epa'dan daha önemli cünkü dha direkt beyin üstünde etkili. Günlük limit genelde 75-250 mg denir. epa ve dha'nin birbirine orani da genelde 2:1 önerilir. IFOS ve GOED onayi önemlidir.

Kaleci arkadas yazmis, sizin kullandiginiz da cok iyidir. Ama cocuk sikildiysa kisa süreligine bunlardan birine gecebilirsiniz.
0
alice in potatoland
(15.07.25)
Hocam kullandığınız ürünün markası bu sektörün iyi bir ismi ayrıca IFOS onayı var ve DHA-EPA değeri de iyi aynı üründen devam edin gayet şükela bir ürün.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(15.07.25)
(7)

Demir serumu taktiran oldu mu daha once

Kittie
Nasil bir prosedur.Yan etkisi var mi.Faydasi oldu mu.Ilaclar, taktirma toplam 25 bin gibi tutacak.Deger mi bilemedim.Bir de iyi bir sey mi bu? Tibbi islemlere hep supheyle yaklasirim da.
Nasil bir prosedur.
Yan etkisi var mi.
Faydasi oldu mu.
Ilaclar, taktirma toplam 25 bin gibi tutacak.
Deger mi bilemedim.
Bir de iyi bir sey mi bu? Tibbi islemlere hep supheyle yaklasirim da.
0
Kittie
(05.07.25)
Annem taktırdı, devlet hastanesinde ücretsiz.
Günübirlik yatış işlemi yapılıyor. Demir serumu takılıyor,yan etkisi olarak alerji riskine karşı takip ediliyor. Bir kaç saat sonra taburcu işlemi yapılıyor.
Faydası oldu.
0
strawberry first
(05.07.25)
kesinlikle özelde bu parayı vermeyin. yukarıdaki arkadaşın da dediği gibi herhangi bir devlet hastanesinde ücretsiz veya çok cüzi bir ücretle aynı işlemi yapabilirsiniz.

kan değerleri çok düştüyse bu serumu verebiliyorlar. alerjik reaksiyon vermemesi için seruma anti alerjik ilaç da katabiliyorlar. bu durumda birkaç gün biraz uykusu gelir. onun dışında kan verilirken alerji olmazsa bir problem olmaz. kan verilirken alerji olursa da, ki bu durumda kaşıntı, kızarma vs. oluyor, bir iğne vuruyorlar, problem çözülüyor. zaten onun için hastanede serumu veriyorlar.

bir de serumu verirken ağza hafif paslı demir tadı gelebiliyor, başka da bir şeyi yok. rahat olsun
0
yemrem
(05.07.25)
Doktor arkadaşım serum taktırmak yerine ilaç kullanmayı tercih ediyor. Özelde gittiğim dahiliye doktoruna sorduğumda, ne gerek var, devlet de ödemez zaten demişti. Neyse parası vereyim de ilaçla uğraşmayayım diye sormuştum ama doktor önermedi. İş yerinden biri kızına taktırmış, kısa sürede aynı değerlere döndü dediydi. Kişinin durumuna göre değişiyor herhalde.
0
asteriks
(05.07.25)
yan etki olarak bazi kisilerde alerjik semptomlar izlenebilir. bu sebeple öncesinde antihistaminik verilir genelde. eger alerji hikayesi varsa hastanin, bunu öncesinde doktora belirtin.
0
alice in potatoland
(05.07.25)
Asteriks: belki de degisiyordur. Bende ilac ise yaramazmis. Ilac da alicam ama bu serum sonrasi. Cok kotuyum. Kanim yok gibi bir sey. Bir deger daha asagida ciksaymisim prosedur geregi yatisim yapilirmis.
Sonradan ayni degerlere donmesi tablet veya serum hangisiyse iste ilacla ilgili degildir.
0
🌸Kittie
(05.07.25)
Bende yatış gerektirecek kadar olmadı. 3-4 senede bir doktor demir ilacı veriyor, 2-3 kutu kullanıyorum. Doktor serum önerdiyse zaten gerekiyordur. Geçmiş olsun.
0
asteriks
(05.07.25)
ferinject ise ben yaptırdım 2 kez. biçok kez de ben başka serum alırken yanımda yapıldığını gördüm. geçenlerde bi kadın sadece bi alerjik tepki verdi. ama arkadaşların dediği gibi devlette yaptırın. en azından ilacı onlardan alın. bi de bol bol dalak yiyin
0
high hopes of the sozluk
(05.07.25)
(9)

Silip sonra tekrar hayatıma girmeye çalışan insanlar.

alice in potatoland
İki örnek vereyim. Mesela ortaokulda yüzüme bile bakmayan, hatta beni zorbalamaya çalışan bir kız vardı. Ben de buna pek pabuç bırakmazdım. Sonra yurtdışına taşınmıştım. O dönemde, inatla beni Facebook’tan eklemeye çalışıyordu. Bir seferinde kabul ettim, bu sefer de konuşmaya çalışıyordu. Sayın cada
İki örnek vereyim. Mesela ortaokulda yüzüme bile bakmayan, hatta beni zorbalamaya çalışan bir kız vardı. Ben de buna pek pabuç bırakmazdım. Sonra yurtdışına taşınmıştım. O dönemde, inatla beni Facebook’tan eklemeye çalışıyordu. Bir seferinde kabul ettim, bu sefer de konuşmaya çalışıyordu. Sayın cadaloz, biz en son 10 sene önce çocukken gördük birbirimizi. Onda da ben sana hiçbir şey yapmamış olmama rağmen bana aşırı gıcık oluyordun.
Şimdi ne konuşalım?

Hadi bunu geçelim... Ikinci derece bir kuzenim var. Aileler samimi, çok görüşürdük. Durduk yere beni Facebook ve Instagram'dan silmişti. Sebebini hiç bilmiyorum. Kardeşimi silmemişti, ama beni silmişti. Cinsiyetlerimiz aynı. Ben de kardeşim kadar sosyal medya kullanırım, yani dört aydan dört aya girerim en fazla. Herhalde yanlışlık olmuştur diye düşündüm, tekrar ekledim, kabul etmedi. Ben de bıraktım.
Bu yaklaşık 4-5 yıl önceydi.
Şimdi soyadım evlenince değişti; hop, beni tekrar eklemiş. Bir sürü fotoğrafımı beğenmiş (nikah fotoğraflarım falan değil, zaten onları koymam).

Bu şekilde, bana sadece ben olduğum için gıcık olan insanlar çıkıyor. Ben bu durumla ok'im, herkes beni sevmek zorunda değil.
Ama sonra, hayatımda bir şeyler değişince bazıları tekrar hayatıma girmeye çalışıyor.
Manyak mı abi bu insanlar? Niye sildiniz, niye tekrar ekliyorsunuz, niye tekrar konuşmak istiyorsunuz?
Bu durum sadece bana mı garip geliyor?
0
alice in potatoland
(04.07.25)
Düsününce garip, önemsiz bir aciklamasi mutlaka vardir :)

Ben de birkac sene öncesine kadar insanlari cok önemsiyor, onlari da kendim gibi rasyonel saniyordum.
Su an diger insanlar benim umrumda bile degil. Hayatim „benimle“ o kadar dolu ki su an ilgilenmiyorum hic.
Bir de kendi yaptigim malliklari da fark ediyorum ve ne malmisim yhaa diyorum.

Önemsememek, affetmek, üzerinde durmamak lazim.
Üzerine düşünmek, anlamaya calismak ve hatta kin tutmak cok ama coook gereksiz.
0
sonsuz
(04.07.25)
Dedikodu malzemesi arayan tipler oluyor bunlar genelde
0
kullanicadi
(04.07.25)
Yalnız kalıp kendilerine eğlence aradıklarını ya da hala kıskançlıklarının sürdüğünü, özel yaşamımıza burun sokmak istediklerini düşünüyorum.
Kapı kapanmıştır artık. Asla iletişim kurmam.
İşim dolayısıyla yıllar sonra karşılaştıklarım oluyor. Ben istemediğim halde telefonlarını veriyorlar. Eklemiyorum.
0
pro9it9is9
(04.07.25)
Çocuklukta hepimiz bir sürü hata yapmışızdır. Adı üstünde çocuktuk çünkü. Ama çocuklukta yaptığı hatadan hala sorumlu tutulan insanlar olduğunu görmek ilginç geldi bana. Biraz abartmıyor musun?

Ekle insanı. Böyle böyleydi, şimdi, hayırdır? de. Belki bir şey söyler. Belki özür diler. Hak verirsin falan. Güzel olur. Bahar gelir, çiçekler açar.

Tuttuğumuz kinle mi ölüp gidelim. Mezara kadar mı diyelim. Sünger çekmeyelim mi hiç, affetmeyelim mi?
0
Mirket
(04.07.25)
Çocukluk denmiş de, iş yaşamında da böyle tipler oluyor. Nöbette gürültü yapıp son ses radyo açmış bir personeli yöneticisi olarak uyardığım için sabaha kadar beni rahatsız eden kişi yıllar sonra Instagram'dan istek gönderiyor. Böyle basit intikamlar peşinde olan bir kişiyle ne arkadaşlığı yapacağım ki.
0
pro9it9is9
(04.07.25)
Kendine yeni av ariyordur. Predator stalker tipler gibi geldi bana verdiğin örnekler.
Ama onların dışında öyle aklına gelmiş, önerilerde görmüş vs de olabilir pekala sorunun cevabı.
0
encokbenisevinnolur
(04.07.25)
@Mirket, kin tutmuyorum ki. Yani benim için 6. sınıfta beraber okuduğum, beni de sevmeyen, bullylemeye çalışan birisiydi. Ben de onu sevmezdim ve birbirimizle hiçbir iletişim kurmazdık. Yani 6. sınıfta toplasan 10 kere anca konuşmuşuzdur. Bu sebeple ısrarla eklemek istemesi garip geliyor. Ben kin tuttuğum için değil bu durumu yadırgamam. Yani biz canciğer değildik o zaman. E birbirimizi tanımıyoruz da, hem yetişkin olduk tanımıyoruz hem de çocukken de tanımıyorduk çünkü arkadaş değildik, niye ekleşiyoruz? sorgulaması daha çok yaşadıgım.

Mesela kuzene daha çok takıldım, çünkü silip sonra eklemeyince üzülmüştüm. Ne yaptım ki ya ben? dedim. Aileler hâlâ görüşüyor gelip gidiyor, ben başka bir ülkedeysem bile... Ne bileyim, çocukluğumuz beraber geçmiş, öyle feed de spamlemiyorum, bunlara mesaj atıp darlamıyorum, arada foto paylaşırlarsa beğeniyorumdum o kadar. Hani bin kişi içinden tutup sadece beni silmesi kırmıştı ama sonra üçüncü günün şafağında onu da aştım elbette. Beş yıl geçmiş, şimdi beni ekliyor. Ahsjdk
0
🌸alice in potatoland
(04.07.25)
hayatları o kadar sıkıcı ki eski şeylere dönüyorlar, başka açıklaması yok.
0
deartheodosia
(04.07.25)
salt merak bence. sen ne durumdasin onu tartmak istiyorlar.
boyle tipler herkesin hayatinda var.
0
cooperr
(04.07.25)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.